Archive for » Eylül, 2011 «
Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde ’Yaşam Boyu Onur Ödülü’ alan Adanalı ünlü yönetmen Ali Özgentürk’ün, aynı hikayeden esinlenerek çektiği ’Beni Sev’ ve ’Görünmeyen’ adlı iki filminin galası büyük ilgi gördü. Salonda yer kalmayınca bazı izleyeciler ayakta izledi.18’incisi yapılan festivalin, ’Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’ bölümünde büyük ödül için yarışan 14 filmden biri olan ’Beni Sev’ ile ’Görünmeyen’ adlı filmlerinin merkez Çukurova İlçesi’ndeki Metropol Sineması’nda yapılan galasına haberci eşi Saynur Tezel ve filmin oyuncusu Hakan Eratik’le birlikte katılan Özgentürk’ü hemşehrileri yalnız bırakmadı. Filmin ilk gösteriminin yapılacağı salon tamamen dolarken, bazı izleyiciler ayakta kaldı.
Festival konuklarının da izlediği gösterimden önce açıklama yapan Özgentürk , aynı salonda arka arkaya gösterime giren filmlerinin ilk kez memleketinde gösterime girmesinden dolayı gurur duyduğunu söyledi.
’AYNI HİKAYE, İKİ AYRI FİLM’
İki filmde de aynı oyuncular ve ekibin görev aldığını belirten Özgentürk, şöyle konuştu:
“Aslında ’Görünmeyen’ filmi çatısı altında iki film yaptım. Aynı hikayeyi iki ayrı yapıda yorumlamak istedim. İki ayrı yorum, iki ayrı montaj, farklı dramatürjü, farklı sahneler ve farklı bir sinema diliyle ortaya iki ayrı film çıktı. Aynı oyuncular ve aynı mekanlarla iki ayrı film ortaya koydum. ’Görünmeyen’ filminde Bela Bartok’un 1936 yılında Anadolu’da yaptığı gezi üzerine kurduğum hikayede Bartok’u çevresindeki karakterle birlikte işledim. ’Beni Sev’ filminde ise ise bugünün iki genç insanının, tutkunun yaraları içinde sıkışmışlığını anlatmaya çalıştım. Araştırmadım ama dünya sinema tarihinde ilk defa aynı hikayenin iki farklı yorumuyla yapılmış olan bu iki filminin dünya galasını doğduğum şehir olan Adana’da yapmaktan büyük keyif duyuyorum.”
Filmin oyuncularından Hakan Eratik ise “Müthiş bir duygu. Sinema çok emek isteyen bir iş ve emeğinizin karşılığını görmek istersiniz. Heyecanla bekliyoruz. Umarım çok kişi filmimizi izler” dedi.
’FİLMLER GELECEK YIL VİZYONA GİRECEK’
Ali Özgentürk’ün yönetmenliğini, senaryo, kurgu ve yapımcılığını üstlendiği filmlerin müziğine Muzikotek ve Aytuğ Yargıç imzasını attı. Hakan Eratik, Sezen Aray, Ferda Işıl, Udo Kier, Gürgen Öz, Muhammet Uzuner, Ahmet Mekin ve Halil Ergün’ün rol aldığı ’Beni Sev’ filmi, köylü Recep ve paralı aile kızı Ebru’nun, Recep’in doğduğu köye yaptıkları yolculuğu anlatıyor.
’Görünmeyen’ filminde ise Bela Bartok’un Anadolu’da yaşadıkları konu ediliyor. Festivalde özel olarak gösterilen filmlerin gelecek yıl gösterime girmesi planlanıyor
Enerji Bakanı Taner Yıldız, Akdeniz’deki petrol sondajı için araştırma gemisi Piri Reis’in yarın Akdeniz’e doğru yola çıkacağını söyledi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yıldız Akdeniz’de suların ısınmasını beklemediklerini belirtti. İşte Bakan Yıldız’ın açıklamaları:“Sismik Piri Resi gemisi yarın yola çıkacak. Araştırma gemimizi yarın bölgeye yollayacağız.
Başbakanımızın imzaladığı bu anlaşmanın özellikle denizlerde faaliyet gösteren şirketlere karşı tasnife gitmemize neden oluyor. Bu bölgede uluslar arası hukuka aykırı davranan firmaların, bizim yapacağımız çalışmalarda listede yer alamayacağını söylemeliyim. Bu tür firmaların olmamasına özen göstereceğiz.
Başkaları gibi tahrikkar olmayacağız. Akdeniz’de suların ısınmasını beklemiyoruz
EN UZUN SÜRE YAYINLANAN DİZİLER
TV ekranlarında yeni sezonla birlikte onlarca dizi de boy göstermeye başladı. Bu dizilerden bazıları izlenme rekorları kıracak bazıları da reyting canavarının kurbanı olup tarihin tozlu sayfaları arasında yerini alacak.
Biz de geriye doğru bir yolculuğa çıkıp ekrana damga vuran ve yıllarca yayınlanan dizileri bir kez daha hatırlayalım istedik. Türkiye’de en uzun süre ekranda kalan dizi hangisi, peki tam 72 yıl boyunca yayınlanıp sonra seyirciye veda eden dizi.. İşte reyting rekorları kıran dizilerin
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, İbrahim Şahin’in talimatları doğrultusunda suikast ve tedhiş planlarını gerçekleştirmek için oluşturulan S-1 listesinde adı yer aldığı iddia edilen özel harekat polislerinden Kemalettin Balcı’nın savunması alındı.
Bir süre tutuklu yargılandıktan sonra tahliye olan Balcı, halen Iğdır Özel Harekat Şubesi’nde görevli olduğunu belirterek, Hakkari Özel Harekat Şubesi’nde görevliyken müdürü olan Servet Kaynak’ın Antalya’ya atandığını ve Ekim 2008′de kendisine telefon ettiğini söyledi.
Balcı, ”Servet Kaynak, bizim şube müdürümüzdü. Kendisine güvenirim. Servet Amirim telefon edip ‘Yurt dışında göreve gelir misin?’ diye sorunca kabul ettim. O dönemde oğlum hastaydı. Ameliyatı için Erzurum Atatürk Üniversitesine gitmiştik. Çok da düşünecek durumda değildim. Bütün bilgilerim, benim bilgimin dışında İbrahim Şahin’e iletilmiş. Bilgilerin İbrahim Şahin’e verileceğini bilsem böyle bir görevi kabul etmezdim” dedi.
Balcı, çapraz sorgusu sırasında ”Kaynak, artık amiriniz değil. Daire başkanlığında da çalışmıyor. Başka ilde. Size emir verme yetkisi var mı? Hele yurt dışı görevi hiç veremez. En fazla torpil, referans olabilir” şeklindeki sözler üzerine şunları kaydetti:
”Kaynak, ‘görev yazısı gelecek’ demişti. Uzun süreli olacağını söylemişti. Ben bilgilerimi güvendiğim, hiçbir olumsuzluğunu görmediğim amirime gönderiyorum. ‘Yurt dışına gelmiyorum’ desem bunlar başıma gelmeyecekti. Ben ‘Torpil ile değil, hakkımla yurt dışı göreve gitmek istiyorum’ dedim. Yurt dışı göreve gidenlere yüksek maaş verilir, buradaki maaşları da devam eder.”
Balcı, ilçelere gelen devlet büyüklerinin korunmasında görev yaptığını belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da yol güzergahındaki güvenliğinde görevli olduğunu söyledi.
MUSTAFA BALBAY
Tutuklu sanık Mustafa Balbay da terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla yargılandığını anımsatarak, geçen gün koğuşa gittiğinde televizyonda Hrant Dink cinayeti davasına bakan savcının ”Cinayetin Ergenekon terör örgütünün Trabzon’da faaliyet gösteren bir hücre yapılanması tarafından işlenmiş olduğu değerlendirilmektedir” şeklindeki mütalaasını gördüğünü söyledi.
Balbay, ”(Ergenekon işlemiştir) dediğini duydum. Hüzünle karşıladım. Biz burada acı çekiyoruz. Empati yapmanızı diliyorum. Gerçeğin ortaya çıkmasını istiyoruz” dedi.
Dava kapsamında ifadeleri alınan özel harekat polisleriyle hiç bağlantılarının olmadığını ifade eden Balbay, ”Polislere baktım, hepsi civan gibi delikanlılar. Ancak hiçbirini tanımıyorum. İlk kez burada gördüm. İfadesi alınan sanıklar her soru sorulduğunda ‘Servet Kaynak’a sorun’ diyor. Emir düzeyinde olmuş. Kaynak, 32 ay tutuklu kaldıktan sonra 5 hafta önce tahliye dildi. Keşke 32 ay serbest kalsaydı da şimdi burada olsaydı. Kaynak, her şeyin sorulacağı gün ortada yok” diye konuştu.
Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese de Kaynak’ın savunmasının alındığını, bu konuların Kaynak’a sorulduğunu, gerekirse mahkemeye çağrılabileceğini söyledi.
Balbay da ”Siz sonra bakarız diyorsunuz ama biz tutukluyuz. Acı çekiyoruz” diyerek, sanıkların her sorunun muhatabının Servet Kaynak olduğu anlamına gelen cevaplar verdiğini anlattı.
Kemalettin Balcı da ”Servet amirim de olsa benim söyleyeceklerim bunlardan ibarettir” derken, Balbay ”Servet Kaynak burada olsaydı her şey ortaya çıkacaktı” diye konuştu.
MECLİS TUTANAKLARINI İNCELEYECEK
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in Ağustos ayındaki duruşmada verdiği ”1996′daki Susurluk kazası sonrasında TBMM bünyesinde oluşturulan komisyona ‘Ergenekon’ örgütü konusunda ihbar gitmiştir. ‘Ergenekon örgütü’ bir ihbar telefaksı olsa dahi TBMM’nin bilgisi dahilindedir. O zaman yapılamayan araştırmanın bugünkü TBMM’ce yapılıp yapılmayacağı kuşkusuz ki yüce meclisin takdirinde bulunmaktadır” şeklindeki mütalaasına atıfta bulunan Balbay, ”Meclis tutanaklarını getirtip, Ergenekon’un nasıl geçtiğine bakacağım. Burada paylaşacağım” dedi.
Duruşma, Kemalettin Balcı’nın çapraz sorgusuyla devam ediyor.
Bu arada, duruşmaya ara verildiği sırada salondaki sanıkların, yakınlarına, yağmur nedeniyle koğuşları su bastığını söylediği duyuldu. Suyun camlardan geldiğini belirten sanıklar, suyu havlular ve gazete kağıtlarına sardıkları atletleriyle engellemeye çalıştıklarını belirttiler
Başbakanlık Basın Merkezinin internet sayfasındaki bilgiye göre, bugün saat 17.00 itibariyle AFAD tarafından 105 milyon 500 bin lira, Diyanet İşleri Başkanlığınca 198 milyon lira, diğer kampanyalar kapsamında da 191 milyon 600 bin lira toplandı. Yardımların toplam tutarı 495 milyon 100 bin lira oldu.
Türkiye’nin hedefi 500 milyon TL…
Ayrıca, Başbakanlık AFAD koordinasyonunda Somali’ye 9 uçak, 7 gemi ile 49 milyon lira tutarında ve yaklaşık 17 bin ton ağırlığında insani yardım malzemesi gönderildiği; nakliye, dağıtım, güvenlik hizmetleri ve diğer giderler ile birlikte toplam yardım miktarının 67 milyon lira olduğu belirtildi
KENE ISIRIKLARIYLA BULAŞAN HASTALIKLAR
VE KIRIM-KONGO KANAMALI ATEŞİ
1-Kenelerle bulaşan çeşitli hastalıklar vardır. Bunların başlıcalarını şöyle belirtebiliriz:
· Tifüs (Boutounesse ateşi ) (R. conorii)
· Tularemi (F. tularensis)
· Q ateşi (Coxiella burnetii)
· Kene ile bulaşan tekrarlayan ateş (Borrelia sp)
· Lyme hastalığı (Borrelia burgdoferi)
· Kırım-Kongo Hemorajik Ateş (KKKA)
· Kayalık dağlar benekli ateşi (R. ricketsii)
· Babeziyoz (Babesia microti)
· Colorado kene ateşi (Coltivirus)
· Erlihiyoz (E. chaffeensis, E. phagoctophila)
2-Kenelerle bulaşan hastalıkların hepsi Türkiye’de görülmemektedir. Bunların bazıları ülkemizde görülmektedir. Bunları şöylece belirtebiliriz:
· Tifüs (R. conorii)
· Q ateşi (Coxiella burnetii)
· Tularemi ( F. Tularensis)
· Kene ile bulaşan tekrarlayan ateş (Borrelia sp)
· Lyme hastalığı (Borrelia burgdoferi)
· Kırım-Kongo Hemorajik Ateş (KKKA)
3-Kırım Kongo Hemorajik Ateşi ne zaman ortaya çıkmıştır?
İlk kez 1944’de Kırım’da tanımlanmış ve hastalığa “Kırım Hemorajik ateşi ” adı verilmiştir. Daha sonra 1956 yılında Kongo’da görülen hastalığın, 1969 yılında Kırım Hemorajik Ateşi ile aynı hastalık olduğunun farkına varılmış ve hastalık her iki adının birleştirilmesi ile Kırım Kongo Hemorajik Ateşi adını almıştır.
4-Kırım Kongo Hemorajik Ateş etkeni nedir?
Bunyaviridae ailesinde Nairovirüs cinsine bağlı bir virüstür.
5-Hastalık nasıl bulaşır?
Hastalık Hyalomma cinsi enfekte kenenin insandan kan emmesi sırasında virüsü insana geçirmesiyle bulaşır. Ayrıca kan, vücut sıvıları veya diğer infekte dokuların direkt teması ile de bulaşır.
6-Virüs alındıktan kaç gün sonra hastalık belirtileri ortaya çıkar?
Genelde belirtiler 3-4 günde ortaya çıkar. Bu süre 9 güne kadar uzayabilir, özellikle kan veya doku teması olduğunda 1-2 güne kadar düşebilir. Nadiren 13 gün olabilir.
7-Virüsü alan herkes hastalık belirtisi gösterir mi?
Evet. Ancak belirtiler hafif formdan ağır- ciddi seyire kadar değişebilir.
8-Kenenin ısırdığı her kişi hasta olur mu?
Hayır. Eğer kene virüsü taşıyorsa ve kişiye virüsü bulaştırırsa hastalık oluşur.
9-Kırım Kongo Hemorajik Ateşinde başlıca hastalık belirtileri nelerdir?
Klinik hafif, orta ve ciddi-ağır olmak üzere farklı formlarda görülebilir. Başlangıç belirtileri; şiddetli başağrısı, üşüme ile yükselen ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, yorgunluk ve yaygın kas ağrılarıdır. Bu bulgular gribe benzer. Şikayetlere baş dönmesi, ense ağrısı, fotofobi ve sarılık eklenebilir. Ayrıca bulantı, kusma ve ishal görülebilir. Hastalığın ikinci haftasında kanamalar ve vücutta morluklarla giden böbrek yetmezliğinin geliştiği ağır tablo oluşabilir. Bu dönemde kanlı idrar , vaginal kanama, mide kanaması görülebilir.
10-Virüs nasıl bir mekanizmayla hastalık oluşturur?
Damarların duvarlarında bulunan endotel hücreleri ve kan hücreleri virüsün direkt hedefindedir. Klinik belirtiler, karaciğer ve endotel (damar duvarı) hasarı ile trombosit sayısındaki belirgin düşüşün bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
11-Her insanda hastalık aynı belirtiler ve aynı şiddette mi ortaya çıkar?
Hayır. Bazı hastalar hafif grip benzeri belirtilerle hastalığı geçirirken, bazılarında hastalık ciddi seyrederek kanamalarla ağır tablolar ortaya çıkarabilir.
12-Hastalık belirtileri ne kadar sürer?
Hafif ve orta derecede klinik seyir gösterenler yaklaşık olarak 9-10 günde iyileşebilir. Tam iyileşme genellikle 2-6 haftalık bir sürede gerçekleşir. Güçsüzlük ve halsizlik iyileşmeden sonra haftalarca sürebilir.
13-Bu hastalığa yakalanan herkes iyileşir mi, hastalığın akibeti nedir?
Hastalıktan ölüm oranı değişmekle birlikte, ortalama olarak %20-30 civarındadır. İyileşen olgularda sekel kalmaz.
14-Hastalık nasıl tanınır, teşhisi nasıl konulur?
Virüsün üretilebilmesi için tam güvenlikli laboratuvarlara ihtiyaç vardır. Hastalığın tanısında; kene ile temas öyküsü, klinik ve hastalığı destekleyen laboratuvar bulguları değer taşır. Kesin tanı ELİSA yöntemiyle özgül antikorların gösterilmesi veya moleküler yöntemlerden PCR ile virüsün tanımlanması ile konulmaktadır.
15-Hastalığın tedavisi nasıldır? Kesin tedavisi var mıdır?
Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Tedavinin temelini destek tedavisi oluşturur. Sıvı-elektrolit verilmeli ve kan komponentlerinin replasmanı ile gereğinde dializ de yapılabilir. Antiviral ilaçlardan Ribavirinin kullanımı Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilmektedir.
16-Hastalıktan korunma nasıldır, ne yapılabilir?
Hastalıktan korunmada en önemli yol kene ile temasın önlenmesi ve kenelerle mücadeledir. Özellikle büyük ve küçük baş hayvanlar mart ayı başından itibaren kenelere karşı ilaçlanabilir. Açık alanlarda bulunma söz konusu ise kol ve bacakları örtecek kıyafetler giyilmesi, pantolon paçalarının çorabın içine sokulması, akarisid kullanılması (DEET, pyrethroid emdirilmiş elbiseler) ile kene teması önlenebilir. Ayrıca, bu tip yerlerden dönüşte tüm vücudun kene yönünden taranması ve tespit edildiğinde uygun şekilde çıkarılması korunmada önemlidir.
Kenelerin yayılmasında rolü olan yaban hayatı izlenmeli, risk haritaları çıkarılmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır.
17-Kene ısırdığında ne yapmalıdır, nasıl çıkarılabilir?
Kene ısırdığında, virüsün insana geçebilmesi için kenenin vücutta 24-48 saat kalması
gerekir. Bu nedenle kenenin tespit edildiğinde hemen çıkarılması uygundur. Özellikle
çekilerek çıkarılmamalıdır. Bir pensle ya da eldiven/peçete ile tutularak çivi çıkarır gibi sağa sola çevirerek çıkarılmalıdır. Kenenin kusmasına neden olduğundan, üzerine kimyasal madde dökülmemelidir.
18-Son dönemde kene ısırmasında artış olduğu söylenebilir mi?
Gerçekte kene ısırması olaylarında bir artışın olduğunu söylemek zordur. Muhtemelen,
diğer yıllardakine benzer oranda kene ısırması olguları vardır. Artış görülen durum,
ısırılan insanların sağlık kuruluşlarına başvuru sayısıdır. Toplum daha duyarlı hale geldiği için, daha önce başvurmayan ısırık olguları, hastalanma korkusuyla, panik halinde hastanelere başvurur hale gelmişlerdir.
Olay merkez Sur İlçesi’nde saat 10.45′te meydana geldi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube’de görevli Yunus ekibinde görevli 2 polis, motosikletin bakımı için gittikleri tamircide silahlı saldırıya uğradı. İşyeri önünde motosikleti tamirciye gösteren polisleri otomatik silahlı terörist taradı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”İsrail belli bir ekonomik güce, belli bir silah gücüne sahip. Söylediği ne? ‘Filistin’in elinde silahı olmayacak’. Senin elinde atom bombasına kadar her şey var, Filistinlilerin elinde bir tane silah dahi olmayacak. Bu bir akıl tutulmasıdır. Bunun akılla mantıkla izahı olmaz” dedi.
Yıldız ‘Uluslararası firmaların bizim yapacağımız çalışmalarda listede yer alamayacağını söylemeliyim. Norveç firması ile çalışmamız devam edecek, bu kapsamda Piri Reis’i yarın yola çıkaracağız. Araştırma gemimizi yarın bölgeye yollayacağız. Bizim, davranışlarımız hiçbir zaman için başkalarının yaptığı gibi tahrikkar olmayacak. Ama bu kıta sahası anlaşmasının verdiği yetki neresi ise bu alanların kullanılabileceğini söylemeliyim. Ben kısa vadede yakın vadede Akdeniz’de suların ısınmasını beklemiyorum’ diye konuştu
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Almanya’daki resmi temaslarının son ayağında ülkenin güneyindeki Stutrgart şehrindeki Güneş Enerjisi ve Hidrojen Araştırma Merkezi’ni ziyaret etti.
Araştırma merkezinde güneş panellerinin üretildiği alanı gezen Cumhurbaşkanı Gül, burada yetkililerden bilgi aldı.Abdullah Gül ayrıca burada metan gazıyla çalışan aracın test sürüşünü yaptı.
Cumhurbaşkanı Gül daha sonra, Almanya’ya gerçekleştirdiği devlet ziyaretini tamamlayarak Türkiye’ye döndü.
