Kahveli ve fındıklı brownie
Yazan: firtina 14 Kasım 2011 Pazartesi
Kategori: fıkralar, flas haber, Genel
malzemeler
250 gr eritilmiş margarin
300 gr toz şeker
1 paket vanilya
3 yumurta
250 gr un
150 gr kakao
1 tutam tuz
2 yemek kaşığı granül kahve
1 paket kabartma tozu
1 su bardağı bütün fındık içi
Hazırlanışı
Margarin ve şekeri mikserle 5 dakika çırpın. Vanilya ve yumurtaları teker teker ekleyerek çırpmaya devam edin. Un, kakao, tuz, kahve, kabartma tozunu ekleyip karıştırın. Fındıkları ilave edin.
Hamuru yağlı kağıt serili dikdörtgen bir kalıba aktarıp üzerini kaşığın sırtıyla düzeltin. 180 dereceye ayarlanmış fırında 30 dakika pişirin. Fırından çıkartıp soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra dilimleyip üzerine kakao serpiştirin. Servis yapın.
Küçüklerin büyük derdi: diyabet
Yazan: firtina 14 Kasım 2011 Pazartesi
Kategori: fıkralar, flas haber, Genel
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun, Türkiye’de 17 binden fazla çocuğun diyabet hastası olduğunu, 1700 çocuğun da hastalığın pençesine düştüğünü söyledi.Aynı zamanda Okulda Diyabet Programı Proje Koordinatörü olan Prof. Dr. Hatun, yaptığı açıklamada, tüm dünyada diyabete dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen 14 Kasım Dünya Diyabet Günü etkinlikleri kapsamında bu sene, Türkiye’deki 60 bin okulda çeşitli eğitim ve etkinlikler düzenleneceğini kaydetti.
Hatun, geçen yıl başlayan Okulda Diyabet Programı’nın, “çocukluk çağında diyabetin önlenmesi, bakım ve tedavisinin geliştirilmesi” temel amacı ile Çocuk Endokrin ve Diyabet Derneği Diyabet Çalışma Grubu, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı iş birliği ile geliştirildiğini kaydetti.
81 ilde düzenlenecek olan 14 Kasım diyabet etkinlikleri kapsamında, Türkiye’deki ilköğretim okullarında, “çocuklarda diyabet”, “çocuklarda şişmanlık ve sağlıklı beslenme” gibi konuların işlendiği eğitim filmleri ile eğitim yapılacağını aktaran Hatun, ayrıca öğretmenleri ve öğrencileri bilgilendirmek için eğitim toplantıları düzenleneceğini belirtti.
750 BİN ÖĞRETMENE VE 17 MİLYON ÖĞRENCİYE ULAŞILACAK
Programı, Sanofi-Aventis Türkiye firması tarafından koşulsuz olarak desteklendiğini ifade eden Hatun, şunları söyledi:
“Bu programın esas olarak üç amacı vardır. Diyabet konusunda okullar ve öğretmenler aracılığıyla farkındalık yaratmak. Bu sayede okul çağındaki çocuklarda diyabet erken tanısını sağlamak ve diyabetik ketoasidoz sıklığını azaltmak. Okul çağındaki diyabetli çocukların bakımlarını güçlendirmek ve yaşadıkları sorunları çözmek. Okul çağındaki çocuklarda, sağlıklı beslenme tutumu oluşturulması ve şişmanlık konusunda farkındalık yaratılması için Türkiye’de 81 ilde 60 bin okula ‘Benim çocuğum şeker hastası mı?’ başlıklı farkındalık posteri asılmıştır. Hedef, ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki 750 bin civarındaki öğretmene ve 17 milyon öğrenciye ulaşılarak, çocukları diyabet konusunda bilgilendirmek.”
Hatun, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından il milli eğitim müdürlüklerine, bu program çerçevesinde yapılması gerekenleri anlatan bir yazı gönderildiğini, illerde diyabetli çocukları izleyen endokrin merkezlerinin projeyle ilgili bilgilendirildiğini aktardı.
HER YIL 1700 ÇOCUK BU HASTALIĞIN PENÇESİNE DÜŞÜYOR
Türkiye’de diyabetin yetişkin hastalığı olarak bilindiğini dile getiren Hatun, sözlerine şöyle devam etti:
“Oysa ülkemizde 17 binden fazla diyabetli çocuk var ve her yıl 1700 çocuk bu hastalığın pençesine düşüyor. Diyabet teşhisi konan çocukların yüzde 98′inde insülin eksikliğine bağlı Tip 1 Diyabet görülüyor. Okul çağındaki 17 bin civarında diyabetli çocuğun kendi yaşıtlarından farklı sorunları var. Çocuklarda görülen diyabet, yakın takip gerektirmesi nedeni ile haftada 7 gün ve 24 saat bakım gerektirir. Bu çocuklar, günde 4 kez kan şekerlerine bakarlar ve buna göre günde 4 kez insülin enjeksiyonu yaparlar. Gündüz zamanlarının çoğunu, okulda geçiren bu çocukların, okulda beslenme planlarına uygun yemek bulamamaları, insülin yapmak için uygun ortamların olmaması, kan şekeri düşüklüğü gibi acil durumlarda acil tedavi yapılamaması ve en önemlisi bazı çocuklara arkadaşlarının ve öğretmenlerin empati ile yaklaşmaması gibi sorunları vardır.”
ANNELER BÜTÜN GÜNÜ ÇOCUKLARININ YAKININDA GEÇİRİYOR
Bazı öğretmenlerin diyabet konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olmadıkları için “diyabetli çocukların sorumluluklarını almama” gibi bir tutum gösterebildiğini ve spor, gezi gibi okul aktivitelerine bu çocukları almayabildiğini bildiren Hatun, “Bu sorunlar nedeniyle özellikle ilkokul çağındaki bazı diyabetli çocukların anneleri, bütün günü çocuklarının okulunda ve yakınında geçirmektedir. Bu sorunların azaltılması için diyabetli çocukların okul yetkililerine ve öğretmenlere eğitim yapılması gerekmektedir” dedi.
Prof. Dr. Hatun, “Öte yandan, Türkiye’de 6-16 yaş grubunda obezite sıklığı 8 yılda yüzde 5′den yüzde 10,5′a (yüksek ekonomik grupta yüzde 16,3′e) yükseldi. Bu çocukların bazıları erişkin dönemde obezite veya diyabet riski taşımaktadır. Çocuklardaki şişmanlık büyük ölçüde abur-cubur olarak bilinen kalorisi yüksek besinlerin ve şekerli içeceklerin tüketilmesine, hızlı yemek yemeye ve hareketsiz yaşam biçimine bağlıdır. Erişkin dönemdeki obezitenin önlenmesi, esas olarak çocukluk ve ergenlik dönemindeki girişimlere bağlıdır. Son yıllarda dikkatler bu konuya yönelmiş, RTÜK televizyonlarda yüksek kalorili besin reklamlarına sınırlama getirmiş ve son olarak da Milli Eğitim Bakanlığı, okul kantinlerinde abur-cubur besinlerin ve kolalı içeceklerin satışını yasaklamıştır” ifadelerini kullandı.
karanlık fıkralar
Hoca, birgün yüzüğünü kaybetmiş.Aramış, aramış bulamamış.Canı sıkılmış, sokağa çıkmış.Oradada sağa sola bakınmaya başlamış.Yoladan geçen komşusu dudrp sormuş.- Ne arıyorsun Hocam.- Evde yüzüğümü kaybettim de.- İlahi hoca, öyleyse neden burda arıyorsun?!- Eee!! içersi pek karanlıkta
Nasrettin hoca pazarda FIKRALAR
Nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş.etrafındaki esnafları seyrediyor.bu sırada ensesine bir tokat geliyor. Hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş.
Bir bakmış ki hocanın 2 katı hayvan gibi bir adam. Hoca durmuş bir yutkunmuş önce,sonra:
- bana senmi vurdun? demiş adama.
Adam: – ben vurdum lan ne olacak demiş.
Hoca: – sakadan mı vurdun ciddiden mi? demiş
Adam: – ciddi vurdum napacan?!
Hoca: – Aman aman, öyle olsun… Cunku şakadan hiç hoşlanmam da …
Süper Öğrenci fıkralar
Bi öğrenci üniversitefe ilk gününü yaşamaktadır.Kantinde yer bulamayınca prof. un masasına oturur.Bunu gören prof.
-Olum öküzle kuş bi masada oturmaz. Öğrenci ;
-O halde ben uçuyorum. Hocası buna çok sinirlenir ve bu öğrencisine sınavda düşük not vermeyi düşünür.Sınav günü gelir ve ardından hoca kağıtları okur bakarki öğrencinin kağıdı hep doğru.Bunun üzerine sınıfta öğrencisini çağırarak ona ;
-Olum Yolda yürüyorsun karşına biriğnde akıl birinde para olan iki torba çıktı, Hangisini alırsın? Öğrenci;
-Hocam paralı torbayı alırım. hoca ;
-Ben olsaydım akıl olan torbayı alırdım der. Öğrenci de ;
-EEEE hoca çok doğal insanda ne eksikse onu ister. Hoca onun bu lafınada çok sinirlenir.Ve not defterine Öküz yazar.Bunu gören öğrenci ;
-Hocam not defterine imzanızı attınız ama halen notumu vermediniz der
Babası oğluna görgü kuralarını öğretiyordu FIKRALAR
EŞEĞİMİ İSTERİM
Maxicep.com – Süper ötesi kopartan fıkra ve yazılar (kopma garantili) Tiyatroda, ünlü oyuncu rolü gereği uşaklarına bağırır.
-Atımı getirin!
O sırada münasebetsiz bir seyirci “Eşek olsa olmaz mi? diye seslenir.
Oyuncu hiç istifini bozmaz:
-Hay hay! Buyrun beyefendi
Ünlü bir sopranonun konserine giden baba oğul ilgiyle konseri dinliyorlardı. Bir ara çocuk merakla babasına sordu:
“Baba, öndeki amca elindeki sopayla niye kadını korkutuyor ?” Baba;
“Korkutmuyor oğlum, yönetiyor!”
“Eee, peki o zaman kadın niye avaz avaz bağırıyor ”
Babası oğluna görgü kuralarını öğretiyordu :
“Örneğin oğlum, bir eve gittik. Onları yemek yerken göndük, ilk sözümüz ne olmalı?
“Afiyet olsun” der oğlu. Baba;
“Peki neden bu söylenir?” deyince oğlu ;
“Neden olacak, buyurun desinler diye.” der.
Yargıç, hırsıza şöyle sorar:
“Söyle bakalım, soyduğun dükkana nasıl girdin?”
Hırsız, biraz düşündükten sonra soruyu şöyle yanıtlar:
“Efendim, biz buraya yargılanmaya
fıkralar süper fıkralar süper
Beş Para
Maxicep.com – süper ötesi tam komedi fıkralar TIR şoförü orta yaşlı bir adam, kamyoncuların
durup yemek yedikleri benzin istasyonunda kahvaltısını
ederken içeriye, deri ceketli, dev gibi üç tane
motorsiklet sürücüsü serseri girmiş…
Birincisi adamcağızın tabağındaki çorbada sigarasını
söndürüp barın önündeki sandalyeye oturmuş…
İkincisi adamın içtiği suyun içerisine tükürüp bardaki
yerini almış..Üçüncüsü de adamın tabağını ters çevirip
arkadaşlarının yanına geçip oturmuş
Adamcağız en ufak bir itirazda bulunmadan, barı sessizce
terk etmiş. Kısa bir süre sonra serserilerden biri
garson kıza dönüp;
-”Ne biçim herif bu? Erkekliği beş para etmezmiş!..”
demiş.
-”Evet!” demiş kız,
-”Şoförlüğü de beş para etmezmiş… Biraz evvel
benzinlikten çıkarken dev gibi tırı ile üç Harley
Davidson’un üzerinden geçti!..”
Görev Tanımı
Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş.
Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot
adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça
sıkı testleri geçen Temel; 3 aylık ikinci bir
eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş.
Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla
birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış.
Atmosfer aşıldıktan sonra Temel’in ilk işi;
kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları
açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını
okumak olmuş. Maymunun görevleri: “Yerküre ile
bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak;
her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak;
füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik
değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını
ve motorların sırasını belirlemek…” diye devam
ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev
kartını açmış : “Maymunu iyi besle!”
Açık Kalmış
Üniversiteden arkadaşlar çıkışta bir masada oturmuş
muhabbet ediyorlarmış. Bir tanesi ayakta bir kız
arkadaşına heyecanlı heyecanlı bir olay anlatıyormuş.
En damar yerinde, kız kibarca: – Özür dilerim sözünü
kestim, ama bi şey diycem. Şey, fermuarın açık
çocuk donmuşkalmış tabi. Surat kıpkırmızı. Yanındaki
arkadaşına dönerek: – Lan insan bi söyler,
fermuarın açık olduğunu bir kızdan mı duyacaktık?
Çocuk kendini kurtarmak için: -Abi ne biliyim ya,
ben sen konuşurken orana mı bakıyorum sanki?
Eşek
Gariban bir köylü şehre inmiş.
Büyük bir mağazada iki kişinin karşılıklı oturup
konuştuklarını görmüş.
İçerde bir masa ve üç dört koltuktan başka bir sey
görünmüyormuş.
Merak etmiş ve içeri girmiş:
- “Selamünaleyküm ağalar.”
- “Aleykümselam hemşerim ne istiyorsun?”
- “Merak ettim acaba burada ne satıyorsunuz?”
Köylü ile dalga geçmek isteyen emlak komisyoncusu
sırıtarak cevap vermiş:
- “Eşek satıyoruz.”
Köylü de taşı gediğine yerleştirmiş:
-”Sadece ikiniz misiniz, yoksa daha var mı?”
Merak
Ayşe sohbet için kocasını işten telefonla aramış,
“Kusura bakma sevgilim..” demiş kocası, “Bugün o kadar
yoğunum ki.. Yetiştirmem gereken işler var.. Daha
sonra konuşsak..”
“Tamam bir tanem bir iyi bir de kötü haberim vardı da..”
“İnan hiç vaktim yok.. O zaman sadece iyi haberi
söyle..”
“Merak ediyorduk ya.. Arabanın hava yastıkları
çalışıyormuş
yenge yenge kezban yenge fıkraları
Kezban
Adamın biri bir lokantaya girer, garson gelir, adam çatal bıçağı şöyle bir koklar
- Ooo der, bugün taskebap harika
Garson siparişi alıp aşçıbaşına sorar
-Günün en güzel yemeği ne?
-Taskebap
Garson “vay anasını der”
Üç gün sonra adam aynı lokantaya gelir, gene çatalı bıçağı koklar
- Ooo der, karnıyarık enfes
Garson gene sorar açşıbaşına en güzel yemeği,
tabii karnıyarık!..
Birkaç gün sonra adam gene gelir, garson adamı görünce fırlar, çatal bıçağı kapar, bulaşıkçı kadına gider
- Yahu Kezban şunları bi kıçına sürtsene
Ve götürür adamın masasına, koklar gene bizimki çatalı bıçağı ve gözleri açılır
- Yahu Kezban, burada mı çalışıyor?
İKİSİNİDE Mİ ?
Adamın biri birgün felç olan bir arkadaşını ziyaret etmiş. Sohbet sırasında felçli arkadaşı adama:
- “Terliklerim yukarıda kalmış onları bana getirir misin lütfen” diye rica etmiş…
Adam yukarı çıkmış, bir de ne görsün; felçli arkadaşının afet gibi dipdiri iki kızı var! Hemen pratik zekasını çalıştırarak:
- “Babanız beni sizinle yatmam için gönderdi” demiş… Kızlar:
- “Nasıl olur!! İmkansız!” demişler… Adam:
- “İnanmıyorsanız soralım” demiş ve aşağıya seslenmiş:
- “İKİSİNİ DE Mİİİİİİ!”… Felçli adam bağırmış:
- “İKİSİNİ DE! İKİSİNİ DEEEE
türkiyen en çok okunan fıkraları süper
TARİH dersinin yazılı sınavında sıfır alan öğrenciye, babası nedenini sorduğunda;
“Hoca, yanımdaki arkadaşın kağıdından baktığım gerekçesiyle sıfır vermiş.”
“Peki oğlum baktın mı?”
“Hayır baba, kesinlikle bakmadım.”
“Peki oğlum, ben yarın okula gelir ve hocanla görüşürüm.”
Baba ertesi gün, tarih hocası ile görüşerek, oğluna haksızlık yapıldığını söyleyip, notunun düzeltilmesini ister. Bunun üzerine Hoca, “Gelin sınav kağıdına birlikte bakalım. Arkadaşının kağıdından kopya çektiğini size ispat edeceğim” der.
Kağıdı bulup, okumaya başlar.
” Bakın birinci soru ‘İstanbul’u kim hangi tarihte fethetmiştir?’ şeklinde. Oğlunuzun arkadaşı ‘Fatih Sultan Mehmet, 1453 yılında’ diye yazmış. Oğlunuz da aynısını yazmış. ”
” Bunda ne var Hoca Hanım, ikisi de doğru cevap. Ayrıca, yanındakinin oğlumun kağıdına bakmadığı ne malum?”
” Bir saniye, devam edelim, göreceksiniz. İkinci soru ‘Osmanlılarda, duraklama devrinin başladığı anlaşmanın adını ve tarihini belirtiniz. Oğlunuzun yanındaki ‘Karlofça Anlaşması 1699′ yazmış. Oğlunuz da aynısını yazmış!”
” Bunda ne var Hoca Hanım. İkisi de doğru cevap. Ayrıca yanındakinin oğlumun kağıdına bakmadığı ne malum?”
“Bir saniye, devam edelim göreceksiniz. Üçüncü soru ‘Pön Savaşlarının sonuçları nedir?’ Oğlunuzun yanında oturan arkadaşı ‘Cevap-3: Bilmiyorum’ diye yazmış. Oğlunuz ne yazmış ‘Cevap-3: Ben de bilmiyorum!..’
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.
Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.
Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir….
Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.
Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
-Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım.
Tarih : 16 Mayıs 2004 Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not : Burası çok sıcak.
5 tane kadın öldükten sonra diğer tarafta onları önünde bir tas su ile zebani karşılar.zebani rahibelerin sıraya girmelerini ister. İlk kadına sorar:
- penis hakkında ne biliyorsun?.
Kadın yalnızca “dokundum” der.
- O zaman sadece ellerine suyu sür geç der zebani.
İkinciyede aynı soruyu sorar. Oda yalnızca gördüm der. O zaman suyu gözlerine sür ve geç der. O sırada 3. ile 4. kadın yer değiştirir. Zebani bunu görünce ne yapıyorsunuz der.
Kadın:
- Arkadaş dötünü yıkamadan ben bi ağzımı yıkasaydım…
Ana sınıfının genç bayan öğretmeni çocuklarla zeka geliştirici oyunlar oynamakta,onlara kafa yorulmasi gereken bilmeceler sormaktadir.Şöyle bir bilmece sorar:
-Hadi bakalim,bana hanginiz bir deliğin içinde bir başka delik yapabilecek?
4 yaşındaki Dilara atlar hemen:
“-Ben size bir deliğin içinde başka bir delik yapabilirim”
Göster bakalim der genc bayan öğretmen
Dilara eline aldığı izola bandı,diğer elindeki makasın delik olan tutulacak kısmının içine yerleştirir ve :
-Bakın işte bir deligin içinde başka bir delik…
Aferin der Ögretmen ve herkes Dilarayi alkışlar.
-Oda bişey mi der sınıfın yaramazı Emre. İsterseniz ben size bir deligin içinde 4 delik yaparım.
Şaşırır öğretmen ve sorar:
-Nasıl yapacaksın!!!
Basit,elinize bir flüt alın ve şeyinize sokun. İşte size 1 deliğin içinde 4 delik…
Bayan öğretmen utancından kıpkırmızı olur ve tabi çok kızar Emre`ye :
Terbiyesiz,nasıl böyle birşey söylersin,sende utanma yok mu hiç….dedikten sonra :
-Hem flütte 4 tane değil 8 tane delik vardır .
Emre biraz mahçup, bir haylide şaşırmış:
-Öğretmenim , flütte 8 delik oldugunu biliyodum ama sizinkinin o kadar alabildiğini
Kısa ama güzel fıkralar
birgün james bond karadenize gelir ve temelle karşılaşır james bond temele ben bond james bond der temelde ben mel te mel der
————————————————————————————-
bir gün kahvede otururken bırbırlerıne demıslerkı kapıdan erkek gecerse sut kadın gecerse kahve ıcıcez demısler bakmıslar kapının onunden bulent ersoy gecmıs sutlu kahve ıcmısler
————————————————————————————-
adamın biri doktora gider..”doktor bey göğsümün üzerine elimle bastırınca ağrıyo” der..
doktor:”bastırma o zaman salak herif!
————————————————————————————-
İngiliz “Golf için bir sopa, bir top ve bir delik gerekir. Bende bir sopa var.” demiş. Fransız “Bende de bir top var.” demiş. Temel; biraz düşünmüş “Ben oynamıyorum ula!” demiş.
————————————————————————————-
* hülya avşar: “hiç aynaya baktın mı? sen de popstar hali var mı?”
ajdar: “aynaya değil ama size bakınca kendimi bayağı star gibi hissediyorum”
————————————————————————————-
Öğretmen orhanın defterine “oğlunuz çok konuşuyor” yazıp eve yollar.
Notu okuyan baba notun altına şunu yazıp gönderir:
“Buda birşeymi siz birde annesini görün


