İŞTE O ÖĞRETMENİN SINIFI

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

Antalya’da 15 yıllık sınıf öğretmeni Sadık Çetin, uzun çabalar sonunda Türkiye’nin en farklı sınıfını oluşturdu. Akıllı tahtadan akülü jeneratör sistemine, sensörlü çöp kovasından kablosuz mikrofon sistemine kadar başka hiçbir sınıfta bulunmayan araçları öğrencilerine kazandıran Çetin, balıklar ve kuşlarla da sınıfını teknoloji ve doğanın buluştuğu bir mekan haline getirdi. Öğrencilerine okulu ve dersleri sevdirmek, aynı zamanda teknolojiden de yararlanarak eğitim vermek amacıyla oluşturduğu sınıf ile Türkiye’ye örnek olan Çetin, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ‘örnek öğretmen’ seçildi. Sınıfı kendi evi gibi, öğrencilerini de kendi çocukları gibi gördüğünü belirten Çetin, Onların bu tarz kaynaklardan yararlanması gerektiğini düşünerek böyle bir şey yaptım. İmkanım olsa böyle bir sınıf daha yaparım dedi. Öğretmen Çetin, geçen yıl oluşturduğu sınıfa bu yıl kukla köşesi ve mıknatıslı satranç tahtası yerleştirdiklerini anlattı

‘Baba kaza yaptım. Otomobil patlayacak’

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber, Genel

Bursa’da zincirleme trafik kazasına karışan üniversite öğrencisi 21 yaşındaki Ece Güler’in kullandığı LPG’li otomobilde gaz sızıntısı olunca panik yaşandı. Kazada hafif yaralanan genç kız, cep telefonuyla aradığı babasından, “Baba kaza yaptım. Otomobil patlayacak” diyerek yardım istedi. Kısa sürede olay yerine gelen Saffet Güler, sarıldığı kızını sakinleştirdi.Kaza saat 09.30 sıralarında merkez Osmangazi İlçesi Gençosman Köprülü Kavşağı’nda meydana geldi. Uludağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisi Ece Güler, okuluna gitmek için babası Safet Güler’e ait 16 FT 424 plakalı LPG’li araçla Elmasbahçeler Mahallesi’ndeki evinden yola çıktı. Üniversiteli genç kızın kullandığı otomobil, Gençosman Köprülü Kavşağı’na geldiğinde, 3 aracın karıştığı zincirleme kazayı görünce paniğe kapıldı. Ece Güler’in direksiyon kontrolünü kaybettiği LPG’li otomobili kontrolden çıkarak kaldırıma çarptı. Açılan hava yastığının yüzüne çarpması sonucu hafif yaralanan Ece Güler, çevredekilerden otomobilinden gaz sızıntısı meydana geldiğini öğrenince paniğe kapıldı. Cep telefonuyla babası Saffet Güler’i arayan Ece, “Baba kaza yaptım. Otomobil patlayacak” diyerek yardım istedi.

1 aydır aranan Dursun öğretmenin meğer enkazdan cesedi çıkarılmış

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

Van’da 23 Ekim’de meydana gelen Richter ölçeğine göre 7.2’lik depreme görev yaptığı Erciş İlçesi’nde yakalanan ve enkaz altında cesedi bulunmadığı için sağ kurtulduğu, yaşadığı şok nedeniyle şuurunu kaybettiği sanılan coğrafya öğretmeni Dursun Demir’in yaşamını yitirdiği ortaya çıktı. Öğretmen Dursun Demir’in cenazesinin yanlışlıkla İsa Tekin’e ait olduğu sanılarak Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’ne götürülüp toprağa verildiği anlaşıldı. Kesin sonuç için Yüksekova’daki cenaze ve Demir’in yakınlarından DNA örnekleri alındı.Ankara’dan Erciş Anadolu Lisesi’ne depremden 2 ay önce coğrafya öğretmeni olarak atanan Dursun Demir’in kaldığı binanın enkazından cesedi çıkmadı. Elinde fotoğrafıyla ilçede kardeşini arayan evli ablası Kezban Aslan, “Yaşamını yitirenler arasında yok, yaralılar arasında yok. Oturduğu binanın enkazından kimliği ve cüzdanı çıktı. Fotoğraflarını gösterdiğimizde birçok kişi onu gördüğünü söyledi. Tuhaf davranışlarda bulunuyormuş. Psikolojisinin bozulduğunu düşünüyoruz. Ama şimdiye kadar kendisini bulamadık, hiçbir haber alamadık. Görenlerin kriz merkezine haber vermesini istiyorum” dedi.

Abla Kezban Aslan, kardeşini bulmak için ilçede başta çadırkentler olmak üzere her yerde aramalarını sürdürdü. Bazı kişiler Demir’i çadır kentte ve ilçe merkezinde gördüklerini, yemek sırasına girdiğini ve çok tuhaf davranışlarda bulunduğunu söyledi. Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri’ndeki bir görevli ise Demir’i gördüğünü belirterek, diğer abla Şehriban Bulat’ı telefonla arayıp, “Kendisini ilçe merkezinde gördüm. Benden Van’a gitmek için 5 lira para istedi. Ama psikolojisi yerinde değildi. Ben o sırada arandığını bilmiyordum. Ama fotoğrafını gördüğümde o kişi olduğunu anladım” dedi.

CENAZESİ KARIŞMIŞ

Ancak 1 aydır cenazesi bulunmadığı için kayıp olarak aranan öğretmen Dursun Demir’in depremde enkaz altında yaşamını yitirdiği, cenazesinin yanlışlıkla Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde toprağa verildiği ortaya çıktı.

Demir Ailesi, Dursun öğretmen için çalmadık kapı bırakmazken, son olarak depremde yaşamını yitirenlerin ceset fotoğraflarının bulunduğu Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdu. Burada yapılan fotoğraf teşhisinde, yüzü tanınmayacak derecede olan Dursun Demir’in fotoğrafı teşhis edildi ve Dursun öğretmenin depremde yaşamını yitiren İsa Tekin zannedilerek Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde toprağa verildiği ortaya çıktı.

Depremden sonra Van ve Erciş’te elinde kardeşi öğretmen Dursun Demir’in fotoğrafı ile kendisini arayan ablası Kezban Aslan, Erciş’te depremde ölenlerin fotoğraflarını daha önce incelediklerini ancak, 80 kadar cesedin fotoğrafının ise teknik sorunlardan dolayı Ankara’ya gönderildiğini belirterek, şunları anlattı:

“Ankara’da daha sonra baktığımız o fotoğraflardan kardeşimi teşhis ettik. Erciş Savcılığıyla temasa geçtik. Erciş Devlet Hastanesi’nde İsa Tekin’e ait olduğu söylenen sahipsiz bir ceset vardı. O ceset yerine Yüksekova’dan gelen ailenin, yine hastaneye getirilen Dursun Demir’in cesedini o zannederek alıp götürdüğünü belirledik. O aileden bir kadın ile biri İsa olmak üzere 2 oğlu depremde ölmüş. Yüksekova’da toprağa vermişler. Temaslarımızın ardından o gencin babası Erciş’e gelerek hastanedeki morgta bulunan o sahipsiz cesedin İsa Tekin’e ait olduğunu teşhis etti. Ancak her ihtimale karşı herhangi bir yanlışlık olmaması için DNA sonuçlarına göre hareket edeceğiz.”

Yapılan teşhisten sonra Erciş Savcılığı’nın Yüksekova Savcılığı ile teması geçtiği ve defnedilen cenazeden DNA örnekleri alındığı, Demir Ailesi’nden de DNA örnekleri alınarak kesin sonucun tespiti için karşılaştırılacağı belirtildi. DNA sonuçlarıyla kesinleşmesi halinde Dursun öğretmenin cenazesi Yüksekova’dan alınarak Ankara’da toprağa verilecek.

Böyle artçı görülmedi 5 bin 205

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), çözülebilen artçı depremlerin sayısının ilk depremin meydana geliş tarihinden itibaren 1 aylık sürede 5 bin 205 adet olarak belirlendiğini bildirdi.AFAD’tan yapılan yazılı açıklamada, şunları kaydedildi:

“Bilindiği gibi 23 Ekim 2011 tarihinde Van ili merkezinin kuzeyinde Türkiye saati ile 13.41;de bir deprem meydana gelmiştir. Deprem; Erzurum, Ağrı, Mardin, Diyarbakır, Muş, Bitlis, Iğdır, Kars, Batman, Siirt illeri ve ilçelerinde hissedilmiştir. Aynı bölgede Edremit İlçesi’nin kuzeyinde 9 Kasım 2011 tarihinde Türkiye saati ile 21.23′de AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı’nca büyüklüğü 5.6 (Ml) ölçülen, derinliği 6 km olan farklı bir deprem daha meydana gelmiştir. 9 Kasım 2011 tarihinde meydana gelen depremin Van kent merkezinde daha şiddetli hissedilmesinin nedenleri; meydana gelen depremin ilk depremden daha sığ olması (derinliği 6 km) ve Van kent merkezine daha yakın olmasıdır. (Van kent merkezinin yaklaşık 10 km Güneybatısında) deprem aktivitesi bakımından geçmiş dönemlerde oldukça aktif olan bölgede birçok yıkıcı depremin meydana geldiği bilinmektedir. Çaldıran, Hasan Timur Gölü ve Erciş fayları ile Güneydoğu Anadolu Bindirmesi bu depremleri üreten ana yapılar olup, 1945 M=5.8 Çatak, 1972 M=5.2 Van, 1976 M=7.2 Çaldıran ve 1977 M=5.1 Erciş depremleri, son yüzyılda meydana gelen en büyük depremlerdir.

Ana şoktan sonra artçı deprem aktivitesi devam etmekte olup, bu durum grafik ve haritada da gözlenmektedir. Çözülebilen artçı depremlerin sayısı ilk depremin meydana geliş tarihinden itibaren 1 aylık sürede 5 bin 205 adet olarak belirlenmiştir. Bu deprem aktivitesinin sayısının azalarak devam edeceği tahmin edilmektedir. AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı;nca çözümü yapılan artçı şoklardan 3 bin 329 adedi 2 ile 3 arasında, Bin 670 adedi 3 ile 4 arasında, 152 adedi 4 ile 5 arasında, 11 adedi 5 ile 6 arasında hesaplanmıştır.”

Hamas Türkiye’den Gazze’nin tapusunu istedi

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

Hamas, Türkiye’den Gazze’nin Osmanlı dönemi tapu ve nüfus kayıtlarını istediklerini, ancak kendilerine verilmediğini belirterek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yardımını istedi.Gazze’deki yönetiminin İçişleri Bakanlığı Sivil İşler Müdürü Riyad Zeytuni, ellerindeki kayıtların 2008-2009 savaşı sırasında bombardımanda yok edildiğini, İsrail’in de kendilerine bu belgelerin kopyasını vermeyi reddettiğini kaydetti.

Geriye sadece Türkiye’de bu kayıtlara ulaşma imkanı kaldığını, o yüzden de Mayıs ayında Ankara ve İstanbul’a ziyaret gerçekleştirdiklerini belirten Zeytuni, Tapu Kadastro ile Devlet Arşivleri’ne gittiklerini ve talepte bulunduklarını ifade etti.

Zeytuni, “Tapular, vakfiyeler ile ilgili belgeler ya da doğum-ölüm kayıtları gibi belgeler bizim için çok önemli. Çünkü onlar bizim geçmişimizi belgeliyor, nereden geldiğimizi, kökenimizi ortaya koyuyor” dedi.

“NEREDEN GELDİĞİMİZİ GÖRDÜK”
Gazze’nin eskiden ticaret yolları üzerinde olduğuna dikkati çeken Zeytuni, Filistin’e gelip yerleşen, evlenen birçok yabancı bulunduğunu, bunların bazılarının da Osmanlı Türk’ü olduğunu söyledi.

Türkiye ziyaretlerinde kayıt ve tapuların bir kısmını gördüklerini anlatan Zeytuni, “Aradığımız bazı isimlere ait kayıtlara bile rastladık. Nereden geldiklerini gösteriyor. Bunlara Türkiye’deki kayıtlarda ulaşılabilir. Yetkili kardeşlerimizden kopyalarını istedik. Bunların bir kısmı aynen Osmanlı zamanında olduğu gibiydi, hatta bir kısmı Arapçaydı. Örneğin Seyid Haşim, Şeyh Zekeriya ve El Sedra Camileri gibi. Hatta bu camilerde çalışanların isimleri ve maaşlarını bile gördük” şeklinde konuştu.

Zeytuni, ancak kayıtların kendilerine verilmediğini, Filistin Büyükelçiliği üzerinden başvuru yapmalarının istendiğini söyledi.

GÜL VE ERDOĞAN’A ÇAĞRI
Filistin’in daha önce hiç bağımsız olmadığına, bir devletten diğerine geçtiğine dolaysıyla kendi arşivleri olmadığına dikkati çeken Zeytuni, şöyle devam etti:

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan bu kayıtları özellikle de Osmanlı zamanında kayıtlara geçen isimleri, tapuları, ölüm-doğum kayıtlarını talep ediyoruz. Kendi aslımızı bulmamız bu kayıtlara bağlı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den bu kayıtları istiyoruz zira bunların hepsi Osmanlı arşivlerinde. Bu kayıtlar ancak Filistin’e geldiğinde bir işe yarar. Çünkü bizler ile ilgili.”

OSMANLI DÖRT ASIR HÜKMETTİ
Gazze, 2007 yılından beri Batı Şeria’da kurulu Ramallah yönetiminden bağımsız olarak Hamas tarafından yönetiliyor. İki hükümet arasında da ciddi anlamda sorun yaşandığından birçok konuda işbirliğine gidilemiyor. Türkiye’deki büyükelçilik ise Ramallah yönetimini temsil ediyor.

Gazze, dünyadaki en eski şehirlerden biri olarak kabul ediliyor. Bulgular, Gazze’deki insanlık tarihinin 5000 yıl öncesine dayandığını gösteriyor.

Eski Mısır, Roma, ardından da Bizans’ın egemenliği atına giren Gazze, 635 yılında İslam orduları tarafından fethedildi. Eyyubiler ve Memlüklülerin de hüküm sürdüğü Gazze, 1516′da Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı, 7 Kasım 1917′de Gazze’den çekilmek zorunda kaldı.

Ardından İngiliz hakimiyetine giren Gazze, 1948 Arap-İsrail Savaşı sonucu Mısır, 1967 savaşında ise İsrail’in kontrolü altına girdi. İlk intifadan 6 yıl sonra İmzalanan Oslo Barış Anlaşması ile İsrail askerleri Gazze’den çekildi.

Daha sonra İsrail yerleşim yerleri de kaldırılınca Gazze tamamen Filistin’in kontrolü altına girdi. Ancak Hamas’ın iktidara gelmesiyle Gazze’ye kara, hava ve denizden abluka uygulanmaya başlandı. 2008-2009 savaşında ise binden fazla Gazzeli hayatını kaybetti.

Yerli tasarım ANKA altı saat havada kaldı

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

TÜRKİYE’de tasarlanan İnsansız Hava Aracı ANKA, yapılan testlerde 6 saat havada kaldı. İlk defa otomatik pilot sistemiyle iniş-kalkış gerçekleştiren ANKA, önümüzdeki yıl Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edilmeye başlanacak.
ANKA’nın testi TAI mühendisleri tarafından Eskişehir’in Sivrihisar İlçesi’ndeki Askeri Meydanı’nda önceki gün saat 09.35’e yapıldı. İnsansız hava aracı otopilot sistemi ile pistten havalandı. Toplam 6 saat süren uçuşta pilotsuz uçak 18 bin feet yani 6 bin metreye tırmandı. Uçuş sırasında 240 farklı test başarıyla yapıldı.

Test çalışmalarının ardından ANKA saat 15.35’te yine otopilot sistemi kullanılarak Sivrihisar’a sorunsuz indi. Yapılan testler sırasında ANKA, kızılötesi çekim yapabilen ve ASELSAN tarafından imal edilen yerli FLIR kameranın aynı boyut ve ağırlığına sahip sistemi burnunda taşıdı. Önümüzdeki günlerde devam edecek testlerde ANKA havada 24 saat kalışı ve gerçek FLIR kamera sistemi denenecek. Testlerin son aşamasının Güneydoğu’da yapılması planlanıyor.

YERLİ TASARIM

TAI tarafından tasarlanan ANKA insansız hava aracının teslimatlarının Nisan 2012’de başlaması planlanıyor. İsrail’den alınan Heron’ların yerine kullanılacak ANKA, 10 bin metreye yükselebilecek. Saatte 203 kilometre hıza sahip pilotsuz uçak, 200 kilogram ’faydalı’ yük taşıyabiliyor. Burnundaki özel kamera sistemi ile çektiği görüntüleri 200 kilometre menzilde ana merkeze aktarabiliyor.

DİNLEME DE YAPABİLECEK

ANKA’nın önümüzdeki yıllarda geliştirilecek farklı modelleri ile SATCOM uydu haberleşmesi ve SIGINT olarak adlandırılan sinyal istihbaratı yani cep telefonu, telsiz dinleme gibi görevlerde kullanılması da planlanıyor.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile 2004’te imzalanan anlaşmaya göre TAI üç ANKA hava aracı ve tüm yer sistemleri geliştirerek Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edecek

ARAP BİRLİĞİ’NE SUÇLAMA

Yazan: firtina 20 Kasım 2011 Pazar  
Kategori: flas haber

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Sunday Times gazetesine verdiği demeçte devlet başkanlığı seçimleri ve yeni anayasa için takvim verdi. Esad, muhalifler için “Eğer onlar barışçıl göstericilerse, sokaklardaki 800 kamu görevlisini, asker ve polisi kim öldürdü” ifadesini kullandı.Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, İngiliz Sunday Times gazetesine konuştu.

Esad, hükümet karşıtı gösteriler devam ettiği taktirde, gerekirse ülkesini korumak için yabancı güçlerle savaşıp öleceğini belirtti ve uluslararası topluma rağmen muhalifleri bastıracağını ekledi.

“800 KİŞİYİ KİM ÖLDÜRDÜ”

“Rejim karşıtı militanların her gün Suriyelileri katlettiklerini” öne süren Esad, Suriye’de dökülen kan için “acı ve üzüntü” hissettiğini, ancak sorunun, şiddet olaylarının büyük bir kısmının sorumluluğunu taşıyan militanların yok edilmesiyle çözüleceğini söyledi.

Esad, Suriye’de 8 aydan beri süren rejim karşıtı gösterilerde 800 polis ve güvenlik gücünün hayatını kaybettiğini bildirdi ve ekledi:

“Eğer onlar barışçıl göstericilerse, sokaklardaki 800 kamu görevlisini, asker ve polisi kim öldürdü diye sormak lazım. Demek ki, göstericilerden değil militanlardan söz ediyoruz” diyen Esad, “Militanlar söz konusu olduğunda da hükümete düşen, sivilleri ve istikrarı korumak için onlarla savaşmaktır. Militanları kendi hallerine bırakamayız. Bu bizim işimizdir ve işimiz yapmaktayız” ifadesini kullandı.

“ASKERİ MÜDAHALE TÜM BÖLGENİN İSTİKRARINI BOZAR”

Beşar Esad, Suriye’nin üyeliğini askıya alan Arap Birliği’ndeki 22 üye ülkeyi de, ülkenin iç işlerine karışmak ve Batı güçlerinin işgaline bahane yaratmakla suçladı.

Esad, Suriye’ye müdahale edenleri kastederek, “Eğer mantıklı ve gerçekçilerse, bu yaptıklarından vazgeçerler çünkü bunun yankısının çok korkunç olabilir” dedi ve şöyle sürdürdü: “Askeri müdahale tüm bölgenin istikrarını bozar, tüm ülkeler bundan etkilenir. Suriye’de militanların sivilleri öldürmesini, katliamlar yapmasını durdurmalı, ülkeye komşu ülkelerden silah girişinin, muhaliflere para yardımı gönderilmesinin önüne geçmeliyiz.”

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, uluslararası kaynaklarca bildirilen sivil ölümüne dair rakamları da inkar ederek, gerçek sayının 619 olduğunu belirtti.

“SURİYE’YE HİZMET İÇİN BURADAYIM”

Vurulan çocukların görüntüleri hakkında ne düşündüğü sorulan Esad, “Tüm diğer Suriyeliler gibi, ülkemizin çocuklarını kanlar içinde görünce, üzüntü ve acı içinde kalıyorum. Dökülen her damla kan beni endişelendiriyor. Ancak benim devlet başkanı olarak rolüm kelimeler ve üzüntüyle değil, eylemle ifade edilir. Benim rolüm, kan banyosunu durdurmak için atman gereken adımları atmayı düşünmek” dedi.

Esad, aylardan beri savunduğu bir düşünceyi tekrar dile getirerek, rejimin “silahlı çetelerle” çatıştığını söyledi. Esad, “çözümün tüm askeri birlikleri geri çekmek değil, ancak şiddetin sorumlusu militanları yok etmek olduğunu” belirtti.

Esad’ın ima ettiği ve Suriye ordusundan kaçan askerleri barındıran Suriye Özgürlük Ordusu, hafta içinde Şam’daki bir hava üssüne saldurırı düzenledi ve ülkenin güneyinde güvenlik güçlerine pusu kurdu. Saldılarda 34 Suriye askerinin öldüğü belirtilirken, Esad rejiminden bir açıklama gelmedi.

Gelişmeler Suriye’nin bir iç savaşa sürüklendiği düşüncesini doğururken, Esad, ülkesinde birliği sağlamak için benimsediği yöntemleri savundu. “Ben ülkeme hizmet için buradayım; ülkemin bana hizmet etmesi için değil” diyen Esad, “Yaşananlar devlet başkanıyla değil, Suriye’nin istikrarı ve Suriye’yi birlik halinde tutmakla ilgili” dedi.

SEÇİMLER GELECEK YIL

Devlet başkanlığı seçimlerinin ne zaman yapıldığı sorulan Esad, seçimleri gelecek yıl düzenlemeyi düşündüğünü belirtti.

Suriye’nin lideri, “Yeni bir parlamentomuz olacak. Ardından yeni bir hükümet kuracağız. Yeni bir anayasa yapacağız. Bu anayasa devlet başkanı seçiminin esasını belirleyecek” dedi. Esad böylece, devlet başkanlığı seçimlerini kaybederse görevini bırakabileceğinin sinyalini verdi.

Esad, “Eğer devlet başkanı ülkenin birliğini sağlayan bir faktörse görevinde kalmalıdır. Eğer ülkeyi bölen bir faktörse gitmelidir. Prensip budur” dedi.

HALK ESAD’I DESTEKLİYOR

Esad, babası Hafız Esad’ın ölümünün ardından 2000 yılında devlet başkanlığı görevine geldi.

Yabancı basın, Suriye’nin birçok kenti ve köyünde rejim karşıtı gösterilerin devam ettiği ve birçok aktivistin öldüğünü öne sürse de, yabancı gazetecilerin ülkeye girişine izin verilmemesi bu bilgilerin doğrulanmasını olanaksız kılıyor.

SANA haber ajansı ve Suriye televizyonu ise bugün verdikleri haberde, “başkent Şam’ın Hicaz Meydanı’nda on binlerce Suriyeli’nin toplandığını ve Arap Birliği’nin Esad rejimine karşı aldığı tavrı protesto ettiklerini bildirdi.

Esad’ın Sunday Times’a verdiği röportaj, Arap Birliği’nin Suriye’ye teklif ettiği barış planını kabul etmesi için tanıdığı sürenin dolmasının ardından yayımlandı. Arap Birliği’nin tanıdığı süre, Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece TSİ 00.00’da sona erdi.

SURİYE’NİN İSTEĞİ REDDEDİLDİ
Arap Birliği, Esad rejimine sunulan barış planı kapsamında yer alan ve Suriye’ye yabancı gözlemciler gönderilmesini öngören şartın değiştirilmesi talebini reddetti.

Genel Sekreter Nabil El Arabi tarafından Suriye Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen mektupta, Şam’ın talebinin kabul edilmediği belirtildi. Arap Birliği, Suriye’deki şiddet olaylarının ortadan kaldırılması sürecini denetlemek için 500 gözlemci göndermeyi planlıyordu.

ARAP BİRLİĞİ’NE SUÇLAMA

Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim, ülkede yaşanan kaosun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne taşınabilmesi için Arap Birliği’nin bir “araç olarak kullanıldığını” öne sürdü.

Muallim ayrıca, Arap Birliği’nin barış planının, “yabancı gözlemcileri aşırı yetkilerle donattığını ve Suriye’nin bağımsızlığını ihlal ettiğini” belirtti. Muallim ayrıca, Şam hükümetinin gözlemcilerin ülkeye girişini yasaklamaya çalışmadığını ifade etti.

Suriye Dışişleri Bakanı, Arap Birliği Genel Sekreteri Nabil El Arabi’nin mektubuna cevap vereceklerini ve talep ettikleri şartların neden reddedildiğine yönelik açıklama isteyeceklerini söyledi.

Avrupa’nın ve Amerika’nın Türkiye’ye yatırım …

Yazan: firtina 17 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

Babacan: Kimse 3-6 ay yerinde duracak bir para politikası beklemesin
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’de uygulamakta olan katı düzenleme ve denetlemenin mutlaka devam edeceğini söyledi.

Avrupa krizini de değerlendiren Babacan, “Önümüzdeki dönemde herkesin çok çok ihtiyatlı hareket etmesi gerek. Hiçbir şey sürpriz olmamalı bu dönemde. ’Ya biz bu kadarını da beklemiyorduk’ dememeli kimse, öyle bir dönemden geçiyoruz. Ve içinden geçmekte olduğumuz dönem son yüzyılın hiçbir dönemi ile mukayese edilemeyecek karmaşıklıkta bir dönem” dedi.
Yorum Yaz (15) 0
inShareDiğer

Babacan, Hürriyet Gazetesi’nde birçok sektörden temsilcinin katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, 2004 yılından itibaren Türkiye’de bankacılığa yatırım yapan uluslararası bankaların “Çok şey istiyorsunuz” diye şikayet ettiklerini, bu şikayetleri yapmalarına rağmen Türkiye’ye yatırımları da sürdürdüklerini söyledi.

Avrupa’nın ve Amerika’nın Türkiye’ye yatırım yapan bankaları kendi evlerinde ciddi sarsıntı, zorluk çekerken Türkiye operasyonlarının sapasağlam ayakta olduğunu vurgulayan Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunların sahibi, ortakları, yöneticileri aynı. Asıl ana şirket sallanıyor, Türkiye’deki operasyon sapasağlam… Bunun sebebi ne; Türkiye’de bizim kurallarımıza, ihtiyatlı çerçeveye uymak zorunda oldukları için…

Avrupa’da stres testi yapıyorlar. Biz bunlara 2004 yılında başladık. Hem Merkez Bankası, hem BDDK yapıyor. Her banka için yapıyor. Her ay bankaların tek tek durumuna bakıyor. Çok ileri bir senaryoda eğer bir bankanın bilançosunda bir zafiyet görürlerse uyarıyorlar.

Bankalarımız gayet iyi bir işbirliğiyle bunlara uyuyor. Hem Merkez Bankası hem BDDK’nın düzenlemelerine bankalarımız uyum konusunda çok iyi bir performans gösteriyor ve karşılığını da alıyorlar diye düşünüyorum. Ciddi bir karlılık ve çok yüksek bir itibar…”

Ploeger, istenilirse sistemin şu an kullanılabileceğini belirterek

Yazan: firtina 17 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber, Genel

omutanlardan Tümgeneral Alessandro Pera, “İlk defa bütün sistemi test ediyoruz. Önemliydi çünkü bütün döngüyü ilk kez uyguladık. Bu sefer hedef bölgeye gerçek balistik füze fırlattık. Bu gerçekten tatbikata kayda değer bir fark ve gerçekçilik katıyor” dedi.

Tatbikatta NATO Emir ve Kontrol yapısının balistik füze tespit edildiği zamanki işleyişi de incelenmiş oldu. Tatbikatta hedef başarıyla vuruldu.

Tatbikattaki komutan yardımcısı Korgeneral Friedrich Ploeger, “Buradaki karargahtan her şeyi görebiliyoruz. Fırlatmanın tespiti, hedef bölgeye giden füzenin takibi ve angajman sürecini gerçekleştiriyoruz. Eğer gerekli görürsek angajmana müdahale edip ateşlemeyi askıya alabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Ploeger, istenilirse sistemin şu an kullanılabileceğini belirterek “Şu anda tansiyonlar yüksek değil ve bu yönde bir işaret de yok. Fakat balistik füze saldırısı tehdidi altında olduğumuzu hissedersek sistemi kullanabiliriz” dedi.

Tatbikat, ABD ve NATO Füze Savunma Sistemi arasındaki bilgi paylaşımında bir gecikme olmadığını da gösterdi. Askerlerin korunmasının sağlanmasının ardından sıradaki aşamanın ise halkı ve bölgeleri korumak olduğunu belirtildi.

NATO füze kalkanının bir parçası olan radar sistemi, Malatya’nın Kürecik köyüne de yerleştirilecek

“Öldürebildiğimiz kadar Türk öldürelim

Yazan: firtina 17 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

PKK’dan devlete şok mektup

Terör örgütünün Almanya’daki üst düzey yöneticilerinden Sabri Ok’un, devlet yetkililerine skandal bir mektup gönderdiği ortaya çıktı.
Yazı Boyutu: 12 14 16

ŞOK! TIKLAYIN İNGİLİZCE KONUŞMAYA BAŞLAYIN!
Oslo’da gerçekleşen MİT-PKK görüşmesinde PKK’yı temsil etmiş isim olan Ok mektubunda, devletten skandal taleplerde bulunuyor.

Bu çok gizli mektuba Akit’in Ankara Temsilcisi Yener Dönmez ulaştı.

Dönmez’in yazısı şöyle:

Sabri Ok’tan Mektup Var

“Öldürebildiğimiz kadar Türk öldürelim” mantığıyla emrindeki örgüt üyelerine yön veren PKK yöneticisi Fehman Hüseyin’de ve örgütün Avrupa Kadrosu’nda taktik değişiklikler başladı.
Bu güvenlik güçlerinin başarılı operasyonları ve Kürtlerden yükselen tepkiler nedeniyle zorunlu bir değişiklik.
Çocuğu PKK saflarında ölen ebeveynler bile artık PKK ve BDP’ye tepki göstermeye başladı.
Kartepe feribotunu kaçıran teröristin annesinin cenazede Emniyet Amiri’ne söylediği, “Bunları görmezden gelin, bunlar bizi dinlemiyor, istemiyorum bunları” sözlerini hepimiz ekranlarından dinledik.
PKK’ya Güneydoğu’dan ve Kürtlerden yükselen tepki örneklerini çoğaltmak mümkün…

Zaten medyadan görüyorsunuz.

Bu tepkiler, terör örgütünü ciddi biçimde rahatsız etti.
Bastırmak için önce şiddeti Kürtlere yönelttiler.
Anne karnındaki bebeklerden, 17 yaşındaki kızların taranmasına kadar sivillere yönelik saldırılar gerçekleşti.

90′lı yılların bu taktiği tutmadığı gibi ters tepti.
Van depremi sonrası pekişen kardeşliğimiz bunu iyice artırdı.
Fehman Hüseyin, altındaki ekibe “Van bölgesinde eylem yapmayın, çok tepki alıyoruz Sivas bölgesine geçin” diye talimat verdi.
PKK’nın yaptığı bölge taksimi bizim bildiğimizden farklı.
Sivas bölgesi oldukça geniş bir alan dikkat edilmesi gerekiyor.

Van bölgesi ise daha çok Güneydoğu illerini kapsıyor ve bu bölgeden örgüte yoğun tepki var. Kepenk kapatma için baskı yapan KCK’lılar dayak yemeye başladı mesela…

Silahlı kanattan Fehman böyle panikte, beyin takımından Sabri Ok ise daha taktiksel davranıyor.

Oslo’daki görüşmelerde PKK’yı temsil etmiş isim olan Sabri Ok, “Devletin içinde Açılımı Savunan Ekibe” kısa bir süre önce bir mektup göndererek, bazı taleplerde bulundu ve yeni bir barış süreci başlatmak istediğini iletti.

Mektup şu talepleri içeriyor:

1- Abdullah Öcalan’ı yeniden muhatap alın ve görüşmeleri başlatın

2- KCK operasyonlarını derhal durdurun

3- PKK’nın dağ kadrosunun artan saldırıları Öcalan üzerinden kontrol altına alınabilir.

4- Askeri Operasyonlar hemen durdurulmalı…

Sabri Ok’un önerdiği yol haritası ve talepleri böyle.
Kavaklı ve Kazan Vadisi operasyonları sonrası ciddi kayıp veren, KCK operasyonlarıyla alan hakimiyetini büyük ölçüde kaybeden, zaafa uğrayan, alt ekiple irtibat kuramaz hale gelen, para akışında ciddi aksaklık yaşayan PKK Üst Yöneticileri ve destekçisi güçler, böylece yeni bir süreç başlatarak “zaman kazanmak” istiyorlar.

Şuan örgüt için silahtan, paradan, kandan, ses getirmekten çok daha öncelikli şey “zaman kazanmak”…
Bu mektubun öncesi var tabi.

Sabri Ok başta olmak üzere Avrupa’da yerleşik kanat, bölgeye giderek Murat Karayılan’la toplantı yaptılar.

Bu toplantılarda özellikle son dönemde yapılan operasyonlarla PKK’nın aldığı ağır yenilgi sonrası yeni bir strateji geliştirme kararı alındı.

Alınan kararlar şöyle:

1- Öcalan’ın devlet tarafından kabulünün sağlanması ve görüşmelerin devam etmesi

2- PKK’nın ateşkes ilanının Öcalan tarafından Kandil’e emir olarak iletilmesi sonrası ateşkesin
sağlanması

3- Sınır ötesi ve bölgede yapılan askeri operasyonların pazarlıkla durdurulması

4- KCK operasyonlarının sona erdirilmesi ve gözaltına alınanların bıraktırılmasının pazarlıkla sağlanması…

Alınan kararlardan bazıları bunlar.
Toplantıda başka kararlar da alındı ama özellikle bu kararlar yukarıda bahsettiğim mektuba yansıtıldı.
PKK’nın tepesi panikte ve yeni bir strateji ürettiler.
Önemli olan “Devlet Aklı”nın bu zokayı yiyip yemeyeceği.

Sonraki sayfa »