Archive for the Category »flas haber «

Hamas Türkiye’den Gazze’nin tapusunu istedi

Hamas, Türkiye’den Gazze’nin Osmanlı dönemi tapu ve nüfus kayıtlarını istediklerini, ancak kendilerine verilmediğini belirterek, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yardımını istedi.Gazze’deki yönetiminin İçişleri Bakanlığı Sivil İşler Müdürü Riyad Zeytuni, ellerindeki kayıtların 2008-2009 savaşı sırasında bombardımanda yok edildiğini, İsrail’in de kendilerine bu belgelerin kopyasını vermeyi reddettiğini kaydetti.

Geriye sadece Türkiye’de bu kayıtlara ulaşma imkanı kaldığını, o yüzden de Mayıs ayında Ankara ve İstanbul’a ziyaret gerçekleştirdiklerini belirten Zeytuni, Tapu Kadastro ile Devlet Arşivleri’ne gittiklerini ve talepte bulunduklarını ifade etti.

Zeytuni, “Tapular, vakfiyeler ile ilgili belgeler ya da doğum-ölüm kayıtları gibi belgeler bizim için çok önemli. Çünkü onlar bizim geçmişimizi belgeliyor, nereden geldiğimizi, kökenimizi ortaya koyuyor” dedi.

“NEREDEN GELDİĞİMİZİ GÖRDÜK”
Gazze’nin eskiden ticaret yolları üzerinde olduğuna dikkati çeken Zeytuni, Filistin’e gelip yerleşen, evlenen birçok yabancı bulunduğunu, bunların bazılarının da Osmanlı Türk’ü olduğunu söyledi.

Türkiye ziyaretlerinde kayıt ve tapuların bir kısmını gördüklerini anlatan Zeytuni, “Aradığımız bazı isimlere ait kayıtlara bile rastladık. Nereden geldiklerini gösteriyor. Bunlara Türkiye’deki kayıtlarda ulaşılabilir. Yetkili kardeşlerimizden kopyalarını istedik. Bunların bir kısmı aynen Osmanlı zamanında olduğu gibiydi, hatta bir kısmı Arapçaydı. Örneğin Seyid Haşim, Şeyh Zekeriya ve El Sedra Camileri gibi. Hatta bu camilerde çalışanların isimleri ve maaşlarını bile gördük” şeklinde konuştu.

Zeytuni, ancak kayıtların kendilerine verilmediğini, Filistin Büyükelçiliği üzerinden başvuru yapmalarının istendiğini söyledi.

GÜL VE ERDOĞAN’A ÇAĞRI
Filistin’in daha önce hiç bağımsız olmadığına, bir devletten diğerine geçtiğine dolaysıyla kendi arşivleri olmadığına dikkati çeken Zeytuni, şöyle devam etti:

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan bu kayıtları özellikle de Osmanlı zamanında kayıtlara geçen isimleri, tapuları, ölüm-doğum kayıtlarını talep ediyoruz. Kendi aslımızı bulmamız bu kayıtlara bağlı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den bu kayıtları istiyoruz zira bunların hepsi Osmanlı arşivlerinde. Bu kayıtlar ancak Filistin’e geldiğinde bir işe yarar. Çünkü bizler ile ilgili.”

OSMANLI DÖRT ASIR HÜKMETTİ
Gazze, 2007 yılından beri Batı Şeria’da kurulu Ramallah yönetiminden bağımsız olarak Hamas tarafından yönetiliyor. İki hükümet arasında da ciddi anlamda sorun yaşandığından birçok konuda işbirliğine gidilemiyor. Türkiye’deki büyükelçilik ise Ramallah yönetimini temsil ediyor.

Gazze, dünyadaki en eski şehirlerden biri olarak kabul ediliyor. Bulgular, Gazze’deki insanlık tarihinin 5000 yıl öncesine dayandığını gösteriyor.

Eski Mısır, Roma, ardından da Bizans’ın egemenliği atına giren Gazze, 635 yılında İslam orduları tarafından fethedildi. Eyyubiler ve Memlüklülerin de hüküm sürdüğü Gazze, 1516′da Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Osmanlı topraklarına katıldı. Osmanlı, 7 Kasım 1917′de Gazze’den çekilmek zorunda kaldı.

Ardından İngiliz hakimiyetine giren Gazze, 1948 Arap-İsrail Savaşı sonucu Mısır, 1967 savaşında ise İsrail’in kontrolü altına girdi. İlk intifadan 6 yıl sonra İmzalanan Oslo Barış Anlaşması ile İsrail askerleri Gazze’den çekildi.

Daha sonra İsrail yerleşim yerleri de kaldırılınca Gazze tamamen Filistin’in kontrolü altına girdi. Ancak Hamas’ın iktidara gelmesiyle Gazze’ye kara, hava ve denizden abluka uygulanmaya başlandı. 2008-2009 savaşında ise binden fazla Gazzeli hayatını kaybetti.

Yerli tasarım ANKA altı saat havada kaldı

TÜRKİYE’de tasarlanan İnsansız Hava Aracı ANKA, yapılan testlerde 6 saat havada kaldı. İlk defa otomatik pilot sistemiyle iniş-kalkış gerçekleştiren ANKA, önümüzdeki yıl Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edilmeye başlanacak.
ANKA’nın testi TAI mühendisleri tarafından Eskişehir’in Sivrihisar İlçesi’ndeki Askeri Meydanı’nda önceki gün saat 09.35’e yapıldı. İnsansız hava aracı otopilot sistemi ile pistten havalandı. Toplam 6 saat süren uçuşta pilotsuz uçak 18 bin feet yani 6 bin metreye tırmandı. Uçuş sırasında 240 farklı test başarıyla yapıldı.

Test çalışmalarının ardından ANKA saat 15.35’te yine otopilot sistemi kullanılarak Sivrihisar’a sorunsuz indi. Yapılan testler sırasında ANKA, kızılötesi çekim yapabilen ve ASELSAN tarafından imal edilen yerli FLIR kameranın aynı boyut ve ağırlığına sahip sistemi burnunda taşıdı. Önümüzdeki günlerde devam edecek testlerde ANKA havada 24 saat kalışı ve gerçek FLIR kamera sistemi denenecek. Testlerin son aşamasının Güneydoğu’da yapılması planlanıyor.

YERLİ TASARIM

TAI tarafından tasarlanan ANKA insansız hava aracının teslimatlarının Nisan 2012’de başlaması planlanıyor. İsrail’den alınan Heron’ların yerine kullanılacak ANKA, 10 bin metreye yükselebilecek. Saatte 203 kilometre hıza sahip pilotsuz uçak, 200 kilogram ’faydalı’ yük taşıyabiliyor. Burnundaki özel kamera sistemi ile çektiği görüntüleri 200 kilometre menzilde ana merkeze aktarabiliyor.

DİNLEME DE YAPABİLECEK

ANKA’nın önümüzdeki yıllarda geliştirilecek farklı modelleri ile SATCOM uydu haberleşmesi ve SIGINT olarak adlandırılan sinyal istihbaratı yani cep telefonu, telsiz dinleme gibi görevlerde kullanılması da planlanıyor.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile 2004’te imzalanan anlaşmaya göre TAI üç ANKA hava aracı ve tüm yer sistemleri geliştirerek Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edecek

ARAP BİRLİĞİ’NE SUÇLAMA

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Sunday Times gazetesine verdiği demeçte devlet başkanlığı seçimleri ve yeni anayasa için takvim verdi. Esad, muhalifler için “Eğer onlar barışçıl göstericilerse, sokaklardaki 800 kamu görevlisini, asker ve polisi kim öldürdü” ifadesini kullandı.Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, İngiliz Sunday Times gazetesine konuştu.

Esad, hükümet karşıtı gösteriler devam ettiği taktirde, gerekirse ülkesini korumak için yabancı güçlerle savaşıp öleceğini belirtti ve uluslararası topluma rağmen muhalifleri bastıracağını ekledi.

“800 KİŞİYİ KİM ÖLDÜRDÜ”

“Rejim karşıtı militanların her gün Suriyelileri katlettiklerini” öne süren Esad, Suriye’de dökülen kan için “acı ve üzüntü” hissettiğini, ancak sorunun, şiddet olaylarının büyük bir kısmının sorumluluğunu taşıyan militanların yok edilmesiyle çözüleceğini söyledi.

Esad, Suriye’de 8 aydan beri süren rejim karşıtı gösterilerde 800 polis ve güvenlik gücünün hayatını kaybettiğini bildirdi ve ekledi:

“Eğer onlar barışçıl göstericilerse, sokaklardaki 800 kamu görevlisini, asker ve polisi kim öldürdü diye sormak lazım. Demek ki, göstericilerden değil militanlardan söz ediyoruz” diyen Esad, “Militanlar söz konusu olduğunda da hükümete düşen, sivilleri ve istikrarı korumak için onlarla savaşmaktır. Militanları kendi hallerine bırakamayız. Bu bizim işimizdir ve işimiz yapmaktayız” ifadesini kullandı.

“ASKERİ MÜDAHALE TÜM BÖLGENİN İSTİKRARINI BOZAR”

Beşar Esad, Suriye’nin üyeliğini askıya alan Arap Birliği’ndeki 22 üye ülkeyi de, ülkenin iç işlerine karışmak ve Batı güçlerinin işgaline bahane yaratmakla suçladı.

Esad, Suriye’ye müdahale edenleri kastederek, “Eğer mantıklı ve gerçekçilerse, bu yaptıklarından vazgeçerler çünkü bunun yankısının çok korkunç olabilir” dedi ve şöyle sürdürdü: “Askeri müdahale tüm bölgenin istikrarını bozar, tüm ülkeler bundan etkilenir. Suriye’de militanların sivilleri öldürmesini, katliamlar yapmasını durdurmalı, ülkeye komşu ülkelerden silah girişinin, muhaliflere para yardımı gönderilmesinin önüne geçmeliyiz.”

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, uluslararası kaynaklarca bildirilen sivil ölümüne dair rakamları da inkar ederek, gerçek sayının 619 olduğunu belirtti.

“SURİYE’YE HİZMET İÇİN BURADAYIM”

Vurulan çocukların görüntüleri hakkında ne düşündüğü sorulan Esad, “Tüm diğer Suriyeliler gibi, ülkemizin çocuklarını kanlar içinde görünce, üzüntü ve acı içinde kalıyorum. Dökülen her damla kan beni endişelendiriyor. Ancak benim devlet başkanı olarak rolüm kelimeler ve üzüntüyle değil, eylemle ifade edilir. Benim rolüm, kan banyosunu durdurmak için atman gereken adımları atmayı düşünmek” dedi.

Esad, aylardan beri savunduğu bir düşünceyi tekrar dile getirerek, rejimin “silahlı çetelerle” çatıştığını söyledi. Esad, “çözümün tüm askeri birlikleri geri çekmek değil, ancak şiddetin sorumlusu militanları yok etmek olduğunu” belirtti.

Esad’ın ima ettiği ve Suriye ordusundan kaçan askerleri barındıran Suriye Özgürlük Ordusu, hafta içinde Şam’daki bir hava üssüne saldurırı düzenledi ve ülkenin güneyinde güvenlik güçlerine pusu kurdu. Saldılarda 34 Suriye askerinin öldüğü belirtilirken, Esad rejiminden bir açıklama gelmedi.

Gelişmeler Suriye’nin bir iç savaşa sürüklendiği düşüncesini doğururken, Esad, ülkesinde birliği sağlamak için benimsediği yöntemleri savundu. “Ben ülkeme hizmet için buradayım; ülkemin bana hizmet etmesi için değil” diyen Esad, “Yaşananlar devlet başkanıyla değil, Suriye’nin istikrarı ve Suriye’yi birlik halinde tutmakla ilgili” dedi.

SEÇİMLER GELECEK YIL

Devlet başkanlığı seçimlerinin ne zaman yapıldığı sorulan Esad, seçimleri gelecek yıl düzenlemeyi düşündüğünü belirtti.

Suriye’nin lideri, “Yeni bir parlamentomuz olacak. Ardından yeni bir hükümet kuracağız. Yeni bir anayasa yapacağız. Bu anayasa devlet başkanı seçiminin esasını belirleyecek” dedi. Esad böylece, devlet başkanlığı seçimlerini kaybederse görevini bırakabileceğinin sinyalini verdi.

Esad, “Eğer devlet başkanı ülkenin birliğini sağlayan bir faktörse görevinde kalmalıdır. Eğer ülkeyi bölen bir faktörse gitmelidir. Prensip budur” dedi.

HALK ESAD’I DESTEKLİYOR

Esad, babası Hafız Esad’ın ölümünün ardından 2000 yılında devlet başkanlığı görevine geldi.

Yabancı basın, Suriye’nin birçok kenti ve köyünde rejim karşıtı gösterilerin devam ettiği ve birçok aktivistin öldüğünü öne sürse de, yabancı gazetecilerin ülkeye girişine izin verilmemesi bu bilgilerin doğrulanmasını olanaksız kılıyor.

SANA haber ajansı ve Suriye televizyonu ise bugün verdikleri haberde, “başkent Şam’ın Hicaz Meydanı’nda on binlerce Suriyeli’nin toplandığını ve Arap Birliği’nin Esad rejimine karşı aldığı tavrı protesto ettiklerini bildirdi.

Esad’ın Sunday Times’a verdiği röportaj, Arap Birliği’nin Suriye’ye teklif ettiği barış planını kabul etmesi için tanıdığı sürenin dolmasının ardından yayımlandı. Arap Birliği’nin tanıdığı süre, Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece TSİ 00.00’da sona erdi.

SURİYE’NİN İSTEĞİ REDDEDİLDİ
Arap Birliği, Esad rejimine sunulan barış planı kapsamında yer alan ve Suriye’ye yabancı gözlemciler gönderilmesini öngören şartın değiştirilmesi talebini reddetti.

Genel Sekreter Nabil El Arabi tarafından Suriye Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen mektupta, Şam’ın talebinin kabul edilmediği belirtildi. Arap Birliği, Suriye’deki şiddet olaylarının ortadan kaldırılması sürecini denetlemek için 500 gözlemci göndermeyi planlıyordu.

ARAP BİRLİĞİ’NE SUÇLAMA

Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim, ülkede yaşanan kaosun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne taşınabilmesi için Arap Birliği’nin bir “araç olarak kullanıldığını” öne sürdü.

Muallim ayrıca, Arap Birliği’nin barış planının, “yabancı gözlemcileri aşırı yetkilerle donattığını ve Suriye’nin bağımsızlığını ihlal ettiğini” belirtti. Muallim ayrıca, Şam hükümetinin gözlemcilerin ülkeye girişini yasaklamaya çalışmadığını ifade etti.

Suriye Dışişleri Bakanı, Arap Birliği Genel Sekreteri Nabil El Arabi’nin mektubuna cevap vereceklerini ve talep ettikleri şartların neden reddedildiğine yönelik açıklama isteyeceklerini söyledi.

Avrupa’nın ve Amerika’nın Türkiye’ye yatırım …

Babacan: Kimse 3-6 ay yerinde duracak bir para politikası beklemesin
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’de uygulamakta olan katı düzenleme ve denetlemenin mutlaka devam edeceğini söyledi.

Avrupa krizini de değerlendiren Babacan, “Önümüzdeki dönemde herkesin çok çok ihtiyatlı hareket etmesi gerek. Hiçbir şey sürpriz olmamalı bu dönemde. ’Ya biz bu kadarını da beklemiyorduk’ dememeli kimse, öyle bir dönemden geçiyoruz. Ve içinden geçmekte olduğumuz dönem son yüzyılın hiçbir dönemi ile mukayese edilemeyecek karmaşıklıkta bir dönem” dedi.
Yorum Yaz (15) 0
inShareDiğer

Babacan, Hürriyet Gazetesi’nde birçok sektörden temsilcinin katılımıyla düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, 2004 yılından itibaren Türkiye’de bankacılığa yatırım yapan uluslararası bankaların “Çok şey istiyorsunuz” diye şikayet ettiklerini, bu şikayetleri yapmalarına rağmen Türkiye’ye yatırımları da sürdürdüklerini söyledi.

Avrupa’nın ve Amerika’nın Türkiye’ye yatırım yapan bankaları kendi evlerinde ciddi sarsıntı, zorluk çekerken Türkiye operasyonlarının sapasağlam ayakta olduğunu vurgulayan Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunların sahibi, ortakları, yöneticileri aynı. Asıl ana şirket sallanıyor, Türkiye’deki operasyon sapasağlam… Bunun sebebi ne; Türkiye’de bizim kurallarımıza, ihtiyatlı çerçeveye uymak zorunda oldukları için…

Avrupa’da stres testi yapıyorlar. Biz bunlara 2004 yılında başladık. Hem Merkez Bankası, hem BDDK yapıyor. Her banka için yapıyor. Her ay bankaların tek tek durumuna bakıyor. Çok ileri bir senaryoda eğer bir bankanın bilançosunda bir zafiyet görürlerse uyarıyorlar.

Bankalarımız gayet iyi bir işbirliğiyle bunlara uyuyor. Hem Merkez Bankası hem BDDK’nın düzenlemelerine bankalarımız uyum konusunda çok iyi bir performans gösteriyor ve karşılığını da alıyorlar diye düşünüyorum. Ciddi bir karlılık ve çok yüksek bir itibar…”

Ploeger, istenilirse sistemin şu an kullanılabileceğini belirterek

omutanlardan Tümgeneral Alessandro Pera, “İlk defa bütün sistemi test ediyoruz. Önemliydi çünkü bütün döngüyü ilk kez uyguladık. Bu sefer hedef bölgeye gerçek balistik füze fırlattık. Bu gerçekten tatbikata kayda değer bir fark ve gerçekçilik katıyor” dedi.

Tatbikatta NATO Emir ve Kontrol yapısının balistik füze tespit edildiği zamanki işleyişi de incelenmiş oldu. Tatbikatta hedef başarıyla vuruldu.

Tatbikattaki komutan yardımcısı Korgeneral Friedrich Ploeger, “Buradaki karargahtan her şeyi görebiliyoruz. Fırlatmanın tespiti, hedef bölgeye giden füzenin takibi ve angajman sürecini gerçekleştiriyoruz. Eğer gerekli görürsek angajmana müdahale edip ateşlemeyi askıya alabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Ploeger, istenilirse sistemin şu an kullanılabileceğini belirterek “Şu anda tansiyonlar yüksek değil ve bu yönde bir işaret de yok. Fakat balistik füze saldırısı tehdidi altında olduğumuzu hissedersek sistemi kullanabiliriz” dedi.

Tatbikat, ABD ve NATO Füze Savunma Sistemi arasındaki bilgi paylaşımında bir gecikme olmadığını da gösterdi. Askerlerin korunmasının sağlanmasının ardından sıradaki aşamanın ise halkı ve bölgeleri korumak olduğunu belirtildi.

NATO füze kalkanının bir parçası olan radar sistemi, Malatya’nın Kürecik köyüne de yerleştirilecek

“Öldürebildiğimiz kadar Türk öldürelim

PKK’dan devlete şok mektup

Terör örgütünün Almanya’daki üst düzey yöneticilerinden Sabri Ok’un, devlet yetkililerine skandal bir mektup gönderdiği ortaya çıktı.
Yazı Boyutu: 12 14 16

ŞOK! TIKLAYIN İNGİLİZCE KONUŞMAYA BAŞLAYIN!
Oslo’da gerçekleşen MİT-PKK görüşmesinde PKK’yı temsil etmiş isim olan Ok mektubunda, devletten skandal taleplerde bulunuyor.

Bu çok gizli mektuba Akit’in Ankara Temsilcisi Yener Dönmez ulaştı.

Dönmez’in yazısı şöyle:

Sabri Ok’tan Mektup Var

“Öldürebildiğimiz kadar Türk öldürelim” mantığıyla emrindeki örgüt üyelerine yön veren PKK yöneticisi Fehman Hüseyin’de ve örgütün Avrupa Kadrosu’nda taktik değişiklikler başladı.
Bu güvenlik güçlerinin başarılı operasyonları ve Kürtlerden yükselen tepkiler nedeniyle zorunlu bir değişiklik.
Çocuğu PKK saflarında ölen ebeveynler bile artık PKK ve BDP’ye tepki göstermeye başladı.
Kartepe feribotunu kaçıran teröristin annesinin cenazede Emniyet Amiri’ne söylediği, “Bunları görmezden gelin, bunlar bizi dinlemiyor, istemiyorum bunları” sözlerini hepimiz ekranlarından dinledik.
PKK’ya Güneydoğu’dan ve Kürtlerden yükselen tepki örneklerini çoğaltmak mümkün…

Zaten medyadan görüyorsunuz.

Bu tepkiler, terör örgütünü ciddi biçimde rahatsız etti.
Bastırmak için önce şiddeti Kürtlere yönelttiler.
Anne karnındaki bebeklerden, 17 yaşındaki kızların taranmasına kadar sivillere yönelik saldırılar gerçekleşti.

90′lı yılların bu taktiği tutmadığı gibi ters tepti.
Van depremi sonrası pekişen kardeşliğimiz bunu iyice artırdı.
Fehman Hüseyin, altındaki ekibe “Van bölgesinde eylem yapmayın, çok tepki alıyoruz Sivas bölgesine geçin” diye talimat verdi.
PKK’nın yaptığı bölge taksimi bizim bildiğimizden farklı.
Sivas bölgesi oldukça geniş bir alan dikkat edilmesi gerekiyor.

Van bölgesi ise daha çok Güneydoğu illerini kapsıyor ve bu bölgeden örgüte yoğun tepki var. Kepenk kapatma için baskı yapan KCK’lılar dayak yemeye başladı mesela…

Silahlı kanattan Fehman böyle panikte, beyin takımından Sabri Ok ise daha taktiksel davranıyor.

Oslo’daki görüşmelerde PKK’yı temsil etmiş isim olan Sabri Ok, “Devletin içinde Açılımı Savunan Ekibe” kısa bir süre önce bir mektup göndererek, bazı taleplerde bulundu ve yeni bir barış süreci başlatmak istediğini iletti.

Mektup şu talepleri içeriyor:

1- Abdullah Öcalan’ı yeniden muhatap alın ve görüşmeleri başlatın

2- KCK operasyonlarını derhal durdurun

3- PKK’nın dağ kadrosunun artan saldırıları Öcalan üzerinden kontrol altına alınabilir.

4- Askeri Operasyonlar hemen durdurulmalı…

Sabri Ok’un önerdiği yol haritası ve talepleri böyle.
Kavaklı ve Kazan Vadisi operasyonları sonrası ciddi kayıp veren, KCK operasyonlarıyla alan hakimiyetini büyük ölçüde kaybeden, zaafa uğrayan, alt ekiple irtibat kuramaz hale gelen, para akışında ciddi aksaklık yaşayan PKK Üst Yöneticileri ve destekçisi güçler, böylece yeni bir süreç başlatarak “zaman kazanmak” istiyorlar.

Şuan örgüt için silahtan, paradan, kandan, ses getirmekten çok daha öncelikli şey “zaman kazanmak”…
Bu mektubun öncesi var tabi.

Sabri Ok başta olmak üzere Avrupa’da yerleşik kanat, bölgeye giderek Murat Karayılan’la toplantı yaptılar.

Bu toplantılarda özellikle son dönemde yapılan operasyonlarla PKK’nın aldığı ağır yenilgi sonrası yeni bir strateji geliştirme kararı alındı.

Alınan kararlar şöyle:

1- Öcalan’ın devlet tarafından kabulünün sağlanması ve görüşmelerin devam etmesi

2- PKK’nın ateşkes ilanının Öcalan tarafından Kandil’e emir olarak iletilmesi sonrası ateşkesin
sağlanması

3- Sınır ötesi ve bölgede yapılan askeri operasyonların pazarlıkla durdurulması

4- KCK operasyonlarının sona erdirilmesi ve gözaltına alınanların bıraktırılmasının pazarlıkla sağlanması…

Alınan kararlardan bazıları bunlar.
Toplantıda başka kararlar da alındı ama özellikle bu kararlar yukarıda bahsettiğim mektuba yansıtıldı.
PKK’nın tepesi panikte ve yeni bir strateji ürettiler.
Önemli olan “Devlet Aklı”nın bu zokayı yiyip yemeyeceği.

Hürriyet’i Takip Et6 haftada gider

Suriye rejiminin üst düzey bir yetkilisi, adının gizli kalması şartıyla Hürriyet’e Suriye yönetiminde yaşananları anlattı. Başkan Esad’ın sıkıştığını aktaran yetkili, etrafındaki birçok bürokratın şimdiden ailelerinin geleceği için endişelenmeye başladığını belirtti.Dünyanın ilgisini Suriye’nin üzerinden çekecek bir gelişme olmadığı takdirde altı hafta içinde Esad yönetiminin çökebileceğini savunan yetkilinin anlattıkları şöyle:

Türkiye karar vermedi

“SURİYE’de herkes Türkiye’nin ne yapacağını merak ediyor. Henüz karar vermiş gibi görünmüyor. Aslında bizim hükümetimiz dahil kimse bir karar vermiş değil, çünkü gelişmeler çok hızlı ilerliyor. Türkiye’nin elektriğimizi kesme fikri gerçekçi değil. Suriye halkı zarar görür. Ancak petrol konusunda Avrupa Birliği’nin de aldığı ambargo kararı ekonomiyi kötü etkileyecek. Bugünden itibaren (15 Kasım) artık İtalya dahil hiçbir Avrupa ülkesine petrol satamayacağız. Onun yerine Afrika’ya satamayız, onların ekonomik durumu bizden kötü. Geriye Güney Kore, Çin gibi uzak coğrafyalar kalıyor, fakat bunun için de altyapımız yeterli değil. Kıbrıs’a karaborsayla satıldı diyelim. Ancak karaborsadan gelecek para bir devletin ekonomisine destek olacak büyüklükte olamaz. Üstelik herkesin gözü üzerimizdeyken yapamayız. Bütün depolarımız dolu olduğuna göre, tek yol, üretimi azaltacağız. Bu da gelirimizde düşmeye neden olacak.

Ekonomik sıkıntılar başlamıştı fakat Avrupa Birliği ambargosuyla daha da zorlanacağız. Maaş ödemelerimizde sorunlar oluşuyor. Çevremdeki birçok bürokrat ne yapacağına karar vermeye çalışıyor. Çünkü ailelerimizi düşünmek zorundayız. Tarafsız kalmak için istifa ettim diyelim, edemem. Muhalefete katıldığımı düşünürler. Ailemin hayatı tehlikeye girer. Devlet görevlilerinin çoğunluğu Esad gibi Nusayri. Çoğu rejime sadıktır. Örneğin Suriye dışişlerinde toplam 360 diplomat vardır. Bunların yüzde 60’ı Nusayri. Sünni diplomat sayısı 10’u geçmez. Ancak maddi zorluklar arttıkça, örneğin ordunun ikinci kademesinde zaman içinde çözülmeler olabilir.

Saddam taktiği gibi

Avrupa Birliği’nin bugün belirlediği 18 kişilik liste ise çok önemli. Bunun anlamı şu: Hepinizi biliyoruz. Ne kadar sadık olsalar da, ekonominin de kötüleşmesiyle bundan sonra o listedekiler Şam’daki büyükelçiliklerle irtibat kurup kendilerini kurtarmaya çalışacaktır. Bu Batı’nın Saddam taktiğine benziyor. Amerika Bağdat’a girdiğinde kent bir saat içinde düştü. Çünkü o ana kadar Saddam’ın etrafındaki herkesle anlaşma yapılmıştı. Ve bir anda düğmeye basıldı. Rejimin ne kadar dayanacağını kimse tahmin edemez. Durum çok hızlı ilerliyor. Altı hafta içinde de çökebilir. Fakat bir gelişme olur, örneğin Kore Yarımadası’nda bir karışıklık çıkar, dünyanın gözü oraya çevrilir, bütün istihbaratçılar oraya yoğunlaşır, Başkan Esad’ın dönemi de bir yıla uzayabilir. Bana kalırsa şu anda rejimi kurtarabilecek tek gelişme bu. Başkan Esad’ı spot ışıklarının altından çekecek, başka bir bölgede bir karışıklık.

İç savaşla korkutuyor

Esad’ın şimdi yaptığı, rejimin ömrünü uzatmak için dünyayı Suriye’de bir iç savaş tehdidiyle korkutmak. Halbuki böyle bir tehdit yok. Niye? Çünkü bir iç savaş çıkması halinde, Türkiye mülteci akınından korkuyor. İsrail, Hizbullah’ın güçlenmesinden korkuyor. Irak, 1.5 milyon mültecinin geri gelmesinden korkuyor. Başkan Esad da bu tehditle ‘Sakın müdahale etmeyin yoksa bunlar olur’ diyor.”

İran bizim için savaşa girmez

“İRAN diyorsunuz, İran’ın bizim için savaşa gireceğini mi zannediyorsunuz. İran’ın daha büyük planları var. Onlar dünyayı değiştirmeyi hedefliyorlar. Nükleer silaha ulaşıp, ABD ve İsrail ile yarışacaklar. O yüzden ne İran ne de desteklediği Hizbullah Suriye’nin yanında bir savaşa girer. Evet İran Esad Rejimi’ni sonuna kadar destekleyecek, hiç şüphe yok. Ama savaşacak kadar değil. Suriye, İran için bir taktik, strateji değil. Rusya’nın ise bize silah sağladığı söyleniyor. Alıyor olabiliriz ama para kalmayınca nasıl silah alalım. Bu iş menfaatlerle ilgilidir. Amerika ile 100 milyar dolarlık işi varsa Rusya’nın, bizden 1 milyar dolar bile kazanamıyorsa, niye destek çıksın!..”

PKK kartını oynarsa ‘Gel Şam’a gir’ demek olur

“SURİYE’nin PKK kartını oynayacağı haberlerini okuyunca gülüyorum. O 1990’ların işiydi. Birincisi son beş yıldır Türkiye ve Suriye arasındaki istihbarat işbirliği o kadar üst düzeye ulaştı ki, elimizde olan bütün bilgiler Türk istihbaratında var zaten. Gizlediğimiz bir ilişki kalmadı. İkincisi eğer Başkan Esad böyle bir kartı oynamaya kalkarsa bu Türkiye’ye ‘Gel Şam’a kadar ilerle’ demek olur. Türkiye’ye yeşil ışık yaktık demektir.

Ya imza, ya savaş

Ben size 1998’de ne olduğunu anlatayım. O zaman Öcalan Suriye’de saklanıyordu ve Türkiye açıkça bize meydan okudu. Bir delegasyon yolladık. Sanırım altı ya da yedi kişi vardı, üçünü çok iyi tanıyorum. Heyetin başında da Gazi Kenan (Hafız Esad’ın o dönem en yakınında bulunan istihbarat şefi) bulunuyordu. Sonra öldürüldü. Türkler, heyeti Adana’da bir askeri tesise sokmuş. Heyettekilerin bütün telefonlarını da ellerinden alıp, hepsini bir odaya kapatmış. Şam’da kimse bu kişilere ulaşamıyor. İçeride önlerine bir anlaşma koymuşlar. ‘Ya imzalarsınız ya da savaş başlatırız’ demişler. Kenan anlaşmayı imzalayıp hemen Şam’a döndü. Önce imzayı attı, sonra da hükümeti ikna etmeye çalıştı. Ben de içeride yaşananları üç kişiden ayrı ayrı dinledim. ‘Öcalan’ın ev adresini, cep telefonunu, yardımcılarının her birinin irtibat bilgilerini önümüze koydular’ dedi konuştuğum biri. 90’larda bile buna direnememişken, şimdi nasıl direnelim. Türkiye bize saldırsa, dünyada tek bir ülke bizi savunur mu? Hatta saldıran İsrail bile olsa kimse karşı çıkmaz, dünyada kimsenin sevmediği, zalim yönetim durumuna düştük.”

Muhalifler saldırıyor

SURİYE’de ordudan ayrılıp muhaliflerin safına geçen askerlerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu dün, gün ağarmadan önce Şam yakınlarındaki askeri ve istihbarat merkezlerine saldırılar düzenlediklerini açıkladı. Muhalifler en büyük saldırıyı, Hava Kuvvetleri İstihbaratı’nın Şam’ın Harasta banliyösünde bulunan tesisine düzenledi. Özgür Suriye Ordusu binaya roket ve makinalı tüfeklerle saldırdı. Halk arasında korku salan merkezin protestoların bastırılmasında önemli bir rol oynadığı belirtiliyor. Şam’ın Duma, Kabun, Arabin ve Sakba banliyölerindeki askeri kontrol noktalarına da saldırı oldu. Suriye İnsan Hakları Gözlemci Örgütü, Hama’nın Kfar Zeita köyünde askeri denetim noktasına saldırı düzenlendiğini, ordudan ayrılan askerlerin en az 8 Suriye askerini öldürdüğünü duyurdu. 20’den fazla yaralı var. Ülkenin çeşitli kentlerinde düzenlenen protesto gösterilerinde ise Suriye güvenlik güçlerinin 13 sivili öldürdüğü belirtiliyor.

Esad halayı

SURİYE ordusundan muhaliflerin safına geçen asker sayısı her geçen gün artarken, dün başkent Şam’da yine Esad yanlısı miting düzenlendi. Dünkü saldırılar ve Arap Birliği toplantısıyla çifte darbe alan Esad’a destek mitinginde askerler Suriyeli gençlerle halay çekti.

Arap Birliği’nden Esad’a 3 gün süre

ARAP Birliği, halka yönelik şiddeti durdurması için Suriye yönetimine 3 gün süre tanıdı, aksi takdirde “ekonomik yaptırımlar” uygulayacağını bildirdi. Birlik üyeleri, sivillerin korunmasına yönelik acil tedbirler alınması gerektiğini vurguladı. Ancak birlik dış müdahaleye karşı olduklarını da açıkladı.

Fransa, Şam Elçisi’ni çekti

Arap Birliği Genel Sekreteri Nabil El Arabi, “Arap Birliği’nin Suriye’deki kanı durdurmak için her şeyi yapmak zorunda” olduğunu açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe ise artan şiddet olayları yüzünden Şam Büyükelçisi’ni çektiklerini açıkladı.

Necati’den Nur’a gizli ve sürpriz doğum günü

Kurtlar Vadisi dizisinde Polat Alemdar karakterini canlandıran Necati Şaşmaz, gözlerden uzak aşk yaşadığı oyuncu sevgilisi Fettahoğlu için önceki gün gizli bir doğum günü partisi düzenledi. Fettahoğlu ile ilişkisini başladığı günden bu yana gözlerden uzak yaşayan Şaşmaz’ın doğum günü partisinin basına sızmaması için özel güvenlik önlemleri aldırdı. Bu nedenle Şaşmaz, sevgilisi için düzenleyeceği sürpriz organizasyon için özellikle gözlerden uzak Ateşehir’de bir arkadaşının mekanını kapattı.
Özel güvenlik görevlilerinin mekanın etrafında önlem aldığı doğum günün partisinin son ana kadar gizli tutulduğu ve bazı konukların özel olarak evlerine gönderilen otomobillerle evlerinden alınıp, mekana getirtildikleri iddia edildi. Yaklaşık 100 konuğun davetli olduğu geceye hem Muhteşem Yüzyıl, hem de Kurtlar Vadisi dizilerinin oyuncularını da biraraya getirdi. Çoğu dizi oyuncusunun katıldığı partide 31. yaşına basan Fettahoğlu’na sevgilisi Alemdar’ın tek taş bir yüzük hediye ettiği iddia edildi

Oyulan 2 göz için 165 bin TL istiyorlar

Sakarya’nın Sapanca ilçesinde yaşayan Hakan Şahinoğlu, 6 Mayıs’ta bıçakla kasten yaralama suçu nedeniyle cezai sorumluluğunun belirlenmesi için Sapanca Sulh Ceza Mahkemesi tarafından Bakırköy Akıl Hastanesi’ne gönderildi. Şahinoğlu, 28 Mayıs’ta aynı odada kaldığı hasta Gürkan D.’nin saldırısına uğradı. Gürkan D., Şahinoğlu’nun iki gözünü parmaklarıyla oydu.

Kamera kaydetti
Hastanedeki bu dehşet anları güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kayıt edilirken, Şahinoğlu’nun babası Nehar ve kardeşi Serkan Şahinoğlu, hastanenin kusuru olduğu gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı aleyhinde Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 15 bin lira maddi ve 150 bin lira manevi olmak üzere toplam 165 bin liralık tazminat davası açtı.

Kaddafi hayatımı mahvetti’

yaşındaki ‘gün kadar güzel’ Safiye’nin Kaddafi’nin sarayı Bab-ül Aziziye’deki tutsaklığı tecavüz ve işkenceyle dolu geçmiş. 2004’te henüz 15 yaşındayken lisesini ziyaret eden Kaddafi tarafından ‘seçilen’ Safiye saraya davet edilmiş.

Yirmi seks kölesi
Bir kahraman olarak gördüğü ‘Rehber’le tanışacağı için sevinen genç kızın kabus dolu 5 yılı gözyaşları içinde ‘zorla seksi kıyafetler giydirilip dans ettirilmesiyle’ başlamış. Kaddafi tarafından devamlı tecavüze uğrayan, sadist hareketleri yüzünden sık sık kanama geçiren Safiye’nin trajedisini sarayda esir hayatı yaşayan 18-19 yaşlarındaki 20 kadar kız da paylaşıyormuş.
İddiaya göre kokain bağımlısı olduğu söylenen Kaddafi’nin zoruyla uyuşturucu alan Safiye aşırı dozdan hastaneye kaldırılmış. Davetli yabancı mankenlere ‘bavul dolusu paranın hediye edildiği’ partilerde 2 tane Afrikalı lider de esir kadınlara tecavüz etmiş. Sarayda yaşayan Kaddafi’nin karısının ve ailesinin bütün bu sapkınlığı görmezden geldiğini anlatan Safiye, 2007’de iki haftalık Afrika gezisine götürülmüş.

Ailesi kaçırdı
Haki üniforma giydirilen Safiye, Kaddafi’nin kadın korumalarından olmadığını kanıtlamak için kırmızı ruj sürünce feci şekilde dövülmüş. Ailesi şikayetçi olursa öldürülecekleri söylenen Safiye nihayet 2009’da dördüncü denemesinde ailesinin yardımıyla esir hayatından kurtulup Fransa’ya kaçmış.
Fransa’dan sonra Tunus’a sığınan ve ayaklanmanın başlamasıyla ülkesine dönen Safiye’nin nisan ayında evlendiği kocası isyancılara katılıp ağır yaralanmış. Hikâyesini ağlamaktan yer yer nefesi kesilerek anlatan Safiye, Kaddafi’nin linç edildiği görüntüleri seyrederken ‘bir an için zevk aldığını’ itiraf etse de “Ama sonra ağzımda acı bir tat kaldı. Yargılanmasını isterdim. Karşısına geçip gözlerinin içine bakıp bunları bana neden yaptın demek isterdim” diyor.