Archive for » Ağustos, 2011 «
İran’dan Türkiye’ye üstü kapalı tehdit
New York Post gazetesi, Tahran’ın üst kapalı biçimde Türkiye’yi tehdit ettiğini öne sürerken İran’ın dini lideri Hamaney’in sert sözlerine yer verdi
27 Ağustos 2011 Cumartesi, 13:48:52
.İlgili Haberler
İran’dan zehir zemberek Türkiye çıkışı!
Tahran affetmedi!
İran: PJAK Ermenistan’da
Nükleer müzakereler yeniden başlayabilir
Tüm ilgili haberler
.Suriye rejiminin yıkılmaması için yoğun çaba harcayan İran’ın Türkiye’yi “üstü kapalı tehdit ettiği” yorumları yapılıyor.
New York Post gazetesi, İranlı Kayhan gazetesinin kullandığı “Türkiye bilmeli ki İslam Cumhuriyeti, Suriye’ye yönelik komploların başarısızlığını sağlamak için elindeki tüm olanakları kullanacak” ifadelerine vurgu yaptı.
New York Post gazetesinin tanınmış yazarı İran doğumlu Ortadoğu uzmanı Amir Taheri, “Suriye: Türkiye İran’a Karşı” başlığını kullandığı köşe yazısında Suriye ayaklanmasının “iki bölgesel rakip Türkiye ve İran arasında bir güç mücadelesine” yol açtığı yorumunu yaptı.
Türkiye’nin bir süre tereddüt gösterdikten sonra Esad rejiminin daha fazla yürüyemeyeceği kararını vermiş gibi göründüğünü kaydeden Taheri, Türkiye’nin, Suriye muhaliflerinin toplantılarına ev sahipliğini yaptığını, petrol ve gaz ithalatına ambargo dahil, AB’nin yeni yaptırımlara “destek” ifade ettiğini belirtti.
Suriye’deki “25 milyar dolarlık yatırımları”yla Türkiye’nin elinde bazı kozların olduğunu belirten Taheri, Türkiye’nin, şirketlerinden Suriye’ye yeni sermaye enjekte etmemelerini istediğini de öne sürdü.
“TÜRK POZİSYONUNU BAZI BÖLGE GÜÇLERİ DESTEKLİYOR”
Yazıda Esad’ın iktidarı bırakması ve onun yerine de geçici bir yönetimin kurulması yönündeki Türkiye pozisyonunun, başta Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri olmak üzere, bazı bölgesel güçlerce desteklendiği belirtilirken “Avrupa Birliği de, sanki Türkiye’nin Suriye konusunda öncülük etmesini istiyor” denildi.
Buna karşın gazete, “bazı Arap ülkeleri, tarafsız kalıyor çünkü Türkiye’nin geçiş stratejisinin, ABD’nin sağlam desteği olmadan kredibilitesinin bulunmadığına inanıyorlar” diye yazdı.
İRANLI GAZETEDEN TÜRKİYE UYARISI
Bu plana İran’ın karşı çıktığı vurgulandığı köşe yazısında İran’ın Suriye’ye sağladığı destekle ilgili bazı ayrıntıları verdikten sonra İran’ın, haziran ayına kadar Suriye konusunda tam kararını vermediği gibi göründüğünü ancak şimdi dini lider Ali Hamaney’in net bir biçimde Esad’ın lehinde ağırlığını koymaya karar verdiği yorumunu yaptı. Yazıda şöyle devam edildi:
“Hamaney’in görüşlerini yansıtan günlük Kayhan gazetesi, bu hafta bir başyazısında ‘Komplocuların Suriye’de başarılı olmasına izin veremeyiz. Suriye’yi hedef alanlar, aslında İran’daki İslam Devrimini hedef alıyor’ dedi. Gazete ayrıca, ‘Türkiye bilmeli ki İslam Cumhuriyeti, Suriye’ye yönelik komploların başarısızlığını sağlamak için elindeki tüm olanakları kullanacak’ uyarısında da bulundu.”
TERÖRÜ YENİDEN HAREKETE GEÇİRME TEHDİDİ
New York Post yazarı, Kayhan gazetesinin “uyarı”sı ile ilgili, “Üstü kapalı tehdit, Tahran’ın, Türkiye’ye karşı mücadele eden terörist grupları yeniden aktif hale getireceğidir. Aslında İran Kürt İşçi Partisi’nin (PKK) silahlı unsurlarının hareketlerine koyduğu yasağı şimdiden kaldırdı” değerlendirmesinde bulundu.
İsyancıların hedefi Kaddafi ailesinin lüks evleri! GALERİ
Zenginlik ve gösteriş sembolü evler birer enkaza dönüştü
26 Ağustos 2011 Cuma, 08:42:08
.İlgili Haberler
50 ülke Libya Ulusal Geçiş Konseyi’ni tanıdı
Kaddafi’nin üvey kızı yaşıyor olabilir
İngiliz jetleri Kaddafi’nin memleketini bombaladı
Kaddafi güçleri Trablus’taki havaalanını bombaladı
Tüm ilgili haberler
İlgili Foto Galeri İsyancıların ilk hedefi Kaddafi ailesinin…Galeriye gitmek için tıklayınız.HABERTURK.COM / DIŞ HABERLER SERVİSİ
İsyancıların, yağmacıların hedefi Libya’nın en güçlü kişi Kaddafi ve ailesinin lüks içindeki evleri oldu.
Galeri için tıklayınız…
Muammer Kaddafi’nin oğlu Al-Saadi hızlı arabalara, yatlara ve futbola olan düşkünlüğü ile biliniyordu. Evinin arka bahçesi bu pahalı oyuncaklarla doluydu. Kız kardeşi Ayşe ise kapalı yüzme havuzu ve saunası bulunan iki katlı bir villada yaşıyordu.
Kaddafi ailesinin aşırı lüks içindeki evleri, Libya’nın kontrolünü ele geçirmeye başlayan muhaliflerin ilk hedefleri arasında yer aldı.
Komşuları, korumaların terk etmesi ve isyancıların ele geçirmeleriyle, zenginlik ve gösteriş sembolü evlerin birer enkaza dönüştüğünü söylüyor. Ayşe Kaddafi’nin komşusu Muftah Shubri, evle ilgili olarak “havuzda hala şişme bir bot duruyordu. Evin haline, gördüklerime inanamadım” ifadesini kullandı.
Kaddafi’nin çocuklarının yaptıkları magazin basının da konusu olmuştu. Kaddafi’nin ’yaramaz çocuğu’ Hannibal Kaddafi, Cenevre’de bir lüks otelde iki görevliye kötü muamele yaptığı gerekçesiyle, eşiyle birlikte gözaltına alınmıştı. Hannibal, ayrıca ABD’li pop yıldızı Beyonce’ye yılbaşı gecesindeki özel bir konseri için 1 milyon dolar ödemişti.
İsyancılardan biri, evden büyük bir şişe içki, Dizel marka jean pantolon ve yaldızlı diş fırçası aldığını söylüyor. Gneidi adlı isyancı özel mülklerin yıkımına izin verilmediğini, sadece Kaddafiye ait güç sembollerinin yağmasına izil verildiğini kaydetti.
Kaddafi altın rezervi boşaltılmış?
Eski bir banka yöneticisi, Muammer Kaddafi’nin ülkenin 10 milyar dolarlık tahmini altın rezervini, koruma satın almak ve gerilla savaşları için kullanmış olabileceğini söyledi.
Trafikte bu araçlara dikkat!
Her gördüğünüz kırmızı-mavi çakar lambalarıyla yol isteyen, emniyet şeridinden son sürat ilerleyen aracı koruma zannetmeyin
27 Ağustos 2011 Cumartesi, 12:53:31
Trafikten sıyrılmak için 30-60 TL arasında satılan bu lambaları alan birçok uyanık var. Yoğun trafikte ilerliyorsunuz. Arkanıza kırmızı ve mavi çakar lambaları olan sivil plakalı bir otomobil yanaşıyor, sizden yol istiyor. Ya da siz sıkışık trafikte adım adım ilerlerken, çakar lamba takmış lüks bir araç emniyet şeridinden son sürat geçip gidiyor. Polise ait sandığınız aracın sürücüsü, 30 ile 60 TL arasında satılan çakar lambalardan taktırıp trafikten kurtulma yolunu seçmiş biri olabilir. Hürriyet’in haberine göre, polise sıkça giden şikâyetlerden biri de sahte çakar lambalı lüks araçların emniyet şeridini kullanması. İstanbul polisi ayda ortalama 20 sürücüye, Karayolları Trafik Kanunu’nun 26’ncı maddesi gereğince 66 TL para cezası kesiyor. Sürücü, çakar lambaları orada sökmek zorunda. Yoksa otomobili çekiciyle otoparka götürülüyor.
30-60 TL ARASINDA
Kırmızı ve mavi çakar lambalar, sürücülerin trafikten kurtulma yollarından biri haline geldi. Bu lambaları takan sivil araçlar, emniyet şeridine giriyor, vatandaşlardan yol istiyor. Yol vermeyenlerle sözlü tartışmalara bile giriyor. İstanbul’un trafik çilesini çekmek istemeyen uyanık sürücüler, 30-60 TL arasında değişen fiyatlarla satılan çakar lambaları alarak, aracın ön kısmına monte ettiriyor. Çoğu zaman polis zannedilen bu sürücüler, vatandaşlardan yol alarak kısa sürede gitmek istedikleri yere varabiliyor.
KORUNAN ARAÇLAR İÇİN
Çakar ve tepe lambalarıyla ilgili bilgi veren üst düzey bir emniyet yetkilisi, “Koruma ve korunan araçlar bu lambaları kullanabilir. Ancak kullanılacağına da oradaki polis karar verecek. Gereksiz yere trafik kurallarını ihlal etmesi için o yetki verilmiyor. Trafik olan bir yerde, eğer korunan araç için risk varsa kullanılabilir. Ancak bir yere yetişmek için yapılıyorsa bu yanlış” dedi.
“SÜRÜLMEKTEN KORKUYORUZ”
BİR trafik polisinin söyledikleri ise çok dikkat çekici. İsmini vermeyen polis memuru, “Aslına bakılırsa trafik polisleri bu konuda sürülmekten korkuyor. Çakar lamba olan bir araca ceza kesiyor. Eğer ceza kestiği otomobil bir işadamına aitse, sonu kötü olur diye düşünüyor. Bunun da aşılması gerekiyor” diye konuştu.
BU MESELEYİ AVUKATLARIM ÇÖZER”
Musti-Gülben ikilisi, yaz başı sözleri Mustafa Sandal’a ait ‘Şıkır Şıkır’ adlı şarkıya düet yapmıştı. Bu şarkıyı Ekim’de çıkaracağı yeni albümüne koymaya hazırlanan Sandal; Gülben Ergen’in albümünde şarkının remix’ini görünce çıldırdı.
Günaydın’dan Başak Çokan’ın haberine göre Sandal, “Şarkının söz yazarı olarak benden ve bestecisi Amr Mostafa’dan izin almaları gerekiyordu ama almamışlar. Bana ait bir şey, benden habersiz çalındı. Bu düpedüz hırsızlık… Teknik olarak bu konu artık avukatım tarafından takip edilip mahkemeye taşınacak” dedi.
Kurdu elleriyle boğduHayati YALÇIN/KELKİT (Gümüşhane)27 Ağustos 2011GÜMÜŞHANE’NİN Kelkit İlçesi’nde kurt saldırısına uğrayan 60 yaşındaki Necdet Mutlu, vahşi hayvanı elleriyle boğarak öldürdü.Olay ilçe merkezine yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Akdağ Köyü’nde bu sabah saatlerinde meydana geldi.
Evinin önünde oturan Necdet Mutlu, aniden beliren bir kurtun saldırısına uğradı. Kurtla boğuşan 4 çocuk babası Mutlu, elleri ve sol yanağından yaralanmasına rağmen, vahşi hayvanı elleriyle boğarak öldürdü. Kelkit Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Necdet Mutlu, buradaki ilk müdahalenin ardından Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’ne sevk edildi
İran ambargo tanımıyorA.A27 Ağustos 2011İran, çok amaçlı kullanımı olan karbon elyafın yerli üretimine başlandığını bildirdi.İran’ın resmi haber ajansı IRNA, Savunma Bakanı Ahmed Vahidi’nin de katıldığı törenle karbon elyaf üretimine başlandığını duyurdu.
Vahidi, törende yaptığı konuşmada, karbon elyafın çok amaçlı kullanım alanı olduğunu, bu maddenin dünyada sadece on ülkede üretilebildiğini söyledi.
İran’a uygulanan ambargolar listesinde yer alan karbon elyafı stratejik bir ürün olarak değerlendiren Vahidi, ürünün İranlı mühendislerce yerli imkanlarla üretildiğini ifade etti.
Vahidi, karbon elyafın füze, uçak ve hafif silah teknolojisinin yanı sıra uzay ve havacılık, sanayi, rüzgar santralleri, inşaat, petrol, doğal gaz, taşımacılık ve spor alanlarında kullanıldığını belirtti.
Savunma sanayine yeni ürünlerin kazandırılmasında da yararlanılacak karbon elyafların, ülkenin caydırıcılık gücünü artırdığını kaydeden Vahidi, başarıda imzası bulunan ilgili kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.
Karbon elyafın, İran Havacılık ve Uzay Kurumu bünyesindeki tesislerde üretimine başlandığı belirtildi
Ebu Müslim Horasani Kürt müydü? Belgesiz tarihçilik kendi kendini aldatmanın en kolay yoludur” diyor akademik tarih kitapları yayınlamak için kurduğu Selenge Yayınlarının sahibi olarak, Türk tarihiyle ilgili birinci el kaynakları günümüz Türkçesine kazandıran ve Türk boylarına ait yazarların kaleme aldığı eserleri Türkçe’ye kazandırmayı sürdüren araştırmacı yazar D. Ahsen Batur.
Dilbilgisi uzmanlığının yanı sıra Tarih araştırmaları ile de dikkat çeken D. Ahsen Batur’un son kitabı Kürdoloji Yalanları adını taşıyor.
Girişinde L.N. Gumilev’in “Bir halkın tarihini biraz da onun düşmanlarının ne yazdıklarına bakarak okumak gerekir” sözünü taşıyan eserde, Kürt teriminin baştan sona t ile değil d ile yazımı dikkat çekiyor. “Kürdler ve Kürd tarihçiliğine kısa bir bakış”, “Hint Avrupa dilleri”, “Behram Çupin Kürdmüydü”, “Kürdlerin tarihi 50 bin yıl öncesinden başlar!”, “Acem sahabe olur da Kürd sahabe olmaz mı”, “Hattiler, Hittitler kimin atası”, “kim bu karduklar”, “hayali bir halk: Zelaniler”, “Bermekiler Kürd mü, Acem mi, Hintli mi”, “Sindiler kürd mü Çerkes mi”, “Abdukadir Geylani Kürd mü, Arap mı, Acem mi?”, “Dürziler de Kürtmüş!”, Kürt Peygamberi Zerdüşt üzerine”, “Malazgirt Savaşı ve Kürdler” gibi ilginç konular tetkik ediliyor.
BATUR: BİRİNİN ÇIKIP BUNLARI ANLATMASI GEREKİYORDU
D. Ahsen Batur’un önsözü kitabın neden kaleme alındığını oldukça net olarak ifade ediyor:
“Bir Türk olarak Bozkurttan türeyiş efsanemi tarih kitaplarıma kazır, çocuklarıma okuturum; doğrudur, yanlıştır; efsanedir, gerçektir, bu yalnızca beni ilgilendirir. Çünkü tarihimin uzak geçmişteki bir dönemiyle ilgili efsane veya gerçek olay için kimseye hesap vermek zorunda değilim, kimse de bundan rahatsız olma hakkına sahip değildir.
Tıpkı bunun gibi, siyasi Kürtçüler de kendi gençleri için yazdıkları Kürd tarihliyle ilgili kitaplarından dolayı kimseye hesap vermek zorunda değildir. Vaktiyle yakın doğuda veya Mezopotamya’da Milat Öncesinde yaşamış herhangi bir halkı veya onlarca halkın tamamını yahut bazılarını kendilerine ata seçebilirler. Bu konuyla ilgili hayali belgeler, akla hayale gelmedik iddialar da öne sürebilirler. Tamamıyla kendilerini bağlar. Nasıl inanmak istiyorlarsa öyle inanırlar. Kendileriyle aynı ülkenin bir bölümünü paylaşıyor olmam hasebiyle, bunlar beni fazla ilgilendirmez. Kendi tarihlerini tamamen hayali bilgiler ve iddialar üzerine kuruyor olmaları onların problemi.
Ama romantik ve hatta militan tarihçilik, işi “bu topraklar tarihen bize aitti; sizler gelip topraklarımızı işgal ettiniz; Kürdler 10 bin kişilik ordusuyla gelip Alpaslan’ın safında yer almasalardı, siz Anadolu’ya giremezdiniz; dolasıyla Anadolu’nun kapılarını size bizler açıp verdik; biz de bu toprakların düşman istilasından kurtulması için sizin yanınızda savaştık, şehitler verdik, dolasıyla bu devletin asli unsuru ve kurucu üyesiyiz” deme noktasına getiriyorsa, artık bu iddialar beni ilgilendiriyor demektir. Çünkü hayali iddialarla başlayan bu söylentiler, bir süre sonra gençlerin kafalarında “haklılık” fikrini doğurmakta, tarihi gerçeklerle ilgisi olmayan “haklar” talep etmeye kalkışmaktadırlar ki bu durumda birinin çıkıp gerçekleri anlatması gerekiyordu”
EBÛ MÜSLİM HORASANİ KİMDİR?
Eserde yer alan çarpıcı başlıklardan biri de “Ebu Müslim Horasani kimdir?”…
Türkiye Cumhuriyeti’nin ders kitaplarında dahi Türk olduğu belirtilen ve pek çok Türk tarihçisinin Türk soyundan geldiğini iddia etti Ebu Müslim Horasani’nin Kürt araştırmacılarca Kürt ilan edilmesine dikkat çeken yazar, bakın onun kimliği konusunda neler kaleme almış.
Tarihte ün yapmış kişilere sahip çıkmak, onu kendinden saymak hemen tüm halklara özgü bir hastalıktır. İşte Horasani Müslim de onlardan biridir.
Kimine göre Türk, kimine göre Acem, kimine göre Arap, kimine göre de Kürd asıllı olan bu Ebû Müslim, gerçekten hangi mensuptur?
TÜRK OLDUĞU İDDİASI YALAN
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Ebû Müslim Horasani Türk değildir. Onun Türk asıllı olduğunu iddia edenlerin gösterebilecekleri tek bir tek belge, bir tek tarihi kaynak yoktur. Kürd ideologların(!) önemli şahsiyetleri sahiplenirken gösterdikleri saçma kanıtlar ne ise, Ebû Müslim Horasanî’nin Türk olduğunu söyleyenlerin gösterebilecekleri kanıtlar da odur. O yüzden Türk asıllı olduğu şeklindeki iddianın üzerini çizip konuya geçelim.
727 yılında kimi kaynaklara göre Isfahan bölgesindeki Cey şehrine bağlı Mâvâne köyünün mezrasında, kimi kaynaklara göre ise babasının Sencerd köyünden olması hasebiyle Merv yakınlarında, Kûfe’den getirdiği Veşîke adlı bir cariyeden Fayik mezrasında: dünyaya gelen Ebû Müslim’in gerçek adı bilinmemektedir. Fakat bastırdığı sikkelerinde geçen isminin Abdurrahman b. Müslim olduğu biliniyor.
Bartold, onun İsfahan’da dünyaya gelen Acem asıllı bir kişi olabileceğini belirtmektedir. Tarihi kayıtlara göre son derece soğukkanlı, ketum, hasûd ve kin aynı zamanda pek insafsız ve merhametsiz bir kişidir.”
Bazı kaynaklar onun bir köle ve hatta bir savaş esir olduğunu iddia ediyorlarsa da, İbn el-Esîr’e göre bir köle değil Herat veya Buşeng halkından birinin memlukü idi.
Efendisi İbrahim el-İmam’ı ziyaret ettiğinde Ebû Müslim de onunla beraberdi. Onun görünüşü, zeka fışkıran bakışları İbrahim el-İmam’ın dikkatini çekmiş ve onu efendisinden isteyerek azat etmişti. Sonraki birkaç yılı İbrahim el-İmam’ın yanında geçiren Ebû Müslim, bir eşeğin sırtında Horasan’a gider gelir ve Emevîlere karşı propaganda yapan İbrahim el-İmam’ın mektuplarını taşırdı. Hatta bir defasında Horasan’a giderken uğradığı bir handa birkaç serseri onun eşeğinin kuyruğunu keserler, ama yıllar sonra Ebû Müslim gücünün zirvesinde olduğunda bu hanın bulunduğu kasabayı yerle bir ettirecektir.
İbn el-Esir ve İbni Kesir, Ebû Müslim’in etnik mensubiyeti hakkında herhangi bir kayıt düşmemektedirler. Mesudî ise yalnızca “bazıları onun Arap asıllı olduğunu söylüyorlar” demekle yetinmiş; ama Acemliği veya Kürdlüğü konusuna değinmemiştir. Hatta Mesudî onun Küfe yakınlarındaki Hutraniyye köyünde bir köle iken satılıp azat edildiğini kaydetmektedir. Kimilerine daha çocukken esir düşmüştü. Abbas oğullarından bazı dâiler onu dört yüz dirheme satın aldılar. Onlardan da İbrahim el-İmam satın aldı ve onu Ebû en-Necm İsmail et-Tâî’nin kızıyla evlendirdi. Ebû Müslim’in bu kadından iki kızı oldu. Başında daima siyah sarık vardı. Bunu Peygamberin Mekke’ye girdiği gün başında sarık olmasından mülhem olduğunu söylerdi.
KÜRT OLDUĞU İDDİASI NEREDEN ÇIKTI?
Kürtlerin sahiplendikleri meşhur İbni Hallikân da esasen Mesudî’den farklı bir görüş belirtmemektedir: “İnsanlar, Ebû Müslim’in etnik mensubiyeti konusunda farklı görüşlere sahiptirler. Kimilerine göre Arap’tır, kimilerine göre Acem’dir ve kimilere göre de Kürd’dür.”
Sanıyorum siyasi Kürdçüler de buradaki kimilerine göre de Kürd’dür” ifadesine dayanarak söz konusu iddiayı- ortaya atmaktadırlar.
Gerçi İbni Hallikân, kime göre Kürd, göre Arap, kime göre Acem olduğu konusunda herhangi bir kavnak göstermemektedir ve muhtemelen duyduğu bazı söylentilere istinaden ve Ebû Delame’nin bir beytinde “zalimin tekisin ve ataların Kürd’dür” mısrasına dayanarak eserine böyle bir cümle girdirmiştir. İbni Tıktaka da Ebû Müslim’in soyunun çok karışık ve ihtilaflı olduğunu, mevcut durumda gerçek nesebini tespit etme imkânının bulunmadığını belirtmektedir.
Hatta bir defasında kendisine nesebi hakkında sorulduğunda “Annem, Umeyr b. Butayn el-Icelî’nin cariyesiymiş. Umeyr onunla yatmış ve bana hamile kalmış” demiş, bir başka defasında ise “Yaptığım işler, nesebimden daha önemlidir” cevabını vermiştir.
- Tarihçi Hasen İbrahim, onun gençlik çağına geldiğinde Abdullah b. Abbas’ın oğlu Sallîyt’in çocuklarından olduğunu iddia ettiğini belirtmektedir. Ama bu düpedüz bir yalandı ve nitekim Halife Mansur onu öldürtmeden önce suçlarını sayarken sırf kendisine asil bir aileden olduğu süsünü vererek teyzesi Asiye ile evliğini yüzüne vuracak ve sahtekârlıkla suçlayacaktır.
Aslında Ebû Müslim’in etnik mensubiyeti konusuna dikkatli yaklaşmak gerekir. Çünkü İbni Kesâr, el-Bidâye ve’n Nihâye- adlı eserinde, onun ismi hakkında farklı varyantlar vermektedir.
GERÇEK ADININ NE OLDUĞUNU TESPİT ETMEK GÜÇ
Onun kaydına göre Hatib “Onun adı Abdurrahman b. Şirun”, İbni İsfendiyar “Ebû Müslim el-Mervezi”, Ebû Nuaym el-Isbahani “Tarih-i lsbahan”da “Onun adı Abdurrahman b. Osman b. Yesar’dın Isbahan’da doğmuştur” derken, başka bir rivayette “Onun adı İbrahim b. Osman b. Yesar b. Sündüs b. Hüzün’dür. Zercumehir’de dünyaya geldi. Lakabı Ebû İshak’tı. Kûfe’de büyüdü. Babasının emanet ettiği İsa b. Musa es-Serrac tarafından yedi yaşındayken Kûfe’ye götürüldü. İbrahim el-İmam onu Horasan’a gönderdiğinde “Adını ve lâkabını değiştir” dedi” dendiğini belirtmektedir ki, bu farklı rivayetlere dayanarak onun gerçek adının ne olduğunu tespit etmek hayli zordur. Bartold’un sikkesi üzerinde yazılı kitabeye dayanarak adının Abdurrahman b. Müslim olduğu görüşü de şüpheyle karşılanmalıdır. Çünkü Ebû Müslim, piri kabul ettiği İbrahim el-İmam’ın tavsiyesiyle Horasan’a giderken adını değiştirdiğine göre, Abdurrahman b. Müslim onun gerçek adı değildi. Ebû Müslim ise zaten onun lâkabıdır. Muhtemelen Abbasi halifeliğinde ikinci adam durumuna yükseldikten sonra, vaktiyle halka kendisini takdim ettiği ismi değiştirmemiş ve kestirdiği sikkelerde onu kullanmıştır. Onun biraz da hilekâr olduğunu kitapta göreceğiz.
MÜKEMMEL ARAPÇA VE FARSÇA BİLİYORDU
Ebû Müslim’le ilgili detaylı bilgi verenlerden biri de Ez-Zehebi’dir. Zehebî’ye göre Ebû Müslim Şam’dan Horasan’a kadar eşek sırtı seyahat eden, sonra orayı ele geçiren, bir devleti yıkıp başka devlet kuran bir hükümdardır. Aynı yazarın başka bir kaydında Arapça ve Farsça’yı mükemmelen konuştuğu belirtilmekte, fakat etnik mensubiyeti hakkında herhangi bir not düşülmemektedir. Onun Arapça ve Farsça’yı mükemmelen konuştuğunu kaydeden tarihçi Ez-Zehebî ve İbni Hallikân, eğer Ebû Müslim Kürtçe’de konuşuyor olsaydı, herhalde onu da
Otobüsünde Can Pazarı
Manisa’nın Saruhanlı İlçesi’nde, İstanbul- İzmir seferini yapan yolcu otobüsü, tarlaya uçtu.
Vakit Kaybetmeyin İngilizce Dil Eğitiminizi TamamlayınManisa’nın Saruhanlı İlçesi’nde, özel bir turizm şirketine ait İstanbul- İzmir seferini yapan 35 AV 2413 plakalı yolcu otobüsü, iddiaya göre şoför İsmail Eriş’in direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu tarlaya uçtu. Kazada 2′si ağır 48 kişi yaralandı.
Akhisar- Saruhanlı arasındaki İshak Çelebi Beldesi yakınlarında, saat 02. 30 sıralarında, İstanbul – İzmir seferini yapan İsmail Eriş yönetimindeki otobüs, iddiaya göre düz yolda şoförün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki tarlaya uçtu. Yan yatarak durabilen otobüste şoför Eriş ile yolculardan Hüseyin Görür ve Ceren Daver Ozansoy (29) ağır yaralanırken, personelle birlikte 45 kişi hafif yaralandı.
Yoldan geçerken kazayı gören sürücüler durumu sağlık, AKS ve jandarma ekiplerine bildirdi. AKS ekipleri kaza sırasında savrularak şoför mahalinin 2 sıra arkasında koltukların arasına sıkışan şoför Eriş ile sıkışan bir yolcuyu yoğun uğraş sonucu kurtardı. Sağlık ekipleri yaptıkları ilk müdahalenin ardından yaralıları ambulanslarla Akhisar Kirazoğlu Devlet Hastanesi, Manisa Devlet Hastanesi, Manisa Merkez Efendi Devlet Hastanesi, Saruhanlı Devlet Hastanesi, Celal Bayar Üniversite Hastanesi ile Ege Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırdı.
Otobüsün arkasındaki bir araçtan gelen ve kurtarma çalışmalarına katılan Ercan Özel, “Otobüs zigzag çizerek gidiyordu. Sonunda tarlaya uçtu” dedi. Jandarma kazayla ilgili soruşturma başlattı.
YARALILARIN İSİMLERİ VE KALDIRILDIKLARI HASTANELER
Manisa DEVLET HASTANESİ
Şoför İsmail Eriş (47), Hakkı Kızılırmak (23), Savaş Tibet (24), Ceren Beytaşoğlu (24), polis okulu öğrencisi Ferhat Karasu (29), Filiz Akkaş (24) ve Volkan Mazman (28)
Celal Bayar UNİVERSİTESİ HASTANESİ
Belce Balcık (28), Behre Balcık (26), Gülay Tekin (38), Cengiz Tekin (37), Müge Ergün (27), Zehra Nilgün Ergün (57), Öykü Özer (21) ve Hüseyin Görür
MERKEZ EFENDİ DEVLET HASTANESİ
Ramazan Güvenç (55), Yaşar Karaer (38), Fatma Kalınkaya (42), Ersen Aksoy (25), Aslı Alay (33) ve Ersin Aydın Aktaş (38)
GRAND MEDİCAL
Zeynep Gizem (26), Bedia Uysal (38), Hatice Özgen (33), Ayşe Hürrem Aydın (34), Yeliz Evren (26), İbrahim Haluk Bayraklı (43), Sema Bayraklı (32), Bayrem Evren (30), İpek Demirbey (23), Mine Ergin (25) Yemen Yenice (25), Ayşe Nihan Memioğlu (23), Engin Tufan (32), Fatma Necla Ergünol (53), Melis Memioğlu (17), İsmail Peker (40), Tevfik Çağrı Dural (25), Çiğdem Doğan Ali (25), Metin Çelik Etin (25), Merve Biçer (25), Mehmet Yüce Bilgen (27), Arife Yılmaz (25) ve Umut Sultan (26) manisa sohbet etmeky olan yoluclar resimleri manisasohbet ederki resimleri manisasohbet etmek olan yoluylar yaralılar
Emniyet Müdürlüğüne Roketli Saldırı
Hakkari’nin Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına roketli saldırı düzenlendi.
Vakit Kaybetmeyin İngilizce Dil Eğitiminizi TamamlayınHakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına PKK’lı teröristler tarafından roketatarlı saldırı düzenlendi. Saldırıda can kaybı yaşanmazken, ilçe merkezinde geniş çaplı operasyon başlatıldı.
Roketatarlı saldırı, saat 21. 00 sıralarında Cengiz Topel Caddesi üzerinde bulunan Hükemet Konağı yanındaki İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına yapıldı. Terör örgütü PKK’lılar tarafından atılan iki roketatar mermisi, iki katlı olan binanın ikinci katının duvarlarına isabet eti. Yapılan saldırıda can kaybı yaşanmazken, binanın duvarlarında hasar meydana geldi. Saldırının hemen ardından polis havaya ateş açarken, cadde üzerinde toplanan kalabalığı dağıtmak için de gözyaşartıcı bomba kullandı. Büyük paniğe neden olan roketatarlı saldırının ardından ilçedeki esnaf ise kepenk kapattı.
Yüksekova Kaymakamı Üzeyir Aziz Özeren, roketatarlı saldırının Merkez Camisi civarından yapıldığını tahmin ettiklerini belirtirken, saldırıyı gerçekleştirenlerin yakalanması için de geniş çaplı operasyon başlatıldığını söyledi
Çukurca Saldırısında Flaş Gelişme
Çukurca’da biri binbaşı 8 asker, bir korucunun şehit olduğu saldırıya ilişkin önemli bir gelişme yaşandı.
Vakit Kaybetmeyin İngilizce Dil Eğitiminizi TamamlayınHakkari-Çukurca karayolunda meydana gelen patlamaya ilişkin terör örgütü PKK üyelerine yardımda bulunduğu iddia edilen şüphelilerin de aralarında bulunduğu 17 kişi gözaltına alındı.
Edinilen bilgiye göre, Özel Yetkili Van Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’nin, terör örgütü PKK’nın bölgede gerçekleştirdiği eylemlere yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, İl Jandarma Komutanlığı ile İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri sabah saatlerinde, kent merkezi ile köylerdeki bazı adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi.
Operasyonda, 17 Ağustos’ta 8 askerin şehit olduğu, Hakkari-Çukurca karayolundaki patlama ile ilgili terör örgütü üyelerine yardım ettikleri öne sürülen şüphelilerin de aralarında yer aldığı 17 kişi gözaltına alındı.
Zanlıların İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığındaki işlemleri devam ediyor.
