Archive for the Category »cicekler «

horozibiği olan bitki familyası

Ispanaklar takımından, örneği horozibiği olan bitki familyası.

Bitki tek yıllık, 20-100 cm boyunda olup, bitki sapı açık yeşil veya az ve çok kırmızımsı, bitki dik ve dallı görünümlüdür. Sap ve dallar az veya çok tüylü, yapraklar uzun damarlı, yumurta şeklinde sivri, gri-yeşil renkte, çiçek kümesindeki çiçekler oldukça sık, küme şeklinde kümeler iridir. Meyve elips şeklinde, yanlardan basık, tohum mercimek şeklinde, siyah ve parlaktır. Uygun koşullarda 1 milyondan fazla tohum oluşturabilir.

Çiçekler, insanların yaradılışları ile birlikte doğan, sevgi ve süs kaynağıdır

Çiçekler, insanların yaradılışları ile birlikte doğan, sevgi ve süs kaynağıdır. Çiçekler, zengin renk, çeşitli koku ve duruşları ile insanları büyülemiştir. Atalarımız çiçekleri sevmişler, koklamışlar; mevsimine göre, bahçelerinde yetiştirip üretmişler, kaplarda, vazolarda, odalarını süslemişlerdir.
Mısır’da M.Ö. 2000- 28 yılları arasında Mısır mezarları, kâseler içinde toplu halde bulunanbuket şeklindeki çiçek resimleri ile süslenmiştir. Müzelerde Mısırlılara ait cam, bronz ve seramik kapların bazılarının içinde çiçek takaçlarına rastlanmıştır.
Yunanistan’da M.Ö. 600-146 yılları arasında ise çiçek düzenleme alanında en büyük gelişme olmuştur. Yunan çağına rastlayan bu dönemde çiçek düzenlemesine ağırlık verilmiştir. Bu çağda dinsel törenlerde çiçekler başa çelenk olarak takılırdı. Çiçekler ya çelenk şeklinde ya da sepet içinde kullanılırdı.

Gelin buketi, gelinlik ve düğün konseptine uygun olmaldır.Kısa boylu gelinler daha yuvarlak buketleri, uzun boylu gelinler ise daha dökümlü buketleri tercih edebilirler.Gelin buketi, gelinin rahat taşıyabileceği ağırlıkta ve büyüklükte olmalıdır.Yapılan gelin çiçeğinin tutulacağı yer gelinin avucunun içerisinden büyük olmamalıdır.Saç aksesuarı olarak çiçek tercih ediyorsanız gelin buketinizle uyumlu olmasına dikkat etmeniz gereklidir.Gelin ve damadın baba ve erkek kardeşleri yakalarına gelin buketinde bulunan çiçeklerden birer tane yaka çiçeği takabilirler. Böylece misafirleriniz ev sahiplerini kolaylıkla tanıyabilir.Gelin buketiniz için çiçekçiniz ile önceden görüşerek hangi çiçeklerin kullanılmasını istediğinizi bildiriniz. Aksi halde orkide gibi her zaman bulunmayan bir çiçek isterseniz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.Çiçekçiniz el buketinizin kurdelesi için gelinliğinizin kumaşından isteyebilir. Bu nedenle daha önceden gelinlikçinizden bunu da temin etmelisiniz

Fundagillerden,çiçekleri

Fundagillerden,çiçekleri beyaz veya pembe,yaprakları taneli bir bitki.(Keçi yemişi)Vaccinium myrtillus,Ayı Üzümü, Çay Üzümü veya Çoban Üzümü olarak isimlendirilen ve literatürümüze Yaban Mersini olarak giren bu üzümsü meyve puslu veya parlak mavi rengi ile Mavi Altın (blue gold) olarak nitelendirilmektedir. İngilizcesi Blueberry olarak bilinen yaban mersini Sağlık meyvesi olarak tanınmaktadır. Yaban Mersini özellikle 1906 yılındaAmerika’da başlatılan ıslah çalışmaları sonucu doğadaki yabani formlarına göre kültüre alınan çeşitlerin, özellikleri (meyve iriliği, tadı,olgunluğu v.s) daha üstün niteliklere sahip olduğu görülmüştür.Finlandiya ormanlarında kendiliğinden yetişen bu böğürtleni canı isteyen herkez toplayabilir ve satabilirde. Özellikle Temmuz sonu ve ağustos ayı başı yaban Mersini, ağustos sonu ise kırmızı yaban mersini sezonudur. Meyve suyu recel,marmelad yapımı yanı sıra dondurucuya koyup dondurabilir ve kış için saklayabilirsiniz. Bu böğürtlenlerden yapılan kek ve pastalarda yemeğe değer nitelikte tad açısından mükemmeldir.

Manolya Çiçeği

Fotoğraflar – Manolya Çiçeği Resimleri
Manolya; Manolyagillerden, yaprakları almaşık, iri ve parlak yeşil renkte bir süs ağacı(Magnolia grandiflora).
Bu ağacın çok iri, beyaz ve limon kokusunda güzel çiçeği.

Dalların ucunda açan beyaz, pembe, mor ya da kırmızı, son derece alımlı iri çiçekleriyle manolyalar park ve bahçelerin en sevilen süs bitkilerindendir. Manolyagiller (Magnoliaceae) familyasının Magnolia cinsini oluşturan bu küçük ağaç ya da çalı yapısındaki bitkilerin 80 kadar türü vardır.Süs bitkisi olarak yetiştirilen manolyaların pek çoğu Asya kökenli türlerden geliştirilmiştir. Bunlardan Çin manolyası (Magnolia denudata) tomurcukları boz renkli tüylerle kaplı küçük ağaççık boyutunda bir bitkidir. Bu tüylü tomurcuklar bahar aylarında ağaç henüz yapraklanmadan önce gelişerek iri, beyaz çiçeklere dönüşür. Bu manolya türünden, çaprazlama çalışmalarıyla özellikle taçyapraklarının dip tarafı hafif moromsu lekeli olan pek çok melez manolya çeşidi elde edilmiştir.( Temel Britannica, Ana Yayıncılık 1992,cilt 12)

MENEKŞE ÇİÇEĞİ

MENEKŞE ÇİÇEĞİ RESİMLERİFotoğraflar – Menekşe Çiçeği Resimleri
Menekşegillerden, bir veya çok yıllık otsu bitki (Viola tricolor).
Bu bitkinin mor renkli, güzel kokulu çiçeği.

Doğada kendiliğinden yetiştiğinde yalnızca sarılı moılu çiçekler açan küçük bir kır bitkisidir. Ama 19. yüzyılın başlarında bu yabani hercainin (Viola tricolor) park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilmesine başlandıktan sonra sarı, koyu kırmızı, mor, turuncu, beyaz ya da siyah çiçekli birçok çeşidi geliştirilmiştir.
Hercaimenekşelerin, hepsi eşit büyüklükte olmayan ve her birinde genellikle iki ayrı renk bulunan, kadife gibi beş tane taçyaprağı vardır. Taçyaprakların arkasında, balözü içeren birer uzantı ya da mahmuz bulunur.( Temel Britannica, Ana Yayıncılık 1992, cilt 8)

Çiçeğin anlamı; Menekşe (Mavi): Sana sadık kalacağım.Menekşe (Mor): Düşüncelerimi zapt ettin

Çiğdem Çiçeği Resimleri

Çiğdem Çiçeği Resimleri
Fotoğraflar – Çiğdem Çiçeği Resimleri
Zambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi, mahmur çiçeği (Colchicum)

İlkbaharda en erken çiçeklenen bitkilerden biri, kardelenden hemen sonra çiçek açan çiğdemdir. Soğanlı bitkilerden olan çiğdemsüsenle aynı familyadandır. Uzun oval biçimdeki taçyaprakları uca doğru sivrileşir. Yaprakları ince uzun şerit biçimindedir ve çoğu kez çiçekler açtıktan sonra çıkar. Çiçekleri parlak sarı, mor, beyaz ya da çizgilidir.
Crocus cinsini oluşturan çiğdemlerin Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya’nın serince yörelerinde yetişen 75 kadar türü vardır. Ama çok sevilen bir süs bitkisi olduğu için bugün dünyanın hemen her yerindeki park ve bahçelerde yaygın olarak yetiştirilir. Koyu sarı renkli bir boyarmadde elde edilen safran da aynı cinsten bir bitkidir (bak. Safran).( Temel Britannica, Ana Yayıncılık 1992,cilt 4)

Çiçeğin anlamı; asi ve güzel

Çiğdem çiçeği

İSTANBUL’A ÖZEL…
Anayurdu Avrasya olan çiğdemin Türkiye’de 59 doğal türü var. Ülkenin hemen her tarafında yetişen bu çiçeğin yaklaşık 30 türü endemik; yani Türkiye’ye has.

‘İstanbul Çiğdemi’ (Crocus olivieri subsp.istanbulensis) de bunlardan biri. Taşdelen ve Ömerli civarlarında rastlanan parlak sarı renkli bu çiğdem dünyada sadece bu bölgede yetişiyor. Eylül ayında açan Kadıköy Acıçiğdemi’nin (Colchicum chalcedonicum) de anavatanını İstanbul olarak seçmiş. 1911 yılında botanikçi Kevork Viçen Aznavur’un keşfedip botanik literatürüne kazandırdığı bu çiğdem türü daha çok İstanbul’un Anadolu yakasında Pendik-Kartal bölgesinde görülüyor. Ayrıca Avrupa yakasındaki Alibeyköy-İkitelli arasında da rastlanıyor. Soğanlı bir bitki olan çiğdemin çiçek tomurcukları ilkbahar ve sonbaharda görülür. Kısa bir sürede çiçek açar ve yaklaşık iki haftalık bir çiçeklenme süresinden sonra yapraklarını tamamen açıp büyümesini sonlandırır. Havaların ısınmaya başladığı aylarda da solup kururlar. Ama bu yok oluş gerçek bir yok oluş değildir; çünkü bitki deposu işlevi gören soğanları sayesinde toprak altında yaşamları bir sonraki seneye kadar uyku halinde devam eder. Çiçekçilerde satılan çiğdem soğanları da işte bu uyku halindeki soğanlardır. Yani bahçenizde veya evinizdeki saksılarda rengârenk çiğdemler yetiştirmeniz mümkün.

Ancak dikkat etmeniz gereken bir husus var. O da sonbaharda açanların haziran ayında diğerlerinin ise yaz sonu veya sonbaharın ilk aylarında dikilmesi gerektiği.

EN PAHALI BAHARAT
Dünyanın en pahalı baharatı olan ‘safran’ın çiğdem ailesinden ‘Crocus sativus’ bitkisinin tepeceği olduğunu biliyor muydunuz? Osmanlı döneminde çok yaygın kullanımı olan safrandan sadece yarım kilo elde etmek için 225 binden fazla tepeciğin elle toplanması gerekiyor. Ağırlıklı olarak İspanya’da yetişen bu bitki Eski Yunanlılar ve Romalılar tarafından hamamlara güzel koku vermek için kullanılıyordu. Eylül ve ekim aylarında açan açık mor rengindeki çiçeklerden elde edilen safran Anadolu’da yüzyıllardır tıbbi amaçlı olduğu kadar baharat ve boya kullanımı için de yetiştirilen bir bitkiydi. Safran üretiminin geçmiş yüzyıllarda on tona kadar vardığı kayıtlıdır. Adını verdiği Safranbolu’da (Safran şehri) en yaygın olarak üretilmekle birlikte İstanbul Tokat İzmir Adana ve Şanlıurfa civarlarında da yetiştirilmekteydi.

Günümüzde ise safranın yalnızca Safranbolu Davutobası köyünde küçük bir yerde kültür üretimi yapılıyor. Bugün safran başta gıda ağırlıklı olmak üzere kozmetik ve ilaç sanayinde kullanılıyor dünyada.

SİZDEKİ ANLAMI NE?
Anadolu’da halk arasında ‘kalkgit’ ‘vargit’ ‘itboğan’ ‘mahmurçiçeği’ gibi çeşitli adlarla anılan çiğdemler birçok yaylaya da ismini vermiştir. Bunların en bilinenlerinden biri Adapazarı il sınırları içinde Elmacık Dağı’nda 1400 metre yükseklikte orman açıklığına kurulmuş görkemli Çiğdem Yaylası’dır. Adından da anlaşılacağı gibi rengârenk çiğdemler bu yayladan hiç eksik olmaz. Kış ve ilkbaharda başta sarı ve mor renkli olan çiğdemler yaylayı kaplarken; sonbaharda pembe leylak renkli çiğdemler donatır etrafı. O kadar sıktırlar ki üzerlerine basmadan yürümek için akla karayı seçersiniz. Yaylacılar için özel anlamı olan bu çiçekler aynı zamanda onların geliş ve gidiş zamanını da belirler.

Sarı ve mor çiğdemler havanın ısınmaya başladığını ve yaylaya çıkma zamanının geldiğini; pembe ve leylak renkliler ise kışın yani eve dönüşün yaklaştığını hatırlatır köylülere. İşte çiğdemin Elmacık Dağı’ndaki yaylacılara verdiği mesaj bu. Peki ya size?

FOTO-YAZI: ALİ İHSAN GÖKÇEN

Narin yapısıyla sert rüzgârlara bile direnen ve insana var olmayı gücü hatırlatan bir dağ güzelidir çiğdem…

Her bir çiçek farklı duygular ve anlarla özdeşleşmiştir bende. Gelin gibi açmış beyaz papatyalar coşkuyu; gül orkide lilyum gibi çiçekler sevgiyi özel günleri; kasımpatılar törenleri; laleler mis kokan ilkbaharı anımsatır. Bir de dağları yaşama gücünü direnişi kışı anımsatan bir vahşi güzel var gönlümde: Çiğdem çiçeği…

VAROLUŞUN SİMGESİ
Latince adı ‘Colchium’ olan çiğdemlerin kırsal alanlarda hayli geniş bir yaşama alanı var. Ancak onlara daha çok kışın son aylarında soğuk ve yüksek yerlerde dağ eteklerinde rastlarız. Narindirler. Ama bakmayın siz onların en ufak bir esintide ‘koptu kopacak’ gibi durmalarına. Soğuğa karşı direnmede sert rüzgârlara karşı dimdik ayakta durmada üstlerine yoktur. Zor yaşam şartlarında varoluşu simgeleyen çiğdemler capcanlı renkleriyle ortama hayat vermek için yaratılmışlardır sanki. www.sensizliksokagi.org

Çiğdemler az sayıda bitki türünün çiçek açtığı kış günlerinde ve sonbaharda koloni şeklinde sıralanırlar kırlara tepelere… Sarı mor pembe beyaz mavi başta olmak üzere farklı renklerde ve tonlarda karşımıza çıkarlar. Özellikle de karların yeni eriyip çekilmeye başladığı yerlerde çıplak toprakları renkleriyle canlandırırlar. Onlara uzun yaz günlerinden sonra sonbaharda da rastlarız. Genellikle morumsu-pembe renkli olan ve ‘güzçiğdemi’ diye adlandırılan bu çiğdemler bize yavaş yavaş kışın geldiğini hatırlatır. 10-30 santimetre boyundaki güzçiğdeminin tohumları ve yumruları başta kolşisin olmak üzere çeşitli alkaloitler içerir; bu yüzden de çok zehirlidir. Kolşisin ise romatizma ve damla hastalığı ağrılarının tedavisinde kullanılır; ayrıca hücre ve genetik araştırmalarda da ondan yararlanılır.

Çiçekler gece ne yapar

Çiçekler gece ne yapar
forumson.com – [Linkleri Sadece Üyeler Görebilir. Üye Olmak İçin Tıklayınız...]
performans ödevi sormak yasak bunu kendin yapman daha iyi olur ama sana bir abi yapıversen bu sefer

Evimizdeki bitkiler veya süs çiçekleri solunumlarında gündüzleri havadaki karbondioksiti alarak oksijen verirler ama geceleri ise bizim gibi oksijen alarak karbondioksit verirler. Bu nedenle de çiçeklerle aynı odada uyumanın havadaki oksijen azalacağı için zararlı olabileceği konusunda genel bir inanış vardır. Aslında bu doğrudur ama sanıldığı kadar tehlikeli değildir.
Konuyu daha iyi anlamamız için bir bitkinin aynı anda yaptığı iki işi bilmemiz lazım. Birincisi hücrelerin nefes alışı ikincisi de ışık ve klorofil özümlemesi diye de adlandırılan fotosentezdir. Bu iki olay tamamen birbirinden farklı iki ayrı işlemdir.
Tüm canlı hücrelerde olduğu gibi bitki hücrelerinin de yaşayabilmeleri için havadaki oksijene ihtiyaçları vardır. Havadan nefes yolu ile aldıkları oksijenle şeker gibi gıda moleküllerini yakarlar enerji kazanırlar. Bu gündüz ve gece yaşamları boyunca durmaksızın devam eder.
Bitkilerin yapraklarındaki hücreler aynı zamanda gündüzleri ışıkla birlikte fotosentez işlemini gerçekleştirirler. Yani bitki gündüzleri her iki işlemi birlikte yaparken geceleri sadece nefes almaya devam eder. Fotosentez işleminde bitkiler havadan karbondioksiti alıp oksijen verirler. Ancak hücreler buradan çıkan oksijeni nefes almada tekrar kullanırlarken nefes verişteki karbondioksiti de fotosentezde kullanırlar.
Ortalama yetişkin bir insan hareketsiz durumda bir dakikada 15 bir günde 20 bin kez nefes alır. Her solumada yarım litre hava ciğerlerine girer. Yani dakikada 7-8 litre havayı ciğerlerine çeker ve tekrar verir. Bu günde 11 bin litre hava demektir. Aslında nefes alırken havadan oksijen alıp karbondioksit veririz ifadesi de tam doğru değildir.
Aldığımız havada hem oksijen vardır hem de karbondioksit. Verdiğimizde de aynı şekildedir ama oranları değişiktir. Ciğerlerimize aldığımız havadaki oksijen oranı yüzde 21 iken dışarı verdiğimizdekinde yüzde 16′dır. Yani her nefeste aldığımız havanın yüzde 5-6′sı vücudumuzda oksijen olarak kullanılır. Dolayısıyla havadan aldığımız günlük oksijen miktarı ortalama 570 litre civarındadır.
Gündüzleri yeterli ışık altında bitkilerdeki fotosentez işlemi bitkinin nefes almasından daha yoğundur. Yani ortaya fazladan oksijen çıkar ve gündüzleri odanızdaki havadaki oksijen miktarını artırırlar. Geceleri ışık olmadığından ve karanlıkta fotosentez işlemi yapılamadığından nefes almaya devam eden bitkilerden çıkan karbondioksit miktarı daha çoktur.
Evlerimizdeki bitkilerin veya süs çiçeklerinin gündüz çıkar-dıkları fazla oksijen ve gece verdikleri karbondioksit miktarı insanın soluduğu havanın içindeki oksijen miktarı yanında o kadar azdır ki sağlığımızı etkileyebilmesi mümkün değildir. Ancak kapısı penceresi hava sızdırmaz küçük bir odada dev bitkilerle birlikte yatma gibi bir alışkanlığınız varsa başka tabii…
__________________

ÇİÇEKLERİN ANLAMLARI

AKASYA (PEMBE VEYA KIRMIZI): Güzellik, zerafet ve incelik; “Seni beğeniyorum.”
AKASYA (BEYAZ): Dostluk; “Bizimki temiz bir sevgi, belki biraz arkadaşça…”
AKASYA (SARI): Platonik aşk, isimsiz aşık..
ANANAS: “Sen kusursuz birisin!”
ARDIÇ: “Seni koruyacağım!”
AYÇİÇEĞİ (ÇİÇEK OLARAK) “Sana tapıyorum!”
BADEM “Aşkımızın sürmesini ümit ediyorum.”
BİBERİYE: Anma
ÇAN ÇİÇEĞİ: “Aşkımıza sadakatle bağlıyım!”
ÇİNGÜLÜ: “Zarif ve çok güzelsin!”
ÇUHA ÇİÇEĞİ: “Çok güzelsin.”
DEFNE: Terfi eden kişilere gönderilir; “şan, ün, görkem” anlamı taşır.
EĞRELTİ OTU: Samimiyet.
ELMA: “İtiraf etmem gerekirse, seni görünce şeytana uyasım geliyor; ya senin?”
ERİK: “Sözüme sadık kalacağım.”
FESLEĞEN: İyi dilekte bulunmak için.
FULYA: “Sevgilim, geri dön!”
GARDENYA: “Beni unutma; gerçek aşkımsın…”
GELİN EL ÇİÇEĞİ: “Mutlu olabiliriz.”
GÜL: Sevgiyi ifade eder.
GÜL (PEMBE): “Arkadaşımsın.”
GÜL (KIRMIZI): “Seni seviyorum; ihtirasla bağlıyım sana!”
GÜL (KIRMIZI & BEYAZ): Birliktelik isteği.
GÜL GONCASI (KIRMIZI): “Genç ve güzelsin.”
HANIMELİ: “Sana olan bağlılığım sonsuza kadar sürecek.”
HERCAİ MENEKŞE: “Beynimi işgal ediyorsun; ama ben bu durumdan şikayetçi değilim…”
IHLAMUR: Evli çiftler için “Seni seviyorum” anlamı taşır.
İSPANYOL YASEMİNİ: “Bence, sen çok seksi ve şehvetlisin!”
KAKTÜS İçtenlik; “Aşkımız için zorluklara katlanmalıyız!” KAMELYA “Kusursuz bir aşıksın!”
KARANFİL Kişinin kendine olan öz saygısını ve güzelliği ifade eder.
KARAÇALI “Dostluğumuz uzun ömürlü olsun!”
KARANFİL (KOYU KIRMIZI) “Kalbimi kırdın!”
KARANFİL (PEMBE) “Seni unutmayacağım…”
KARANFİL (KIRÇILLI) “Üzgünüm, ama bitmek zorunda…”
KARANFİL (SARI) “Beni hayal kırıklığına uğrattın!”
KREZENTEM (BEYAZ) “Bana gerçeği söyle!”
LALE Aşkı ifade eder.
LALE (KIRMIZI) “Aşkımı itiraf etmek istiyorum!”
LALE (ALACALI) “Gözlerin çok güzel.”
LALE (SARI) Umutsuz aşkı ifade eder.
LEYLAK (MOR) “Sana ilk görüşte aşık oldum!”
LEYLAK (BEYAZ) “Hoş ve namuslu birisin.”
MENEKŞE Alçakgönüllüğü ifade eder.
MENEKŞE (MAVİ) “Sana sadık kalacağım.”
MENEKŞE (MOR) “Düşüncelerimi zaptettin!”
MELEKOTU “İlham kaynağımsın.”
MERSİNAĞACI “Çok mutluyum, çünkü seni seviyorum!”
MİMOZA “Fazla alıngansın!”
NANE “Sana karşı içimde sıcak hisler besliyorum.”
NERGİS “Saygılarımla…”
ORKİDE “Aşkım, sen çok güzelsin, sen çok özelsin!”
ÖKSEKOTU “Sorunların üstesinden geleceğim.”
PAPATYA Temiz bir kalbin simgesi.
PAPATYA (BAHÇE) “Fikirlerini paylaşıyorum.”
PELESENK Sabırsızlık; “Aşkım, daha fazla bekletme!”
PETUNYA “Umudunu yitirme!”
PORTAKAL Karşılıklı aşk; “Ben de seni seviyorum.”
REZENE Övgüye değer.
SARDUNYA “İçin rahat olsun, her zaman yanındayım!”
SARMAŞIK “Aşkıma sadığım!”
SEDİR YAPRAĞI “Senin için yaşıyorum.”
SÜSEN ÇİÇEĞİ “Sana bir haberim var!”
SÜSEN ÇİÇEĞİ (SARI) İhtiraslı bir aşk.
YASEMİN “Güzel ve çekicisin.”
YENİBAHAR “Acını paylaşıyorum.”
ZAMBAK (SARI) “Seni neşeli ve nazik (çekici) buluyorum!”

Hangi Meyve Suyu Neye İyi Gelir

YEMEK YERİNE İÇİN
Artık herkes biliyor ki, sebze veya meyveleri yemek yerine sularını içmek daha büyük fayda sağlıyor. Çünkü suyun vücuda karışımı daha kolay. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’na göre havucun salatasını yapıp yemek ya da bir karnabaharın yemeğini yapıp yemekle bunların suyunu içmek aynı oranda fayda sağlamaz.

Çünkü bir yemeğin içine su, tuz, biber, yağ, salça veya yağ girince kimyası değişiyor. Dolayısıyla bitkilerin önleyici ya da tedavi edici gücünden istifade edemiyorsunuz. Bitkiler suda kaynatılıp taze ve ılık olarak tüketilmeli. Meyve ve sebzeleri ise sıkıp taze olarak içmek gerekir.

Düşünün artık Teoman bile konserlerinde alkollü içki yerine artık elma suyu içiyor. Sezen Aksu, kilo vermek uğruna mısır püskülü haşlıyor. Sibel Can ananas suyu içerek zayıflıyor, Hülya Avşar kiraz sapı suyuyla formda kalıyor.

Hangi su neye iyi geliyor?

Havuç suyu: İçindeki A vitamini ve bol mineral, yara ve iltihapların kolay iyileşmesini sağlıyor. Kan yapıcı ve güç verici özelliği bulunuyor. Karaciğeri güçlendirdiği gibi kan yapıcı özelliği sayesinde mide ve bağırsak kanamalarını engelliyor.

Nar suyu: Doğal antibiyotik olarak bilinen nar, damar sertliğine karşı etkili. Yeşil çaya nazaran üç kat daha güçlü bir antioksidan. İshal kesici ve kurt düşürücü özelliği biliniyor.

Kivi suyu: C vitamini deposu olan kivi, enfeksiyonlar ile mücadele etmek ve cilt kusurlarını önlemek açısından yararlı.

Armut suyu: Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlayıp kum ve taşların dökülmesine yardımcı oluyor. Yüksek tansiyonu düşürüyor. Kansızlığı ve kabızlığı önlüyor. Sakinleştiriyor, zihni açıyor ve yorgunluğu alıyor.

Elma suyu: Kan şekerini kontrol altında tutan elma suyu, baş ağrılarını gidermede etkili. Bağırsak parazitlerini düşürüyor, kalp ve akciğer kanseri hastalıklarını önleyebiliyor. Romatizma, gut ve mide hastalıklarının panzehiri.

Domates suyu: Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, nezle ve grip tedavisinde etkili. Metabolizmayı düzenlediği gibi kısırlığı da tedavi edebiliyor.

Ananas suyu: Yağ yakıcı, idrar söktürücü ve vücudu toksinlerden arındırıcı etkiye sahip olan ananas suyu selülit tedavisinde de kullanılıyor. Cildi nemlendiriyor ve saçları parlatıyor. Tansiyonu dengeliyor.

Çimen suyu: İçinde 100′den fazla vitamin ve enzim barındıran çimen suyunun en önemli özelliği kanı yenilemesi.

Maydanoz suyu: Böbrek, karaciğer ve idrar yollarının temizlenmesine yardımcı oluyor. Gazı gideriyor, bağırsak solucanlarını düşürüyor. Kansere karşı koruyucu, yara–kesikleri iyileştiriyor. Cildi güzelleştiriyor, saç dökülmelerini engelliyor.

Pancar suyu: Demir eksikliği bulunanlar pancar suyu içmeli.

Kereviz suyu: Vücuttaki toksinleri atıyor. Vücudun yenilenmesini ve temizlenmesini sağlıyor. Erken yaşlanmayı önlüyor.

Tayyip Erdoğan: Nar, portakal, havuç, ıspanak, maydanoz suyu ve kefir.
Abdullah Gül: Armut suyu.
Deniz Baykal: Havuç suyu.
Sibel Can: Ananas suyu.
Seda Sayan: Kayısı.
Sezen Aksu: Mısır püskülü suyu.
Hülya Avşar: Kiraz sapı suyu.
Açelya Elmas: Siyah üzüm suyu.
Demet Akalın: Keçi boynuzu.
Deniz Seki: Maydanoz suyu.
Nükhet Duru: Maydanoz suyu.
Ediz Hun: Greyfurt, nar suyu.
Betül Mardin: Greyfurt suyu.
Tan Sağtürk: Ballı muzlu süt.
Teoman: Elma suyu.
Candan Erçetin: Nar suyu.
Arzum Onan: Ballı ısırgan otu.
Ece Erken: Havuç, elma ve nar