Çeşitli şubelerde görevli 550 polis

Yazan: firtina 07 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: flas haber

550 polisle operasyon!
Adana’da uyuşturucu satıcılarına yönelik 550 polisin katılımıyla gerçekleştirilen operasyonda aralarında 9 aylık hamile bir kadının da bulunduğu 57 kişi gözaltına alındı
07 Ocak 2012 Cumartesi, 22:07:12

..Alınan bilgiye göre, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü Narkotik Suçlar Büro Amirliği ekipleri, kentte ”torbacı”diye tabir edilen uyuşturucu satıcılarına yönelik istihbarat ve teknik çalışma başlattı.

Ekipler, 6 aylık çalışmanın ardından merkez Yüreğir ilçesindeki Ulubatlı Hasan Mahallesi’nde uyuşturucu satışı yapılan 60 adresi tespit etti. Operasyonun yapılacağı adreslerin çok olması nedeniyle KOM Şube Müdürlüğü, Asayiş, Çevik Kuvvet ve Özel Harekat Şube müdürlüklerinden takviye personel aldı.

Çeşitli şubelerde görevli 550 polis, özel hareket ekipleri ve polis helikopterinin eşliğinde mahalledeki evlere operasyon düzenledi. Bazı zanlılar, polisin geldiğini görünce uyuşturucu paketlerini sobada yakmaya çalışırken suçüstü yakalandı. Ekipler, ateşi söndürerek küllerin içinden uyuşturucu paketlerinden arta kalanı kurtardı.

Baskının düzenlendiği her evde eğitimli polis köpeklerinin yardımıyla arama gerçekleştirildi. Mersin Emniyet Müdürlüğü bünyesinden de takviye polis köpeği getirildiği belirtildi.

Aramalar sırasında 9 aylık hamile Nurcan E’nin evinden, gizlenmiş halde satışa hazır 35 paket uyuşturucu madde ele geçirildi. Nurcan E, bir hafta içinde doğum yapacağını belirterek, kendisinin uyuşturucuyla ilgisinin bulunmadığını iddia etti. Zanlı, kendini görüntülemeye çalışan gazetecilere de ”Çekin çekin, ‘hamile haliyle uyuşturucu satıyordu’ diyerek tepki gösterdi.

Bu arada, bir zanlının da polis baskını sırasında 2 aylık bebeğinin üzerindeki giysinin içine uyuşturucu saklamaya çalıştığı belirlendi.

Operasyonda gözaltına alınan 17′si kadın 57 kişi, geniş güvenlik önlemleri altında otobüslerle Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Zanlılardan ele geçirilen kesin uyuşturucu madde miktarının tespiti için çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Tatlıses’ten çocuk müjdesi!

Yazan: firtina 07 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: flas haber

İbrahim Tatlıses, Etiler’de Tatlıses Kebap’ta yemek yedi. Tatlıses, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Sizleri çok özledim. Çok yakında beraber olacağız” dedi.

BEGÜM ÇELİKKOL – HABERTURK.COM MAGAZİN SERVİSİ

Hayatının gayet iyi gittiğin dile getiren Tatlıses, “Sorunlarımızın yüzde 80′i bitti, yüzde 20′si kaldı. Her şey yolunda” şeklinde konuştu. Tatlıses bir de çocuk müjdesi verdi: “2012′de çocuğumuz olabilir. Bu yüzden bugün yarın ayrılıyorlar, şok diye birşey yazmayın. Çocuğum esmer olsun mavi gözlü olsun.”

Müzik dünyasında şok! GALERİ askdevri.com

Yazan: firtina 07 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: flas haber

Antalya’da hayatını kaybeden sanatçı Azer Bülbül’ün cenazesi, otopsi yapıldıktan sonra yakınları ve sevenleri tarafından Adli Tıp Kurumu morgundan alındı.

MÜZİK DİREKTÖRÜ MEHMET DURAN’DAN İDDİA
Antalya Adli Tıp Morgu’ndaki otopsinin ardından tabuta konulan Bülbül’ün cenazesi yakınları tarafından teslim alındı. Uçakla İstanbul’a götürüleceği belirtilen cenazenin, Pazar günü öğle vakti Esenyurt Merkez Camisi’nde kılınacak namazın ardından toprağa verileceği öğrenildi.

Bu arada Azer Bülbül’ün müzik direktörü Mehmet Duran, otopsi sonucunda Bülbül’ün kalbine giden 2 damarında tıkanıklık tespit edildiğini öne sürdü.

YEMEĞE İNMEYİNCE..
Antalya’nın Güllük Caddesi’nde faaliyet gösteren Max Taverna’da her gece 00.30-02.00 saatleri arasında sahne alan ve programı 10 Ocak’ta bitecek olan Azer Bülbül, kent merkezindeki bir otelde kalıyordu. Edinilen bilgiye göre her gün programı bittikten sonra sabaha karşı otele gelen sanatçı, kaldığı 401 nolu odada istirahete çekiliyor ve gündüz 14.00 sıralarında yemeğe iniyordu. Dün geceki programının ardından yine sabaha karşı otele dönüp odasına çıkan ünlü sanatçı, bugün saat 15.30′a kadar yemeğe inmedi. Otel görevlileri yemeğe inmediğini fark ettikleri sanatçıyı, uyuyakaldığını düşünerek uyandırmak istedi. Bülbül, defalarca aranmasına rağmen telefona cevap vermeyince bir görevli odasına çıkıp kapıyı çaldı ancak yine cevap alamadı. Bunun üzerine yedek anahtarla kapının açılmasına karar verildi.

YATAĞINDA ÖLÜ BULUNDU
Odaya giren otel görevlileri, ünlü sanatçıyı yatağında hareketsiz ve morarmış halde görünce sağlık görevlilerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri 43 yaşındaki Azer Bülbül’ün öldüğünü belirledi. Bunun üzerine polise haber verildi. Otele gelen savcı ve polis ekiplerinin incelemesi saatlerce sürdü. Bu sırada olayı duyan çok sayıda Azer Bülbül hayranı ve meraklı vatandaş otelin önünde toplandı. Kalabalık arasında, Akdeniz Üniversitesi’nde 2008′de çıkan öğrenci olaylarında silah kullanan ve bu yüzden ceza alan Ömer Ulusoy da yer aldı.

KALP KRİZİNDEN ÖLDÜĞÜ SANILIYOR
Saatlerce süren incelemenin ardından Azer Bülbül’ün cenazesi otelden tabutla çıkarılıp otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. İlk tespitlere göre kalp krizinden ölmüş olabileceği tahmin edilen Bülbül’ün kesin ölüm nedeni otopsi sonucunda netleşecek. Yarın yapılacak otopsinin ardından Bülbül’ün cenazesinin İstanbul’a götürüleceği öğrenildi.

SON RÖPORTAJI: “ANTALYAYI SEVİYORUM”
Sanatçı Azer Bülbül, Antalya’da yayın yapan yerel bir gazeteye önceki gün verdiği son röportajında, “Antalya’yı tercih etmemin nedeni değerli dostlarım ve aile büyüklerimin burada olmasıdır. Antalya’yı çok sevdiğim, beğendiğim için buradayım” demişti.

BİR KADIN GÖZALTINDA
Azer Bülbül’le olaydan önce birlikte olduğu belirlenen ve gözaltına alınan Sibel A. (24), ‘İhmal sonucu ölüme sebebiyet vermek’ suçlamasıyla sevk edildiği savcılıkta, sorgusunun ardından serbest bırakıldı.

Genç kadın emniyetten çıkarılırken, kendisini görüntülemek isteyen basın mensuplarına, “Ben hiçbir şey yapmadım. Ben suçlu değilim. İstediğiniz kadar çekebilirsiniz. Azer Bülbül’ü çok sevdiğim için hayran olduğum için gözaltına alındım. Ona ben kalleşlik yapmadım. Ona ben zarar vermedim” dedi. Adliyeye çıkarılan Sibel A. savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı.

22. ALBÜMÜ YENİ ÇIKMIŞTI
Kars’ın Arpaçay İlçesi’nde 1969 yılında doğan ve gerçek adı Sübutay Keskin olan Azer Bülbül, ailesiyle birlikte uzun yıllar Almanya’da yaşadı. Müzik yaşantısına “Garip Yolcu” albümü ile başlayan Azer Bülbül daha sonra Halk Müziği – Arabesk tarzında “Yalan Olur”, “Ben Sana Vurgunum”, “Fırat” gibi albümleri ile adından söz ettirdi ancak asıl patlamayı 1996 yılında çıkardığı “Ben Babayım” adlı albümü ile yaptı. Bu albümde yer alan “Yaralandınmı Ey Can”, “Dokunmayın Çok Fenayım” ve “Her An Herşey Olabilir” adlı parçaları ile büyük ses getiren sanatçının ‘Duygularım’ adlı son albümü ise yaklaşık 1 ay önce piyasaya çıkmıştı. Hayranlarını sesi ve yorumuyla olduğu kadar sahnedeki titremeleriyle de etkileyen sanatçı, bir röportajında, “Titremelerim tamamen duyguyoğunluğu. Ben bile ne yaptığımı bilmiyorum. Çekiyorlar kameraya, izleyince ben bile şaşırıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Quaresma şoku

Yazan: firtina 09 Aralık 2011 Cuma  
Kategori: flas haber

Beşiktaş’ın yıldız oyuncusu Ricardo Quaresma 3-4 hafta sahalardan uzak kalacak.Manisaspor karşılaşmasının ilk yarısında sakatlanan ve devre arasında yerini Holosko’ya bırakan yıldız oyuncunun sağ diz yan bağlarında esneme olduğu tespit edilmişti. Portekizli futbolcunun çekilen MR sonrası durumunun ciddi olduğu ve 3-4 hafta forma giyemeyeceği belirtildi.

Quaresma, Pazar günü oynanacak İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile 14 Aralık Çarşamba günü yapılacak Stoke City maçlarında forma giyemeyecek

“Benim de içim çok dolu, konuşmak istiyorum ama…”

Yazan: firtina 09 Aralık 2011 Cuma  
Kategori: flas haber

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, faili meçhul cinayetlere ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında ifade veren eski MİT’çi Mehmet Eymür’ün öne sürdüğü iddialara ilişkin gazetecilere açıklama yaptı.Gazetecilerin sorularına cevap vermeyen Ağar, “Ben de çok konuşmak, çok paylaşmak istiyorum, içim çok dolu ama devam eden bir yargı süreci var o yüzden sorulara cevap vermeyeceğim” dedi.

Ağar açıklamasından şunları söyledi.

Adalet terazisinde tarttığımda şükürler olsun ki kanaatlerimde bir değişiklik olmadı. 15 yıldır devletin dışındayım bir kamu görevim olmadı. Bütün bu süre zarfında söylenenlerde bir farklılık yok.

Türkiye bir hukuk devletidir. Herkesin orada görev yapanların kanaatine inanmazı lazım.

Şahsımla ilgili devam eden bir dava var, yüksek yargıya taşınmıştır hadise. Bütün bu olanları sineye çeke çeke yolumuza devam ediyoruz.

Ancak son dönemde parasal bir takım ithamlar olunca ailemle birlikte bir şeyler söyleme kararı verdik.

Meclis soruşturmasında olağanüstü araştırmalar yapılmıştır çok şükür hepsi aklanarak tarafımdan geçilmiş ve aşılmıştır.

İçişleri Bakanıyken kumarhaneleri tek imzayla kapatan biriyim.

Eğer hakkımda 24 yıldır iddia edilen suçlamalar gerçek olmuş olsaydı 35 yaşında meslekten çıkarılmış olmamız gerekirdi.

Kusurumuz olduysa bilerek değildir. Hizmetle ilgilidir ve bunu da seve seve çekeriz.

Olanlar suç ve terör örgütlerine şahsımı hedef göstermektir. Allah’ın verdiği kadar günümüz vardır. Biz buna inanırız. Devlet ve millet dışında güveneceğim başka bir şey yoktur. Bunlarla birlikte temel güvencem inancım ve kendimdir.

Fedakarlıkla çalışmalar yapılmıştır tabi ki bu süreç içinde her şey araştırılır araştırılmıştır da.

Çocuk yaşımda başladığım memuriyette özellikle maddi konularda çok dikkatli olmuşumdur.

Elbette kusurlarımız olmuşsa bunlar kusur çerçevesi içindedir hiçbir zaman suç çerçevesi içinde olmamıştır.

Ben de çok konuşmak, çok paylaşmak istiyorum, içim çok dolu ama devam eden bir yargı süreci var o yüzden sorulara cevap vermeyeceğim.

EYMÜR NE DEMİŞTİ

Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Ankara’da yürütülen faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturma kapsamında çarpıcı ifadeler vermişti. Eymür, Mehmet Ağar’ın İstanbul Emniyeti’nde görevli olduğu dönemde bazı kaçakçıların üzerinden telefon numarası çıktığını, Yaprak TV’nin sahibi Mehmet Ali Yaprak’ın, kaçırıldıktan sonra Ağar’a yüklü miktarda ödeme yaptığını iddia etmişti.

Poşulu öğrenciye tahliye yok

Yazan: firtina 09 Aralık 2011 Cuma  
Kategori: flas haber

PKK terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla 22 aydır tutuklu yargılanan ve taktığı poşunun aleyhinde delil sayıldığı belirtilen Cihan Kırmızıgül 7. duruşmada da tahliye edilmedi.PKK terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla 22 aydır tutuklu yargılanan ve taktığı poşunun aleyhinde delil sayıldığı öne sürülen Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 3.sınıf öğrencisi Cihan Kırmızıgül’ün 7. kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada tutuklu sanık Cihan Kırmızıgül ve avukatı Sait Tanrıverdi hazır bulundu.

“POŞU TAKTIĞI İÇİN CEZA İSTEMİYORUZ”

Bir önceki duruşmada Kırmızıgül’ün 45 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep eden Savcı Hikmet Usta, “Sanık hakkında PKK/KCK terör örgütü adına molotof kokteylli korsan gösteriye katılmak, mala zarar vermek, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve taşınması suçlarından cezalandırılması için geçen celse görüşümüzü sunmuştuk. Sanık hakkında poşu giymek konusunda herhangi bir cezalandırma talebimiz olmamıştır ve zaten poşu giymek yasalarımızda kesinlikle suç olarak düzenlenmemiştir. Bu bakımdan geçen duruşmada verdiğimiz esas hakkındaki görüşümüzü aynen tekrarlıyoruz” dedi.

‘POLİSLERİN TANIK DİNLENMESİ’ TALEBİ REDDEDİLDİ

Avukat Sait Tanrıverdi de, tutanaklarda imzası olan tüm polis memurlarının dinlenmediğini belirterek dinlenmeyen polis memurlarının tanık olarak ifadelerinin alınmasını ve olay yeri kamera görüntülerinin getirtilmesini talep etti. Dava kapsamında toplanacak delillerin olduğunu ifade eden Avukat Tanrıverdi, dava kapsamında yapılan incelemenin genişletilmesini istedi. Avukatın talebi karşı görüşü sorulan Savcı Hikmet Usta, “Sanık hakkında yapılan yargılama ve suçlamalar konusunda yeteri kadar araştırma yapıldığı, dava konusunun aydınlandığı, bu aşamada yapılan taleplerin davaya herhangi bir yenilik katmayacağını düşündüğümüzden talebin reddine karar verilsinö dedi. Mahkeme de, avukatın talebini aynı gerekçeyle reddetti.

AVUKATI İSTİFA ETTİ

Mahkeme, avukat Tanrıverdi’ye savcının mütalaasına karşı savunma yapması için söz verdi. Avukat Tanrıverdi, “Esas hakkındaki savunma için yeniden süre talep ediyoruz” deyince Mahkeme, Kırmızıgül’ün avukatına “yeterince süre verildiğiö gerekçesiyle yeniden süre talebini reddetti. Bunun üzerine de avukat Tanrıverdi, “Ben esas hakkındaki savunmamı hazırlamadım. Yeniden süre verilmediği için görevimden istifa ediyorum” diye konuştu. Mütalaaya karşı savunması sorulan Kırmızıgül de, “Ben yeniden avukat tutacağım. Süre verilsin” dedi.

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Kırmızıgül’ün tutukluluk durumu ile ilgili de görüş bildiren Savcı Hikmet Usta, “Kuvvetli suç şüphesinin varlığı devam ettiği kanaatinde olduğumuzdan tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talep olunur” diye konuştu.

Mahkeme de, tutuklu sanık Cihan Kırmızıgül’ün “Kaçma şüphesi, kuvvetli suç şüphesini gösteren olgu kriterinin devam etmesi, delilleri karartma ihtimalinin bulunmasıö nedenleriyle tutukluluk halinin devamına karar verdi. Kırmızıgül’e avukat tutması için ve mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için süre veren Mahkeme, duruşmayı 23 Mart’a erteledi.

Kendilerine “Tutuklu öğrencilerle dayanışma inisiyatifiö adını veren bir grup da duruşma öncesi ve sonrasında basın açıklaması yaptı.

İŞTE O ÖĞRETMENİN SINIFI

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

Antalya’da 15 yıllık sınıf öğretmeni Sadık Çetin, uzun çabalar sonunda Türkiye’nin en farklı sınıfını oluşturdu. Akıllı tahtadan akülü jeneratör sistemine, sensörlü çöp kovasından kablosuz mikrofon sistemine kadar başka hiçbir sınıfta bulunmayan araçları öğrencilerine kazandıran Çetin, balıklar ve kuşlarla da sınıfını teknoloji ve doğanın buluştuğu bir mekan haline getirdi. Öğrencilerine okulu ve dersleri sevdirmek, aynı zamanda teknolojiden de yararlanarak eğitim vermek amacıyla oluşturduğu sınıf ile Türkiye’ye örnek olan Çetin, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ‘örnek öğretmen’ seçildi. Sınıfı kendi evi gibi, öğrencilerini de kendi çocukları gibi gördüğünü belirten Çetin, Onların bu tarz kaynaklardan yararlanması gerektiğini düşünerek böyle bir şey yaptım. İmkanım olsa böyle bir sınıf daha yaparım dedi. Öğretmen Çetin, geçen yıl oluşturduğu sınıfa bu yıl kukla köşesi ve mıknatıslı satranç tahtası yerleştirdiklerini anlattı

‘Baba kaza yaptım. Otomobil patlayacak’

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber, Genel

Bursa’da zincirleme trafik kazasına karışan üniversite öğrencisi 21 yaşındaki Ece Güler’in kullandığı LPG’li otomobilde gaz sızıntısı olunca panik yaşandı. Kazada hafif yaralanan genç kız, cep telefonuyla aradığı babasından, “Baba kaza yaptım. Otomobil patlayacak” diyerek yardım istedi. Kısa sürede olay yerine gelen Saffet Güler, sarıldığı kızını sakinleştirdi.Kaza saat 09.30 sıralarında merkez Osmangazi İlçesi Gençosman Köprülü Kavşağı’nda meydana geldi. Uludağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisi Ece Güler, okuluna gitmek için babası Safet Güler’e ait 16 FT 424 plakalı LPG’li araçla Elmasbahçeler Mahallesi’ndeki evinden yola çıktı. Üniversiteli genç kızın kullandığı otomobil, Gençosman Köprülü Kavşağı’na geldiğinde, 3 aracın karıştığı zincirleme kazayı görünce paniğe kapıldı. Ece Güler’in direksiyon kontrolünü kaybettiği LPG’li otomobili kontrolden çıkarak kaldırıma çarptı. Açılan hava yastığının yüzüne çarpması sonucu hafif yaralanan Ece Güler, çevredekilerden otomobilinden gaz sızıntısı meydana geldiğini öğrenince paniğe kapıldı. Cep telefonuyla babası Saffet Güler’i arayan Ece, “Baba kaza yaptım. Otomobil patlayacak” diyerek yardım istedi.

1 aydır aranan Dursun öğretmenin meğer enkazdan cesedi çıkarılmış

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

Van’da 23 Ekim’de meydana gelen Richter ölçeğine göre 7.2’lik depreme görev yaptığı Erciş İlçesi’nde yakalanan ve enkaz altında cesedi bulunmadığı için sağ kurtulduğu, yaşadığı şok nedeniyle şuurunu kaybettiği sanılan coğrafya öğretmeni Dursun Demir’in yaşamını yitirdiği ortaya çıktı. Öğretmen Dursun Demir’in cenazesinin yanlışlıkla İsa Tekin’e ait olduğu sanılarak Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’ne götürülüp toprağa verildiği anlaşıldı. Kesin sonuç için Yüksekova’daki cenaze ve Demir’in yakınlarından DNA örnekleri alındı.Ankara’dan Erciş Anadolu Lisesi’ne depremden 2 ay önce coğrafya öğretmeni olarak atanan Dursun Demir’in kaldığı binanın enkazından cesedi çıkmadı. Elinde fotoğrafıyla ilçede kardeşini arayan evli ablası Kezban Aslan, “Yaşamını yitirenler arasında yok, yaralılar arasında yok. Oturduğu binanın enkazından kimliği ve cüzdanı çıktı. Fotoğraflarını gösterdiğimizde birçok kişi onu gördüğünü söyledi. Tuhaf davranışlarda bulunuyormuş. Psikolojisinin bozulduğunu düşünüyoruz. Ama şimdiye kadar kendisini bulamadık, hiçbir haber alamadık. Görenlerin kriz merkezine haber vermesini istiyorum” dedi.

Abla Kezban Aslan, kardeşini bulmak için ilçede başta çadırkentler olmak üzere her yerde aramalarını sürdürdü. Bazı kişiler Demir’i çadır kentte ve ilçe merkezinde gördüklerini, yemek sırasına girdiğini ve çok tuhaf davranışlarda bulunduğunu söyledi. Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri’ndeki bir görevli ise Demir’i gördüğünü belirterek, diğer abla Şehriban Bulat’ı telefonla arayıp, “Kendisini ilçe merkezinde gördüm. Benden Van’a gitmek için 5 lira para istedi. Ama psikolojisi yerinde değildi. Ben o sırada arandığını bilmiyordum. Ama fotoğrafını gördüğümde o kişi olduğunu anladım” dedi.

CENAZESİ KARIŞMIŞ

Ancak 1 aydır cenazesi bulunmadığı için kayıp olarak aranan öğretmen Dursun Demir’in depremde enkaz altında yaşamını yitirdiği, cenazesinin yanlışlıkla Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde toprağa verildiği ortaya çıktı.

Demir Ailesi, Dursun öğretmen için çalmadık kapı bırakmazken, son olarak depremde yaşamını yitirenlerin ceset fotoğraflarının bulunduğu Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdu. Burada yapılan fotoğraf teşhisinde, yüzü tanınmayacak derecede olan Dursun Demir’in fotoğrafı teşhis edildi ve Dursun öğretmenin depremde yaşamını yitiren İsa Tekin zannedilerek Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde toprağa verildiği ortaya çıktı.

Depremden sonra Van ve Erciş’te elinde kardeşi öğretmen Dursun Demir’in fotoğrafı ile kendisini arayan ablası Kezban Aslan, Erciş’te depremde ölenlerin fotoğraflarını daha önce incelediklerini ancak, 80 kadar cesedin fotoğrafının ise teknik sorunlardan dolayı Ankara’ya gönderildiğini belirterek, şunları anlattı:

“Ankara’da daha sonra baktığımız o fotoğraflardan kardeşimi teşhis ettik. Erciş Savcılığıyla temasa geçtik. Erciş Devlet Hastanesi’nde İsa Tekin’e ait olduğu söylenen sahipsiz bir ceset vardı. O ceset yerine Yüksekova’dan gelen ailenin, yine hastaneye getirilen Dursun Demir’in cesedini o zannederek alıp götürdüğünü belirledik. O aileden bir kadın ile biri İsa olmak üzere 2 oğlu depremde ölmüş. Yüksekova’da toprağa vermişler. Temaslarımızın ardından o gencin babası Erciş’e gelerek hastanedeki morgta bulunan o sahipsiz cesedin İsa Tekin’e ait olduğunu teşhis etti. Ancak her ihtimale karşı herhangi bir yanlışlık olmaması için DNA sonuçlarına göre hareket edeceğiz.”

Yapılan teşhisten sonra Erciş Savcılığı’nın Yüksekova Savcılığı ile teması geçtiği ve defnedilen cenazeden DNA örnekleri alındığı, Demir Ailesi’nden de DNA örnekleri alınarak kesin sonucun tespiti için karşılaştırılacağı belirtildi. DNA sonuçlarıyla kesinleşmesi halinde Dursun öğretmenin cenazesi Yüksekova’dan alınarak Ankara’da toprağa verilecek.

Böyle artçı görülmedi 5 bin 205

Yazan: firtina 24 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: flas haber

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), çözülebilen artçı depremlerin sayısının ilk depremin meydana geliş tarihinden itibaren 1 aylık sürede 5 bin 205 adet olarak belirlendiğini bildirdi.AFAD’tan yapılan yazılı açıklamada, şunları kaydedildi:

“Bilindiği gibi 23 Ekim 2011 tarihinde Van ili merkezinin kuzeyinde Türkiye saati ile 13.41;de bir deprem meydana gelmiştir. Deprem; Erzurum, Ağrı, Mardin, Diyarbakır, Muş, Bitlis, Iğdır, Kars, Batman, Siirt illeri ve ilçelerinde hissedilmiştir. Aynı bölgede Edremit İlçesi’nin kuzeyinde 9 Kasım 2011 tarihinde Türkiye saati ile 21.23′de AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı’nca büyüklüğü 5.6 (Ml) ölçülen, derinliği 6 km olan farklı bir deprem daha meydana gelmiştir. 9 Kasım 2011 tarihinde meydana gelen depremin Van kent merkezinde daha şiddetli hissedilmesinin nedenleri; meydana gelen depremin ilk depremden daha sığ olması (derinliği 6 km) ve Van kent merkezine daha yakın olmasıdır. (Van kent merkezinin yaklaşık 10 km Güneybatısında) deprem aktivitesi bakımından geçmiş dönemlerde oldukça aktif olan bölgede birçok yıkıcı depremin meydana geldiği bilinmektedir. Çaldıran, Hasan Timur Gölü ve Erciş fayları ile Güneydoğu Anadolu Bindirmesi bu depremleri üreten ana yapılar olup, 1945 M=5.8 Çatak, 1972 M=5.2 Van, 1976 M=7.2 Çaldıran ve 1977 M=5.1 Erciş depremleri, son yüzyılda meydana gelen en büyük depremlerdir.

Ana şoktan sonra artçı deprem aktivitesi devam etmekte olup, bu durum grafik ve haritada da gözlenmektedir. Çözülebilen artçı depremlerin sayısı ilk depremin meydana geliş tarihinden itibaren 1 aylık sürede 5 bin 205 adet olarak belirlenmiştir. Bu deprem aktivitesinin sayısının azalarak devam edeceği tahmin edilmektedir. AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı;nca çözümü yapılan artçı şoklardan 3 bin 329 adedi 2 ile 3 arasında, Bin 670 adedi 3 ile 4 arasında, 152 adedi 4 ile 5 arasında, 11 adedi 5 ile 6 arasında hesaplanmıştır.”

Sonraki sayfa »