Archive for the Category »fıkralar «
TİTANİK
Amerika’da zencinin biri, pasaportunu kaybetmis.
Aksilik bu ya, o gün de
Türkiye’ye uçacakmis. Kara kara düsünürken yolda
bir pasaport bulmasin mi!
Hemen almis yerden,
bir bakmis ki Leanardo Di Caprio’nun pasaportu. “Ne
olursa olsun,” demis
ve sansini denemeye karar vermis. Çikarmis
Leonardo’nun fotografini, kendi
fotografini yapistirmis. Uçmus Türkiye’ye. Atatürk
Havalimani’nda görevli
gümrük memuru Temel’in Karsisina geçmis.
Temel, almis pasaportu; adamin ismine bakmis:
“Leonardo Di Caprio”; fotografa bakmis ; bir zenci
adama bakmis; ayni
zenci. Birkaç saskin bakistan sonra öbür masaya
seslenmis: “Ula Cemal, bu
Titanik batmis miydi, yanmis miydi.
GERDEK GECESİ
- Iyi ki düğünümüzü Belçika’da yapalım demişsin Goncagül
- Güzel oldu, değil mi Muhittin?
- Evet canım, herkes dışarıda evleniyor, bizim neyimiz eksik?
- Beni kırmadığın için teşekkür ederim.
- Sen istersin de ben yapmam mi bitanem?
- Muhittin, sana geçmişimle ilgili önemli bir şey anlatmak istiyorum.
- Once duvağını çözseydik Goncagülüm.
- Çözeriz, dur bi… Çok önemli bu…
- Ee, ama sırası mı şimdi? Neyse, anlat bari…
- Ben küçükken tecavüze uğradım.
- Çok üzüldüm bebeğim. Ama şu an kendini iyi hissediyorsan önemli değil.
- Simdi iyiyim de bunları bilmen lazım.
- Yakınlarından biri tarafından mı?…
- Yok… Bi bakkal vardı bizim mahallede…
- Bakkal mı?
- Evet… Elma şekeri satıyordu, güzel çikolatalar filan.
- Eee?
- İşte, bi gün bana, “Sedat depoya gelsene” dedi.
- Sedat da kim?
- Anlatacağım bi tanem, sakin ol bi…
TEMEL
Savci, morgdaki uc ceseti incelemek uzere gelmisti.Birinci ceset siritiyordu. Savci nedenini sordu.
“Milli piyangoda buyuk ikramiyeyi kazandi, sevincine dayanamadi, kalp krizi gecirdi ve oldu”, dediler.Ikinci ceset de siritiyordu. Savci sordu;
-Bu neden siritiyor?
-Bunun da oglu dogmustu. Sevincten kalbine yenik dustu.
diye acikladilar.Ucuncu ceset Temel’in komur halindeki cesediydi.O da siritiyordu.
-Bu neden oldu?.diye sordu savci.
-Efendim, buna yildirim carpti.dediler.
-Peki neden siritiyor?
-Fotografini cekiyorlar sanmis.
FAX
Bir Turk, bir Amerikali ve bir Alman birlikte saunaya gitmisler.
Bellerinde birer havlu saunada oturmuslar ter atarlarken,
bip bip bip diye ses duyulmus. Amerikali, sag eliyle sol koluna
dokunup, “Cagri cihazim caldi. Derimin altinda elektronik devre var da…”
demis.
Aradan biraz zaman gecmis, bu sefer bir cep telefonu calmaya baslamis.
Bunun uzerine Alman, s ol avuc icini kulagina goturmus ve
Konusmaya baslamis. Görusmesi bitince, Turk’e ve Amerikaliya donup,
“Avcumun icinde cep telefonu devresi var da…” demis
Teknolojik olarak geri kalmayi gururuna yediremiyen Turk, “Bana bir dakika
izin
verin” demis ve disari cikmis. Birkac dakika sonra dondugunde poposunun
arasina sikismis tuvalet kagidi sarkiyormus. Amerikali ve Alman’in
kendisine garip garip baktigini gorunce, “Faks geliyor da..”
KÖY ADETLERİ
Iki falci kadin fal bakmak icin bir köye gider.Derken hava kararir.Kadinlar korkmaya baslar. Koyun alt mahallesindeki ilk eve misafir olular.Yemekler yenir , fala bakilir.Iyice gece olmaya baslamistir. Ev sahibi karisina
- “Kari kari kalk daha inek var sagilacak ,bulasik var yikanacak,misafir var si*ilecek..” der . Bunlari duyan kadinlar alelacele evi terk eder bu seferde koyun en ust mahallesindeki eve konuk olurlar. Sohbetler ilerler. Kadinlardan biri ilk ev sahibinin karisina soylediklerini anlatmaya baslamistir ki ikinci ev sahibi
- “Lan o a*ina koydumun ogluda zaten si*emediklerini hep bana gonderir.. ”
DEMİREL VE ECEVİT
Masal bu ya, Demirel ölmüs, öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak çok çok çirkin bir kadin vermisler ve bu dünyada hayatini bununla geçireceksin demisler. O da kaderine boyun egmis. Ama birde gezerken ne görsün, karsida Ecevit yaninda Demi Moore’la beraber degil mi?. Çok sinirlenmis ve Seytana çikip bunun bir haksizlik oldugunu söylemis. Seytanda ‘ Eh ! ne yapalim senin cezan böyle, Ecevit’e gelince o da
Demi Moore’in cezasi …
JAPON ROBOT
Adamın biri evlenmiş, iki ay sonra da Avrupaya iş gezisine gitmiş. Bu arada karısı da komşusuyla kırıştırıyormuş. Bir gün yine komşusuyla yataktayken kocası gelmiş ve zile basmış, kadın “eyvah kocam” deyip adamı saklamak için yer aramaya başlamış. Adama, “sen kapının arkasına saklan, kocam seni görüp sorarsa Japonya’dan istediğimiz robot geldi derim”, demiş. Kocası içeri girmiş ve “karıcım çok kudurdum hadi yatalım”, demiş. Kadın da “yorgunum daha sonra” demiş. Adam “ben banyoya gidip bi duş alayım sonra yatarız” derken kapının arkasındaki adamı görmüş, bu da kim?” diye hiddetlenmmiş. Karısı da kocacım Japonya’dan istediğimiz robot bu” deyince, adam, “duştan önce şunu düzeyim” demiş ve geçmiş robotun arkasına. Yüklenmiş ama girmiyo, başlamış karısına bağırmaya: “Ya şu Japonlar robotu çok iyi yapmışlar ama deliğini küçük yapmışlar. Sen oradan matkabı getir de deliği büyüteyim” demiş. Bunu duyan komşusu başlamış bağırmaya: – “TEKRAR DENEYİN BELKİ ALIR, TEKRAR DENEYİN BELKİ ALIR, TEKRAR DENEYİN BELKİ ALIR!”
BUSH & LADİN
Usame Bin Ladin George W. Bush’u telefonla arayarak sana bir iyi bir de kötü haberim var, hangisini önce söyleyeyim demis. G.W. Bush’da iyi haberi söyle deyince.
Teslim olmak üzere Amerika’ya geliyorum demis. Bunun üzerine G.W.Bush kötü ne haber peki diye sorunca, Ama Uçakla demis
Matematik Finali
4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematik
finaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğinin
patladığını söylerler… Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerinin
yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrı
köşelerine oturtur.
Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkes
sınavı geçebilir… Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10′ar
puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır… Bunları kolayca çözerler.
Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: “Hangi lastik
patladı
MEDENİYET
Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce İngiliz’in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. “Niye 7 tane?” diye İngiliz’e sormuşlar. O da “Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba…” demiş. “Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki.” Sıra Fransız’ın valizine gelmiş. açmışlar bakmışlar 8 tane don. “7′yi anladık da niye 8?” diye sormuşlar. Fransız “Pazartesi, Salı, Çarşamba… Hergün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım” demiş. “Vay be! Adamlardaki temizliğe medeniyete bak!” demiş görevliler. Sıra Temel’e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. “Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!” Sormuşlar “Neden 12 adet?” Bizimki cevap vermiş “Ocak, Şubat, Mart,……”
Uğursuz Kadın
Cafer komadadır. Yanında ise karısı… Cafer’in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
“İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın…
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
“Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın”
Bush`un Pulu
Başkan Bush’un yeni talimatı:
- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim
Amiral gemiye çıkmış denizcilerden birine
9 dan 3 çıkarsa kaç kalır
diye sormuş denizcide 7 demiş
amiral komutana dönmüş demişki ;
Bu ne biçim ÇIKARMA gelmisi
Lazlar gürcülerle savaşıyorlarmış
lazlar gürcülere el bomabası atıyorlarmış
gürcülere
gürcülerde pimini çekip geri atıyorlarmış.
Hacda bütün müslümanlar şeytan taşlamaya gitmiişler
son olarak ZEKERYA BEYAZ taşi almış tam atıcakken
şeytan başını kaldırmış
SENDEMİ AMCA OGLU
Delikanlı kizi evine bırakmak için kapıya kadar getirir
elini duvara koyup
-bir kere öpeyim der
kız olmaz babamgil yukarıda der
delikanlı kimse görmez , bir defa öpeyim
Bu sırada yukardan bir ses
abla babam diyor ki ;
-Öpecekse öpsün öptürçekse öptürsün
o hayvan oglu hayvana söyle elini zilden çeksin
Kayserili bir iş adamının karışı ölür .
gazeteye ilan vermek üzere bayiye giderr
şöyle yazdırmak izter.
- Karım refat etti perşembe öyle namazı sonrası herkezi cenaze namazına bekleriz.
gazetede çalışan derki 3 kelime daha hakkınız var .
peki der boşa gitmesin
Ertesi gün gazetelerde şöyle çıkar .
- Karım refat etti perşembe öyle namazı sonrası
herkezi cenaze namazına bekleriz.SATILIK DOĞAN VAR
Babası küçük ayşeye sorar
-koca pastayı yerken kardeşini hiç düşünmedin mi ?
- Nasıl düşünmem babacıgım. Pastayı bitirmeden gelicek die
ödüm koptu
İki deli yolda gidiyorlarmış
1. deli susamış
demişki ; ben susadım su içmeye gıdıyom
2. deli demiş hazır gitmişken benım yerımede iç
tmm demiş gitmiş
biraz sonra gülerek gelmiş
2. deli sormuş neden gülüyorsun
1. deli
kendi yerime temiz senın yerıne pis su içtim
Ali gazetesini okumakta olan babasına
-baba su matamatık dersinde bana yardım edermısın ?
baba elindeki gazeteyi bırakarak peki sor bakalım
- ögretmenimiz bir dairenin alanını bulmamızı istedii
-Hat Allah , ben çocukkende bunu sorarlardu
hala bulamadılar mı ?
Doktor tahlili sonuçlarını bekleyen hastaya dener
-Size 2 kötü haberim var önce az kötü olanını söyleyim
ne yazık kı 1 ay ömrünüz kaldış .
Adam bitkin vaziyette daha kötüsü ne olaki ?
Doktor
-29 gündür 1 türlü size ulaşamıyorum
Olay 1 üniversitede profesör ve bir ögrenci arasında geçer .
Ögrenci yemekhanede boş yer bulamıyınca profesörün yanına oturur
Profesör bu durumu kabullenemez der ki ;
-Kuşlarla öküzler bir arada oturamaz der
Ögrenci hiz bozuntuya vermeden
- O zaman ben uçayım der kalkar gider .
Profesör durumu sindirememiştir.
ögrencının sınıfta kalması ıcın elınden geleni yapar
Fakar ögrenci butun soruları eksıksız cevaplar
Bunun üzerine profesör sana bir soru sorucagım der ;
-Yolda 2 kese bulsan birinde para birinde akıl sen hangısını alırdın ?
ögrenci
-Parayı alırdım diyince
-Ben aklı alırdım der
Ögrenci karsılık verır
-Dogaldır ınsan neye ıhtıyac duyarsa onu alır
Çıldırmak uzere olan profesör sınav kagıdına büyük harflerle
ÖKÜZ yazar ve ögrencıye verır
odadan cıkan ögrenci birkaç dakıka sonra seslenır
-Hocan imzayı atmışsınız ama
benim notum nerde ?
Filin biri karınca yuvasına basar
bütün karıncalar sinirlenır
içlerinden biri filin temesıne cıakar tam o sırada
göz göze gelirler ve aşık olurlar
Fil karıncayı babasından ister
baba karınca vermez
Fil karıncayı kaçırır
Baba karınca eline silahı alır File dogrultur
Tam vuracakken karınca filin önüne geçer
-Baba arkamdaki File acımıyorsan karnımdaki FİLE acı
Meraklı Deve
Genç deve annesine sormuş
-”Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?”
Anne cevap vermiş:
-”Çölde kuma batmamak için.”
Genç deve tekrar sormuş:
-”Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermiş:
-”Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye.”
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
-”Bizim niye hörgüçlerimiz var.”
Anne deve sabırla yanıtlamış :
-”Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız.”
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş :
-”Peki biz bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?”
Kırşehirli Muavin
Bir kamyonun şoförü Nevşehirli, muavini de Kırşehirliymiş. Bir gün kamyona 6 metre yüksekliğinde yük yükleyip yola çıkmışlar. Bir süre sonra yüksekliği 5 metre olan bir köprüden geçeceklermiş. Kırşehirli muavin sağa sola bakınmış, Nevşehirli şoföre “Trafik yok, geç abi” demiş.
Oscar
Atlas Okyanusu’nda giden geminin kaptanı gemide olan bütün herkesi güverteye çağırmış. Herkes gelince
-Size bir iyi bir kötü haberim var.
Önce hangisini söyliyeyim.
Herkes: “İyi” demiş.
-13 dalda oscar kazanacağız.
Çılgın moruk
Yaşlı bir amca parkta bir banka çökmüş etrafı seyrediyormuş….Derken yanına bir delikanlı gelmiş ki saçları yeşil, kırmızı, turuncu, mavi, sarı renk boyalı…
Adam çocuğa bakakalmış….çocuk da küstah bir sesle:
- “ne var moruk, sen hayatında hiç çılgınca bir şey yapmadın mı” demiş.. Adam gülümsemiş: “Yaptım.. bir seferinde çok sarhoştum ve bir papağanı becermiştim.. şimdi de yoksa bu çocuk benim oğlummu diye merak ediyorum…”
İddia
51. piyade alayında yüzbaşı jack diye bir subay varmış. Bu alayda bütün herkes bu yzb’dan illallah demiş. Çünkü her girdiği iddiayı kazanıyormuş. Alay komutanı sonunda dayanamayıp yzb. jackin tayinini çıkarmayı başarmış. Ve bizim yzb. 61. piyade alayına tayini çıkmış. 51. piyade alay komutanı, 61. piyade alay komutanına telefon ederek yüzbaşı için ‘aman bu adama dikkat edin sakın kimseyle iddiaya girmesin. Aka kara der iddiayı yinede kazanır’ diye uyarıda bulunmuş.
61. piyade alay komutanı olur mu canım öyle şey diyip telefonu kapatmış. Neyse bizim yzb. 61. piyade alayına gelmiş ve alay komutanın karşına geçerek komutanım ben geldim’ demiş. Alay komutanı:
- Sen misin şu meşhur yzb. jack derken, yzb. alay komutanına
- a a komutanım beni hatırladınız mı, demiş
- hayır hatırlamadım
- olur mu komutanım vietnam savaşında beraber mevzide idik siz o zaman yarbaydınız bende daha teğmendim.
- yok canım ben o savaşa katılmadım
- aa komutanım ben adım gibi hatırlıyorum sizin kıçınıza şaraplen parçası gelmişti. Kesin onun yara izi de kalmıştır.
- olur mu canım sen manyak mısın ben ne o savaşa katıldım ne de kıçımda şaraplen yarası var.
- komutanım 100$ iddiasına girerim ki sizin kıçınızda şaraplen yarası var demiş ve 100$ iddiasına girilmiş. Alay komutanı indirmiş pantalonu ve yaranın olmadığını göstermiş. yzb:
- ah komutanım çok özür dilerim. yanılmışım buyurun 100$ ınızı demiş ve 100$ i vermiş.
61. piyade alay komutanı sevine sevine 51. piyade alay komutanını telefonla arayarak
- he he bu muydu her iddiayı kazanan adam.
- ne oldu ki
- iddiaya girdim ve kazandım
- sakin ona kıçımı gösterdim deme!
- nereden anladın kıçımı gösterdiğimi
- ulan senin Allah belanı versin Allah seni kahretsin o adam senin kıçını görmek için bütün alayla iddiaya girmişti.
Peri
3 erkek çocuğu olan bir ailenin bir de inekleri var ve ineklerini çok seviyorlar, her şeyleri canları, ciğerleri o inek. Bir gün evin annesi ahıra gidip bakıyor ki inek ölmüş. O da hemen orda kriz geçirip ölüyor. Sonra en büyük oğlan ahıra gidiyor, bakıyor ki inek de anne de ölmüş buda intahar etmek için boğaz köprüsüne gidiyor. Tam atlayacak iken bir peri kızı geliyor. Oğlana benimle beş kere birlikte olursan hem ineği hem de annenizi diriltirim diyor. Tabii büyük oğlan hemen tamam diyor. Gelgelelim iki diyor üç diyor dördüncü de kalıyor… 5. yi yapamayıp kendini köprüden atıyor aşağı. Sonra ortanca oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ve inek ölmüş. Oda gidiyor köprüye. Peri kızı yine geliyor bu sefer benimle on kez beraber olursan ineği de annenizi de abinizi de diriltirim diyor. Oğlan bir başlıyor o da en son 8 e kadar gelebiliyor. O da kendini atıyor köprüden. En son da küçük oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ölmüş bu da gidiyor köprüye. Peri kızı geliyor yine… Bu seferde benimle 15 kere birlikte olursan 4 ünüde diriltirim diyor. Bunun üzerine küçük oğlan 18 olmaz mı diyor peri kızı olur diyor. Oğlan ya yirmi diyor tabbii o da olur diyor peri kızı.. Oğlan bu sefer 25 de olur mu diyor.. Tamam deyince peri kızı, oğlan gözleri parlayarak:
- Bak sonra inek gibi ölmek yok ama..
Hadım
Eski bir devirde İngiliz, Fransız ve Türk arkadaşlar haremin camından içeriyi gözetlerken yakalanmışlar. olayı öğrenen Padişah çok sinirlenerek hepsinin mesleğine göre hadım edilmesine karar vermiş. İngilizce mesleğini sormuşlar;
-Terziyim…
-Kesin makasla,
Fransıza sormuşlar;
-Oduncuyum…
-Kesin baltayla,
Bu sırada Türk gülmekten katılıyormuş. merakla sormuşlar; -Ya neden gülüyorsun, biraz sonra hadım olacaksın…
-ben dondurmacıyım, yalaya yalaya nasıl bitireceksiniz onu merak ediyorum…
Ceset parası
II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çeliyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak için askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen ölu Nazi için 10 ruble vaat etmiş. Askerler saldırdılar. Çatışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarını anında alıyorlar. Bir ara bir Yahudi asker bir vagon sürükleyerek getirdi. Vagonun kapısını açtı, içerisi ceset doluydu. General bunu görünce şaşırdı ve askeri kenara çekerek şöyle dedi :
-Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim.
Asker : -Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble
Ekmek ve Ördek
Ördek bara girer ve barmen’e:
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok
- ekmek var mı
- yok dedik ya
- ekmek var mı
- eğer bir daha sorarsan seni duvara çivilerim
- çivi var mı
- yok
- ekmek var mı
Maymun
Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şoförü kendini tutamayıp şöyle demiş:”- Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek…” Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönüş kadına;”- Özür dilerim. Acaba az önce şoförle aranızda ne geçti?”
Kadın: – Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret…
Adam: – Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder.
Kadın: – Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım.
- Merak etmeyin, ben maymununuza gözkulak olurum…
Öğrenci Yurdu
Üniversitede dönemin ilk gününde Rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektor demiş ki
“- Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları da kız öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 20 dolar ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 60 dolar, üçüncü yakalanışında da 180 dolar ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?”
Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi:
- Sezonluk bilet ne kadar?
Süpermen
İki adam New York’taki Empire State binasının tepesindeki barda oturuyorlarmış. Biri diğerine dönmüş:
- Biliyor musun geçen hafta şunu keşfettim; Bu binanın etrafında öyle kuvvetli rüzgarlar var ki, tepesinden atlıyorsun aşağı, 10. Kata kadar düşüyorsun, sonra rüzgar o kadar kuvvetleniyor ki seni döndürüp 10.Kat penceresinden içeri atıyor…Barmen bunu duyunca kafasını olumsuz bir şekilde sallamış. Öbür adam demiş ki:
- Yahu sen deli misin olacak şey değil şu dediğin..
- Yok kesinlikle oluyor denedim ben. İstersen şimdi göstereyim sana.
Ve adam kalkmış bardan, gitmiş pencereye, yallah atlamış aşağı. 10.Kata yakınlaşınca birdenbire pencereden içeri doğru kayıvermiş. Sonra da asansöre binip yukarı, bara çıkmış. Öbür adam demiş ki:
- Yahu gördüm ama bu bir sefer olacak bir şeydi bir daha olmaz
- Olur olur bir daha göstereyim bak…
Ve adam yine cumburlop aşağı atlamış. Yine 10. kat civarında rüzgar adamı pencereden içeri atıvermiş. Adam bara dönünce öteki adama deneyip görmesini söylemiş. Öbür adam:
- Haydi bakalım. Hakkaten işe yarıyor demek. Bir deneyeyim…Demiş ve pencereden aşağı atlamış. Direk aşağı uçarken 11. katı geçmiş, 10.kat, 9.kat, 8.kat derkent taakk diye kaldırıma yapışmış. Yukarıda barda barmen birinci adama dönmüş ve:
- Süpermen, içince eşşoğlueşşeğin teki oluyorsun…
Ted Amca
Amerika’da bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. İlk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya: Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı.” Öğretmen
- Güzel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir?
- Bütün yumurtaları aynı sepete koyma.
- Aferin çok güzel. Lily sıra sende.
Küçük Lily tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Bizim de bir çiftliğimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8inden civciv çıktı.
- Eveeet. Peki buradan alınacak ders nedir?
- Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma
- Aferim bu da çok güzel. Billy, sıra sende
Küçük Billy tahtaya kalkmış ve anlatmaya başlamış:
- Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makineli tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makineli tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş.
- Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir?
- İçerken Ted Amcama bulaşmayın…
İmamların maçı
Trabzonlu imamlar kendi aralarında maç yaparlarmış ama ne hikmetse hep merkez imamlarının takımı maçı kaybedermiş. Bir gün merkezin hocalardan biri demiş ki: -Böyle olmayacak. En iyisi biz Trabzonspor’lu Hami’ye rica edelim gelsin takımda oynasın.Soran olursa merkez camii imamı Hami Hoca deriz demiş. Hami’den rica etmişler. Hami de kabul etmiş. Maç oynanmış ama merkezin imamları yine mağlup olmuşlar. Maç dönüşü merkez imamlarının arkadaşlarından biri sormuş:
-Hoca bu hafta kazandık değil mi?
-Maalesef 2-1 yenildik
-Yapma ya nasıl olur Hami oynamadı mı?
-Oynadı ve bizim golümüzü de o attı
-Peki onların gollerini kim attı?
-Roberto Carlos Hocayla, Ronaldo Hoca
Posta
Bir fakir Kırşehirli paraya çok sıkışmış. Her türlü çareye başvurmuş, yardım eden olmamış.
Son çare olarak, ‘Allah, sıkışan kuluna yardım eder’ inancından hareketle, Allah’a mektup yazmaya karar vermiş. ‘Cenab-ı Allah Yüksek Katına’ diye başlamış ve ‘Allah’ım ne olur bana bir yüz milyon lira gönder’ diye bitirmiş. Zarfın üzerine de ‘Esirgeyip bağışlayan Yüce Allah’ diye yazıp postaya vermiş.
Postacılar mektupları ayırırken, gitmesi mümkün olmayan adresi görünce açmışlar. Mektup sahibine acımışlar ve aralarında para toplayıp yardım etmeye karar vermişler. Ama, ancak 80 milyon lira toplayabilip, göndermişler. Parayı alan Kırşehirli, hemen Allah’a bir mektup daha yazmış.
Postacılar, ‘Allah’ adresli ikinci mektubu açmışlar. Kırşehirli şöyle yazıyormuş:
‘Allah’ım gönderdiğin parayı aldım, teşekkür ederim. Ama, bundan sonra para gönderirken, Meleklerinle gönder, hırsız postacılar gönderdiğiniz paranın 20 milyon lirasını çalmışlar.’
Paraşütçü
Kırşehirli iki arkadaş askere gitmişler ikisi de paraşütçü olmuş. Belli bir eğitim gördükten sonra paraşütle deneme yapıyorlarmış. İkisi de uçaktan atlamışlar. Ellerinde yüksekliği gösteren bir alet varmış. Arkadaşlardan birisi alete bakarak sayıyormuş.’250,200,150,100,90,80,70,60,50,40,30,2 0 açmasak da olur. Geldik’
İlk deneyim
Bir gün iki erkek kedi iki dişi kediden konuşuyorlarmış. Erkek kediler, dişi kedilere
-Akşam 11 de buluşup sevişelim demişler, dişi kediler de kabul etmişler. Bunu duyan bir yavru kedi de
- Abilerim beni de götürün; sevişmek konusunda hala hiçbir şey bilmiyorum demiş. Erkek kedilerde tamam gel demiş demişler ve buluşma yerine gitmişler, dişi kedileri beklemeye başlamışlar ama saat 11 olmuş yoklar, 12 olmuş dişi kediler ortada yok, 1 olmuş hala yoklar.. Sonunda yavru kedi dayanamamış ve
- Abi demiş ben biraz daha sevişirsem soğuktan ölecem demiş
Yine kardayız
Üçüncü Boğaz Köprüsü’nü Japon, Amerikan ve Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış. Tam açılışın yapılacağı sırada kurdele kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmış. Japon; ‘gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım’ diyerek harakiri yapmış.
Amerikalı; ‘gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı’ diyerek tabancasını çekip intihar etmiş.
Tüm bunları izleyen Türk müteahhit de derin bir ‘Oh!’ çekerek yanındakilere dönmüş: ‘
‘İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi mahvolurdum’…’
Savaş Gemisi
Bir savaş gemisi karanlık ve sisli bir gecede yol alıyormuş. Derken kaptan köşkündeki komutan tam karşıda ve uzakta üzerlerine doğru gelen bir ışık farketmiş. Hemen karşı tarafa sinyal göndererek şu mesajı geçmiş: -”Derhal rotanızı 30 derece doğuya çeviriniz” Karşıdan anında cevap gelmiş:
-”Sen rotanı 30 derece batıya çevir!” Komutan şaşırmış, biraz da sinirlenmiş, mesajı tekrarlamış:
-”Rotanı derhal 30 derece doğuya çevir, emrediyorum!” Karşıdan cevap:
-”Asıl sen rotanı 30 derece batıya çevireceksin!”
Komutan öfkeden küplere binmiş, bir mesaj daha yollamış.
-”Ben 30 yıllık kaptanım, sana son kez emrediyorum, rotanı 30 derece batıya çevir!”
-”Sen 30 senelik kaptansan ben de 20 senelik denizciyim, sen rotanı 30 derece doğuya çevir.”
Komutan, o kadar sinirlenmiş ki, hemen mürettebata bütün topları ateşe hazır hale getirmelerini emretmiş ve son kez bir mesaj göndermiş: -”Burası bir savaş gemisi, derhal rotanı 30 derece batıya çevirmezsen ateşe başlayacağız.”
-”Burası da bir deniz feneri.. Sen rotanı bir an önce 30 derece doğuya çevirmezsen birazdan kayalara çarpacaksın”
Gülmeye Doyamıyacaksın Süper Fıkra ANNELER VE KIZLARI
Bir kadinin uc tane kiz cocugu vardir. Tesadufen
ucune de ayni
zamanda talip cikar. Tek bir dugunle ucu de
evlenir ve
yuvadan ucuuup giderler. (Pirrrr diyerekten)
Kizlarin hepsi de farkli
sehirlere gitmislerdir… Anneleri, el bebek gul
bebek buyuttugu
kizlarinin
evlilik yasamlarini; ancak ozellikle ask
hayatlarini merak
etmektedir.
Ancak kizlari yatak olaylarini acik acik
anlatmaktan cekindikleri
icin bir
yontem gelistirirler:
Kizlar annelerine, o gunku Hurriyet gazetesinde
cikan gazete
ilanlarina
atifta bulunarak, ask hayatlari hakkinda, e-mail
yoluyla bilgi
vereceklerdir.
Evliligin birinci haftasinda buyuk kizdan mesaj
gelir. Mesajda
“RUFFLES”
yazmaktadir.
Kadin merakla Hurriyet gazetesini alir ve ilana
bakar:
“RUFFLES.
HEM EGLENCELI, HEM DE DOYURUCU”
Kadin cok mutlu olur ve yeniden mesaj beklemeye
baslar.
Bir sure sonra ortanca kizindan bir e-mail
mesaji
gelir:
Mesajda “MAXWELL COFFEE” yazmaktadir. Hemen
gazeteyi eline
alir ve ilani bulur:
“MAXWELL… HER DAMLADA BUYUK ZEVK”
Kadin yine cok mutlu olur ve bu kez kucuk
kizindan mesaj beklemeye
baslar.
Uzun sure mesaj gelmez; kadin tedirgin olur, ama
beklemeye devam
eder.
Bekleyen dervis misali, en sonunda kucuk
kizindan da bekledigi mesaj
gelir:
“BRITISH AIRWAYS”
Kadin merak ve heyecanla Hurriyet gazetesini
eline alir ve ilani
okuduktan
sonra dusup bayilir:
“BRITISH AIRWAYS. SUPERSONIC UCAKLARLA….
HAFTADA 7 GUN….
GUNDE 3 SEFER….. USTELIK HER TARAFA…..”
*********************************************
UYANIK
Ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur.
Dünyanın bu
en büyük alışveriş merkezinde herşey ama herşey satılmaktadır.
Patron sorar:
* Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?
* Evet köyümde bu işi yaptım.
* Patronun gözü cocugu tutar:
* İyi, yarın başlıyorsun. Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu
karşısına
alır;
* Evet, bugün kaç satış yaptın??
* Bir!
* Ne bir mi? Ötekiler 20-30 satış yaptılar, Nasıl bir? Kaç dolar tuttu
peki?
* 320.334 USD doları.
* Patron şaşırır ve sorar:
* Nasıl becerdin bunu?
* Adama küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir
olta sattım.
* Adama nerede balık tutucağını sordum. Kıyıda diyince bir tekneye
gereksinimi olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indik ve çift motorlu,
yelkenli, lüks bir yat sattım. Vosvosuyla bunu çekemeyeceğini
söyleyince
son model 4×4 bir jeep sattım. Patron kendinden geçer:
* Ne diyorsun, tüm bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı
sattın?
* Genç çocuk yanıt verir:
* Yoo aslında karısı için bir tane orkid istemişti… Ben de ona şöyle
dedim:
“Haftasonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git…”
************************************************** *******
BAŞ AĞRISI
Joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. Ancak yaşlandıkça bu
meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. Sağlığı ve aşk
hayatı
çekilmez, bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder.
Kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman
hekim bulur kendine;
” – Size bir iyi bir de kötü bir haberim var.” der doktor.
” – Doktor önce iyi haberi duymak istiyorum.”
” – Sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim.”
” – Peki kötü haber nedir doktor bey?”
” – Çok nadir görülen bir durum..söylemesi zor ama hadım edilmeniz
gerekiyor. Cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu
baskı sizde dayanılmaz, bir baş ağrısı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmanın
tek yolu erkeklik organınızı almak.”
Joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. Kendi kendine
sorar;
” – Ne yapsam acaba. Erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. Kimin
için
yaşarım. El içine nasıl çıkarım!”
Cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak
altına yatmaya karar verir. Hastaneden taburcu olduğunda;
” – Oh be! Dünya varmış. Kurtuldum şu lanet ağrıdan” diye derin bir nefes
alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. Caddede
yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. Yeni bir başlangıç yapmaya ve
yeni bir hayata başlamaya karar verir.
Bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım
elbiseye takılır gözleri. ” – İşte tam aradığım takım elbise!” der ve
dükkana girer.
Tezgahtara; ” – Yeni bir takım elbise istiyorum” der.
Tezgahtar Joe’yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve;
” – Bir bakalım. 44 beden!” der.
Joe gülerek;
” – Kesinlikle doğru, nerden anladınız?”
” – Bu benim işim.”
Joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. Joe aynada kendisine
hayran hayran bakarken tezgahtar sorar;
” – Yeni bir gömlekde ister misiniz?”
Joe bir kaç saniye düşündükten sonra;
” – Elbette” der.
Tezgahtar Joe’ya şöyle bir bakar;
” – Kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka.”
Joe şaşırır;
” – Kesinlikle doğru nerden anladınız?”
” – Bu benim işim!”
Joe gömleği giydi. Evet gömlek süper olmuştur. Yakasını aynada düzeltirken
tezgahtar sorar;
” – Yeni ayakkabıya ne dersiniz?”
” – Evet lütfen. Bir de ayakkabılarınıza bakayım”
Tezgahtar Joe’nun ayaklarına bakarak;
” – Evet…9-1/2… E.”
Joe iyiden iyiye afallar;
” – İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl
anladınız?
Vallahi bravo!”
Tezgahtar; ” – Efendim. Bu benim işim.”
Joe ayakkabıları da giyer. Gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur
ayaklarına. Şöyle dükkan içerisinde bir tur atarken tezgahtar sorar;
” – Beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! Size bir tane de şapka veriyim
ben!”
Joe aynaya bakarak;
” – Heyt ulan be façayı o biçim düzdüm.” diye içinden geçirir ve
” – Evet bir de şapka bakayım kendime!” der tezgahtara. Tezgahtar Joe’nun
kafasına bakarak; ” – Eveeeeet…7-5/8.”
Joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgahtara;
” – Evet..doğru..nerden bildiniz?” diye sorar.
Tezgahtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde;
” – Bu benim işim efendim” der.
Şapka da süper oturmuştur kafasına.
” – Vayyy beee, ulan ben neymişim beee. Ulan ben var ya ben…” diye
düşünürken tezgahtar yine sorar;
” – Size bir tane de don verelim efendim”
” – Joe bir kaç saniye düşünür ve;
” – Tamam! Hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!” der.
Tezgahtar geri adim atarak “Eveeeeet..36 beden!”
Joe gülerek; ” – İlk defa yanıldınız. Ben 18 yaşımdan beri 34 beden
giyiyorum!” der.
Tezgahtar kafasını sallayarak;
” – Hayır..size 34 olmaz. Erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza
basınç yapar bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep
olur!…”
8 NUMARALI KUTU
Birgün doktorun biri kendine muayenehane açmış ve gazetelere ilan vermiş “Muayene ücreti 100$, iyileştiremediğimiz hastalıklarınızda muayene ücretinin 5 katını iade ediyoruz”
Gel zaman Git zaman adamın şöhreti almış yürümüş…
Bir gün uyanığın biri bu yoldan para kazanma düşüncesi ile doktorun yolunu tutmuş.Muayene ücretini ödemiş ve doktorun yanına girmiş.Doktor hastayı şöyle bir süzdükten sonra, ne rahatsızlığınız var beyfendi diye sormuş. Adam; “- Doktor bey sormayın benim ağzımın tadı kaçtı ne yersem yiyim tadını alamıyorum” demiş. Doktor, hayhay demiş, hemşireye dönüp; Hemşire hanım bana 8 numaralı kutuyu verir misiniz” demiş. Hemşire getirmiş kutuyu, doktor kutunun içindeki şeyden 1 kaşık adama yedirmiş. Adam; “- Doktor bey ne yapıyorsunuz? bu bok!” demiş. Doktor gördünüz mü hastalığınızı hemen tedavi ettik demiş..
Aradan aylar geçmiş.Adam parasını geri almanın planlarını yapmış ve tekrar doktora gitmiş,Muayene ücretini ödemiş ve doktorun karşısına çıkmış. Doktor yine neyiniz var demiş, Adam “- Doktor bey sormayın, hafızam çok zayıfladı, hiçbirşeyi hatırlayamıyorum herşeyi çabucak unutuyorum ” demiş. Doktor, hayhay demiş, hemşireye dönüp; Hemşire hanım bana 8 numaralı kutuyu verir misiniz” demiş. Adam; “- Ama doktor bey 8 numaralı kutuda bok var” demiş. Doktor gördünüz mü bu hastalığınızıda hemen tedavi ettik demiş..
Aradan yine aylar geçmiş Adam paralarını geri almak için çıldırıyormuş. Tekrar doktora gitmiş, muayene ücretini ödemiş ve doktorun karşısına çıkmış. Doktor yine neyiniz var demiş, Adam “- Doktor bey sormayın, iktidarsızım” demiş. Doktor, hayhay demiş, hemşireye dönüp; “Hemşire hanım bana 8 numaralı kutuyu verir misiniz” demiş. Adam çok sinirlenmiş; “- Hay .ikecem şimdi 8 numaralı kutunu da seni de” demiş. Doktor “gördünüz mü bakın iktidarsızlığınızda sona erdi..” demis.
************************************************** *******
KONUŞMAMAK
Kizilderinin teki kecilerini otlatiyormus. Derken bir cow-boy gelmis ve sormus:
- Senin kopegin mi?
- O kopek benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- Kopek konusamamak! Cow-boy kopege yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil! (Kizilderili saskin…)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana iyi davraniyor mu?
- Evet, cok iyi. Gunde iki kez tuvalet icin dolastiriyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor. (Kizilderili bu arada kafayi yemektedir)
Cow-Boy kizilderiliye sorar.
- Senin atin mi?
- O at benim olmak!
- Onunla konusabilir miyim?
- At konusamamak! Cow-boy ata yaklasir.
- Nasilsin?
- Fena degil! (Kizilderili daha da saskin…)
- Bu kizilderili senin sahibin mi?
- Evet.
- Sana nasil davraniyor?
- Iyi. Bana hergun gerekli yurususleri yaptiriyor, fazla yuk bindirmiyor, gunde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve icinde yiyecek ve yataklik olan ufak bir ahir insa ediyor. (Kizilderili ne gozlerine ne de kulaklarina inanamamaktadir)
Cow-Boy tekrar kizilderilinin yanina gelir.
- Bu Disi Essek senin mi?
- Essek benim olmak, konusmak ama çok yalan soylemek …..
************************************************** *******
GURUR KAZAZEDESİTemel bir arkadasindan cok iyi tuyo veren bir adamin adini ogrenir.
Hemen kosar;
- ” Bugun yapilacak yarista hangilerine oynamaliyim” der.
Adam soyle bir bakar;
- ” Sen kac yasindasin?” diye sorar.
- ” 28 ” der Temel. Adam da;
- ” Tamam, git 2 ve 8′ e oyna.”
Gercekten adamin verdigi tuyo yarislar sonunda tutmustur. Temel ikinci hafta yine gider. Yine soru aynidir.
Adam:
- “Sen kac kilosun? ” der.
Temel ” 76 kiloyum.” deyince;
- ” Bu hafta da git 7 ve 6′ ya oyna.” der.
Bu yarisin sonuclarini da adam dogru tahmin etmistir. Arkadaslari da saskinlik icinde izlemektedirler. Bu kez Temel neyi var neyi yok satar.
Parasini cebine koyar, yine ayni adamin yolunu tutar.
Adam bu kez
- ” Senin ….şeyin… uzunluğu ne kadar? der.
Temel saskinlik icinde
- ” 25 cm. ” deyince adam da
- “Bu sefer de 2 ve 5′e oynayacaksin” der.
Arkadaslari yarisin sonuclarini cok merak etmektedirler.
Ertesi gun hemen Temel’ in yanina kosarlar ki bir bakarlar Temel’ in yuzu cok kotudur. Hemen sorarlar ne oldu diye.
Temel’ in verdigi yanit ise sudur:
- ” Gururumun kurbani oldum. 1 ve 3 kazandi.”
BAŞIN AĞRIYOR MU?
Kari koca oturmus televizyon izlerken, erkegin cani sevismek ister.
Gider mutfaktan bir bardak su ile iki Aspirin getirir, karisina uzatir;
-Al karicigim sana su ve Aspirin getirdim!.
- ???!!! Neden hayatim?, basim agrimiyorki?.
- Allaha sukur!.
************************************************** *****
ÇILGIN ÇOCUK
Yasli bir amca parkta bir banka çökmüs etrafiseyrediyormus… derken yanina bir delikanli gelmis ki saçlari kirmizi, turuncu,mavi, sari renk boyali… Adam çocuga bakakalmis… Çocuk da küstah birsesle: – “Ne var moruk, sen hayatinda hiç çilginca biseyyapmadin mi!” demis… Adam gülümsemis: – “Yaptim.. bir seferinde çok sarhostum ve birpapagani becermistim.. Simdi de acaba sen benim oglum musun diye merakediyorum…”
************************************************** *************************
HERKES GÜVERTEYE
Okyanusta büyük bir gemi hizla ilerliyorken, bir angemi kaptani herkesi güverteye çagirmis. Herkes güverteye toplaninca: – “Size bir kötü bir de iyi haberim var” demis.”Hangisi ile baslayayim?” – “Iyi olanla” demis yolcular… – “11 dalda oscar kazanacagiz…”
************************************************** **********************
EKMEK VAR MI? Ördek bara girer ve barmen’e: – ekmek var mi – yok – ekmek var mi – yok – ekmek var mi – yok – ekmek var mi – yok dedik ya – ekmek var mi – eger bir daha sorarsan seni duvara civilerim – civi var mi – yok – ekmek var mi
************************************************** ***
HAYIRLI EVLAT
Nebraska’da yasli bir adam yasardi. Patates ekini icin bahceyi
bellemesi gerekiyordu, lakin bu cok zor bir isti. Tek oglu olan David ona yardim
edebilirdi fakat o da hapisteydi. Yasli adam ogluna bir mektup yazdi
ve muşkulatini izah etti.
Sevgili David, Patates bahcemi belleyemeyecegimden kendimi cok kotu
hissediyorum. Bahceyi kazmak icin oldukca yaslanmis sayilirim. Burada
olsan butun derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahceyi benim icin
hallederdin.
Sevgiler Baban.
Bir kac gun sonra oglundan bir mektup ald.
Babacigim, Allah askina bahceyi kazma, ben oraya cesetleri gommustum.
Sevgiler David.
Ertesi gun sabaha karsi 4′de FBI ve yerel polis cikageldi ve tum
sahayi
kazdi lakin hic bir cesede rastlamadilar. Yasli adamdan ozur dileyerek
gittiler. Ayni gun yasli adam oglundan bir mektup daha aldi.
Babacigim, Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu sartlarda yapabilecegimin
en iyisini yaptim. Sevgiler David
Süper Fıkra [#8079]Bir gün adamın biri evden işe döner posta kutusuna bir bakar normal halinden 4 kat fazla fatura merak eder telefon şirketini arar bir sorun olamadığını söylerler adam der çaresiz ödeyecez sonra gece yarısı kalkar bir bakar papağanı telefonu açmış konuşuyor çok kızar ve papağanı kanatlarından duvara çiviler 1 hafta boyunca orada kalacağını söyler 15-20 dakika geçer canı sıkılır orada asılı duran hz.isanın haça girilmiş heykelini görür der
- Eeee, birader sen ne zamandır burdasın
heykel der
- Ben 2000 yıldır buradayım
papağan,
Tatil bitti Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. “Ne yazık ki tatil sona erdi…” Yönetici şaşırır
ve üzülür. “Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?” İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: “Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış
Temel akciger kanseri olmus Doktorlar iki aydan daha fazla yasaman mucize olur demisler ve umitsiz oldugu icin tedaviye de son vermisler.Olecegini anlayan Temel , butun esiyle dostuyla helallesmeye karar vermis. Fakat bizim Temel gordugu herkese kendisinin AIDS hastaligina yakalandigini ve iki ay icinde olecegini anlatiyor ve helal etmerini istiyomus haklarini. Tabii bunu duyanlar Temel’e helallik veriyorlarmis ama bir yandan da elini bile son bir defa sıkıp,kucaklasmaktan kaciniyorlarmis.Temel’in en iyi arkadasi Dursun Temel’in bu yaptigini duyunca sormuş:
- Yaw Temel, anladik sen Kanser oldun olecen, neden millete AIDS oldum diyon, bak herkesi bir korku sardi demis.
Temel;
- Yaw Tursun, oyle de oleceeezzz boyle de olecez, bari kariyi saglama alalim dedim
Titanik
Hitlerin önüne üç esir getirmişler.Bir İngiliz,Bir Fransız ve bir Yahudi.Demişki size birer soru soracağım,bilen canını kurtarır. İngilize sormuş: -Titanik ne zaman battı? -1912, demiş İngiliz.Hitler: -Bırakın,demiş ve Fransıza sormuş: -Titanik kazasında kaç kişi öldü. -1124 kişi,demiş Fransız.Hitler : -Bunu da bırakın,demiş ve Yahudiye dönmüş: -Say lan ölenlerin…
Temel’e Yol Verin
Kaza yerinin etrafına önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığa çevirmişti. Gazetesine, iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri temel çemberleri aşamayınca :
“Yol verin…Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum diye bağırmaya başladı. Kenara çekilip yol verdiler. Foto muhabiri yaklaştı. Arabanın önünde kaza geçirmiş bir eşek yatıyordu
