Kasaba mahalleliden veresiye plaketi

Yazan: firtina 14 Kasım 2011 Pazartesi  
Kategori: flas haber, günes

Fatih Mahallesinde 20 yıldır kasaplık yapan Orhan Altuntaş, mahalleli kadınlar tarafından teşekkür plaketiyle ödüllendirilmesinin kendisini çok mutlu ettiğini belirtti.

ÖENMLİ OLAN İNSANLIK
Altuntaş, “20 yıldır bu mahallede kasaplık yapıyorum. Bu zaman içerisinde parası olmayanlara veresiye et verdim. Ama parasını da aldım. Almadıklarım da olmuştur. Para önemli değil, önemli olan insanlık. Mahallelilerin bana güven duymaları ve böyle güzel bir ödülle ödüllendirmeleri beni çok mutlu etti. Kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

TEŞEKKÜR PLAKETİ HAZIRLATTIK
Mahalle sakinlerinden Seval Şahin, “20 yıldır mahallemizde kasaplık yapan Orhan bey, örnek kişiliğiyle tüm mahalle sakinlerinin takdirini kazanmış biridir. Hiçbir müşterisini parası yok diye geri çevirmemiştir. Bu nedenle de mahalleli kadınlar olarak bir araya gelip kasabı ödüllendirmemiz gerektiğini konuştuk. Aramızda para toplayıp bir teşekkür plaketi hazırlattık. Önceki gün de kendisine takdim ettik” dedi.

Güneşin vücut için D vitamini sağlam, mikropları öldürme

Yazan: firtina 20 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: günes

Güneşin vücut için D vitamini sağlam, mikropları öldürme gibi daha birçok faydasının bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, güneş altında aşırı kalmanın doğuracağı zararlara dikkat çekiyorlar.

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, ”Cilt kanserlerinin yüzde 80′i uzun süre güneşe maruz kalan bölgelerde görülmektedir” dedi.

Prof. Dr. Yorulmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bronzlaşma ile derinin güneşin ultraviyole ışınlarının vücuda zarar vermesini engellemeye çalıştığını söyledi.

Güneşin, vücuda D vitamini sağlama, mikropları öldürme, psikolojik olarak iyilik verme gibi faydaları bulunduğunu vurgulayan Yorulmaz, ”Ancak uzun süre ve korunmasız bir şekilde güneş altında kalındığında cilt kanserinden güneş yanıklarına, lekelerden erken yaşlanmaya kadar pek çok soruna yol açabilmektedir” dedi.

Güneşe doğrudan maruz kalmanın dışında, güneş ışınlarının su yüzeyi, kum ve betondan da yansıyarak insanları etkileyebildiğini belirten Yorulmaz, şunları kaydetti: ”Güneş yanıkları ve güneş alerjileri, güneş ışınlarının kısa zamanda ortaya çıkan zararlı etkileridir. Uzun dönemde ortaya çıkan en kötü sonuç cilt kanserleridir. Güneş yanıkları ve alerjileri güneşe maruz kaldıktan birkaç saat ile birkaç gün içinde ortaya çıkan kızarıklık, şişlik, ağrı, içi su toplayan kabarcıklar ve soyulma ile gözlenmektedir.Kaynakwh webhatti.com:

Özellikle çocuklarda ve açık tenli insanlarda bu zarar çok daha yüksektir. Cilt kanserlerinin yüzde 80′i uzun süre güneşe maruz kalan bölgelerde görülmektedir. Güneş yanıkları güneşe maruz kalınmasından sonra 2-4 saat içinde başlayan bir kızarıklık, yanma hissi ile başlar, 24 saat sonra yanığın şiddetli ise su dolu kabarcıklar ortaya çıkar. Ağrı, kaşıntı ve yanma hissi artar.”

-GÜNEŞ YANIĞI OLUŞTUĞUNDA-

Prof. Dr. Yorulmaz, güneş yanığı üzerine asla diş macunu, yoğurt ya da yağlı merhemler gibi maddelerin sürülmemesi gerektiğini söyledi. Ağrı için 2-3 gün basit bir ağrı kesici kullanılabileceğini bildiren Yorulmaz, su kabarcıkları varsa patlatılmamasının faydalı olacağını bildirdi. Ağrı ve sıcaklık hissi için günde 3-4 kez nemlendirici krem sürmek, soğuk banyo, soğuk su ile ıslatılmış bezleri yanık yerine koymanın da doğru bir davranış olacağını ifade eden Yorulmaz, güneş yanığı oluştuğunda yapılması gerekenleri şöyle anlattı:

”Güneş yanığı olduğunda su kaybı artmıştır. Bu nedenle daha çok su içilmelidir. Su kabarcıkları patlamış ise üzerindeki ölü deri temiz küçük bir makasla temizlendikten sonra antibiyotikli pomat kullanılabilir. Yanık deri çok temiz tutulmalıdır. Güneşin zararlarından korunmak için ultraviole ışınlarının en şiddetli olduğu sabah 10.00 ve öğleden sonra 16.00 saatleri arasında güneşten uzak durmak doğru olacaktır.Kaynakwh webhatti.com:

Güneşe çıkmak zorunda kalındığında geniş kenarlı şapka, bol, pamuklu kumaştan yapılmış hafif giysi giyilerek dışarı çıkılmalı, şiddetli güneş ışınları gözlerde katarakta yol açabileceğinden mutlaka UV korumalı güneş gözlüğü ve mutlaka güneş koruyucuları kullanılmalıdır. Giysilerin cildi güneş ışınlarından tümüyle korumadığı unutulmamalıdır.”

Altı aylıktan küçük çocukların cildi çok daha hassas olduğundan, titanyum dioksit içeren güneş koruyucuları kullanılmalısı ve ancak yine de mümkün olduğunca bu yaş bebeklerin yazın sabah 10.00 ve akşam 17.00 saatleri arasında güneşten uzak tutulması gerektiğini belirten Yorulmaz, 6 aylıktan büyük bebeklerin güneşten koruyucu krem veya losyonlar sürülerek 5-10 dakika sürelerle günde 2-3 kez geniş kenarlı bir şapka ve pamuklu, bol ve hafif bir giysi ile güneşe çıkarılabileceğini söyledi

GÜNEŞİN ZARARLARI NELERDİR ?.

Yazan: firtina 20 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: günes

GÜNEŞİN ZARARLARI NELERDİR ?

Normal şartlarda metabolizma denilen, vucuttaki kimyasal olaylar sonucu gelişen enerji ile vucut ısısı oluşur Metabolizma ise vucudun beden hareketleri ile orantılı olarak artar Vucut, solunum ve terleme gibi faaliyetlerle bu ısıyı 36 santigrad derece dolaylarında tutmaya çalışır Sıcak havada artan terleme ile vucut ısısı normale düşürülmeye çalışılır Havaların çok ısındığı dönemlerde artan terlemeye rağmen vucudun ısı kaybı yeterli olamamaktadır Hava sıcaklığı yanında rutubetin artması, terin buharlaşmasını engellediğinden ısı kaybını daha da azaltır Yani sıcaklığın artması ile birlikte havanın nem oranının artması vucutta ısı birikimine, bu da ısı artışına bağlı hastalıkların gelişmesine neden olur Bu arada terle su ve tuz gibi bazı maddelerin kaybı ve bunların yerine koyulamaması hastalık tablosunu ağırlaştırır
Sıcak bunalımı (yorgunluğu, bitkinliği) sıcak ve nem oranı yüksek ortamda uzun süre kalan veya egzersiz yapan kişilerde görülür Belirtileri halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, bulantı, bazen kusma, cildin nemli, soğuk ve soluk olması, alın ve yüzde terleme, solunum sayısında azalma gibi

Cilt yanıkları, cilt kanserleri, katarakt, sıcak bunalımı (sıcak yorgunluğu, sıcak bitkinliği) ve sıcak çarpması güneşin ultraviyole ışınları, sıcak ve artmış nem oranı nedeniyle gelişen en önemli hastalıklardır

Güneşe ve ultraviyole ışınlarına bağlı cilt yanıkları sık olarak görülmektedir Beyaz tenli ve cildi ince kişilerde, esmer ve kalın ciltli kişilere göre güneşin zararları daha fazla olur Ciddi yanıklar için mutlaka bir sağlık yardımı alınmalıdır Bunun dışında ultraviyole ışınlarına bağlı olararak cilt kanseri, ve katarakt gibi ciddi hastalıklar da gelişebilir

GÜNEşİN YARARLARI NELERDİR ?

Yazan: firtina 20 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: günes

GÜNEşİN YARARLARI NELERDİR ?

Dünyadaki tüm varlıklar için güneş bir hayat kaynağı Güneşin insanlar üzerinde yarattığı en temel faydalar arasında, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan antibakteriyel etkisi yer alıyor Aynı zamanda vücudun D vitamini sentezlemesini gerçekleştirdiği için özellikle çocukların kemik gelişiminde temel bir rol üstleniyor Sağladığı bronzluk etkisi ile estetik bir öneme sahip olan güneş, akne ve sivilce tedavisinde de çok işe yarayabiliyor Ancak, tüm bu faydaları içeren temel hayat kaynağımız güneş, ozon tabakasının incelmesiyle birlikte artık insanlar için bir tehlike unsuru haline gelmeye başladı Ozon tabakasının incelmesiyle birlikte, yer yüzüne ulaşan ultraviyole radyasyonu miktarında büyük bir artış oldu Eskiden, yeryüzüne sadece A ve B ultraviyole radyasyonu ulaşırken artık C ultraviyole radyasyonu da ulaşmaya başladı A ultraviyole radyasyonu cildin erken yaşlanması ve kırışmasına neden olurken, B ve C ultraviyole radyasyonları ise deri kanserleri riskini artırıyor Bu yüzden de sadece deniz ya da havuz kenarında güneşlenirken değil, günün her saatinde güneşten korunmamız büyük bir önem taşıyor

GÜNEŞİN CANLILAR VE DÜNYAMIZ İÇİN ÖNEMİ NEDİR ? FAYDALARI VE ZARARLARI NELERDİR ?

Yazan: firtina 20 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: günes

GÜNEŞİN CANLILAR VE DÜNYAMIZ İÇİN ÖNEMİ NEDİR ? FAYDALARI VE ZARARLARI NELERDİR ?

Güneşin canlılar ve dünyamız için önemi çok büyüktür Öncelikle güneşin, dünyamızın tek enerji kaynağı olduğunu bilmemiz gerekmektedir

Dünyamızın ısı ve ışık kaynağı olarak önem taşıyan güneş, dünya üzerindeki tüm canlıların yaşamlarının da en önemli kaynağıdır Çünkü güneşin yokluğunda, dünyanın ısısı felaketlere varabilecek boyutlarda azalabilme tehlikesi doğacak ve ışıksız bir ortam meydana gelecektir Bu durum da dünya üzerindeki tüm yaşamın biteceği anlamını taşımaktadır

Güneşin Yararları/ Zararları.,.,.,.,

Yazan: firtina 20 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: günes

Normal şartlarda metabolizma denilen, vucuttaki kimyasal olaylar sonucu gelişen enerji ile vucut ısısı oluşur. Metabolizma ise vucudun beden hareketleri ile orantılı olarak artar. Vucut, solunum ve terleme gibi faaliyetlerle bu ısıyı 36 santigrad derece dolaylarında tutmaya çalışır. Sıcak havada artan terleme ile vucut ısısı normale düşürülmeye çalışılır. Havaların çok ısındığı dönemlerde artan terlemeye rağmen vucudun ısı kaybı yeterli olamamaktadır. Hava sıcaklığı yanında rutubetin artması, terin buharlaşmasını engellediğinden ısı kaybını daha da azaltır. Yani sıcaklığın artması ile birlikte havanın nem oranının artması vucutta ısı birikimine, bu da ısı artışına bağlı hastalıkların gelişmesine neden olur. Bu arada terle su ve tuz gibi bazı maddelerin kaybı ve bunların yerine koyulamaması hastalık tablosunu ağırlaştırır.Cilt yanıkları, cilt kanserleri, katarakt, sıcak bunalımı (sıcak yorgunluğu, sıcak bitkinliği) ve sıcak çarpması güneşin ultraviyole ışınları, sıcak ve artmış nem oranı nedeniyle gelişen en önemli hastalıklardır.Güneşe ve ultraviyole ışınlarına bağlı cilt yanıkları sık olarak görülmektedir. Beyaz tenli ve cildi ince kişilerde, esmer ve kalın ciltli kişilere göre güneşin zararları daha fazla olur. Ciddi yanıklar için mutlaka bir sağlık yardımı alınmalıdır. Bunun dışında ultraviyole ışınlarına bağlı olararak cilt kanseri, ve katarakt gibi ciddi hastalıklar da gelişebilir.Sıcak bunalımı (yorgunluğu, bitkinliği) sıcak ve nem oranı yüksek ortamda uzun süre kalan veya egzersiz yapan kişilerde görülür. Belirtileri halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, bulantı, bazen kusma, cildin nemli, soğuk ve soluk olması, alın ve yüzde terleme, solunum sayısında artma şeklindedir. Sıcak yorgunluğu olan hasta serin bir yere alınmalı, kusması yoksa ve içebiliyorsa birkaç yudum soğuk su içirilmeli, üzerindeki elbisleri çıkarılıp başı ve vucudu ıslak bir süngerle veya bezle ıslatılmalıdır. Hasta düzelmiyor ve durumu kötüye gidiyorsa bir sağlık merkezine götürülmelidir.Sıcak çarpması da sıcak ve rutubetli ortamda uzun süre kalındığında veya ağır iş veya spor yapıldığında oluşur fakat, sıcak bunalımı kadar çok sık görülmez. Belirtileri yüksek ateş, çarpıntı, sık ve yüzeyel solunum, ciltte sıcaklık, kuruluk ve kırmızılık, hastanın hareketlerinde azalma veya garip davranışlar, şiddetli başağrısı yakınması, bulantı , kusma ve tedavi edilmeyen hastalarda şuur kaybı şeklindedir. Nadir de olsa ölüm görülebilir. Sıcak çarpması düşünülen bir hasta serin bir yere yatırılmalı, bütün giysileri çıkarılmalı, başı ve vucuduna (özellikle vucudun koltuk altı, kasıklar gibi kıvrım yerlerine) buzlu su ile ıslatılmış kompresler koyulmalı ve bunlar sık sık değiştirilmeli, varsa, hasta bir ventilatör veya bir yelpaze ile havalandırılmalı, kusması yok ve içebiliyorsa soğuk su içirilmeli ve en kısa zamanda bir sağlık merkezine götürülmelidir

BESLENME ÖNERİLERİ askdevri

Yazan: firtina 20 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: günes

BESLENME ÖNERİLERİ
Yaz aylarında az az ve sık aralıklarla besin tüketilmesi gerekir. Bol su içilmeli, bol sebze ve meyve tüketilmelidir. En güçlü nemlendirici sudur. Su, cildiniz için de en etkili nemlendiricidir. Bu yüzden su içme alışkanlığı edinerek, günde en az iki litre su tüketmelisiniz. Alkollü ve asitli içeceklerden uzak durulmalı. Tatlı olarak daha çok sütlü ve meyveli tatlılar tüketilmelidir.

• Giysiler: İnce, pamuklu kumaşlar, tişörtler ve suni ipekten yapılmış ürünler ışığı daha fazla geçirir. Bu giysiler giyilmeden önce güneş koruyucular kullanılmalıdır. Vücudunuzu mümkün olduğu kadar çok örtebilen bol ve açık renkli, uzun kollu tişört, pantolon ve elbiseleri tercih edin. Güneş ışınlarının yüzde 99-100’ünü engelleyebilen ultroviyole koruyuculu güneş gözlüklerini kullanın. Çünkü bu tür güneş gözlükleri katarakta ve gözde hasara neden olan zararlı ışınları azaltır. Güneş gözlüğü alırken etiketini mutlaka okuyun.

• Zaman: Sabah 11 öğleden sonra 16 arası güneşe çıkılmamalıdır. Gölgede durmak güneşten korunmanın en iyi yoludur

ÖZEL RİSK GRUPLARI

Yazan: firtina 20 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: günes

ÖZEL RİSK GRUPLARI
Özellikle yaşlılar ile kalp ve tansiyon hastaları, çocuklar, hamileler, aşırı kilolu kişiler, kanser hastaları ile kemoterapi görenlerin güneşten korunma yöntemleri konusunda çok diikkatli olmaları gerekmektedir. Ağır efor harcamaktan kaçınmalı, kapalı ve havasız yerlerde de uzun süre kalınmamalıdır. Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınılmalı ve bu saatlerde uzun süre güneş altında kalınmamalı. Sık sık ılık suyla duş yapılmalı. Açık, renkli bol giysiler giyilmeli ve geniş kenarlı şapka takılmalıdır. Güneşlenmeden veya güneşe çıkmadan önce cilde uygun koruyucu bir güneş kremi sürülmeli. Güneşlenme sonrasında oluşabilecek güneş yanıklarında kesinlikle yoğurt ve benzeri maddeler sürülmemeli, bu durumda soğuk kompres uygulaması yapılmalı. Gözlerde ağrılı kızarıklıklar olması durumunda soğuk kompres yapılmalı ve bir hekime başvurulmalı. Sıcak çarpmalarında kişiler önce serin ve gölge bir yere alınmalı, vücudundaki sıkı giysiler çıkarılarak başı ve vücudu ıslatılmak suretiyle serinletilmelidir. Bilinç bulanıklığı olan hastalar hemen en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir

GÜNEŞTEN KORUNMA

Yazan: firtina 20 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: günes

GÜNEŞTEN KORUNMA
Sıcak, rutubet ve ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinden korunmak için güneş altında özellikle sıcağın yoğun olduğu dönemlerde (saat 11.00 – 16.00 arası) uzun süre kalmamalı, gölge tercih edilmelidir. Güneş şemsiyesi gibi gölgeliklerin altında otururken de kum ve denizden yansıyan ultraviyole ışıkları önemli miktarda zarar verebileceği için dikkatli olmalıdır. Baş, şapka ile kapatılmalı, pamuklu (sentetik karışık giysiler su kaybını engeller) beyaz veya açık renkli, ince ve hafif giysiler giyilmeli, gözlerin korunması için güneş gözlüğü takılmalıdır. İnce, pamuklu kumaşlar, tişörtler ve suni ipekten yapılmış ürünler ışığı daha fazla geçirir. Bu giysiler giyilmeden önce güneş koruyucular kullanılmalıdır. Vücudunuzu mümkün olduğu kadar çok örtebilen bol ve açık renkli, uzun kollu tişört, pantolon ve elbiseleri tercih edin. Güneş ışınlarının yüzde 99-100’ünü engelleyebilen ultroviyole koruyuculu güneş gözlüklerini kullanın. Çünkü bu tür güneş gözlükleri katarakta ve gözde hasara neden olan zararlı ışınları azaltır.

Koruyucu yağlar ve kremler güneşe çıkmadan yarım saat kadar önce sürülmeli ve her 2 saatte bir ve yüzdükten sonra tekrarlanmalıdır. Fakat bilinmelidir ki, giysilerin yararı koruyucu yağlardan çok daha fazladır. Sıcak ve rutubetin yoğun olduğu saatlerde ağır işler ve sporlar yapılmamalı, bu gibi faaliyetler serin saatlere alınmalıdır. Mutlaka ihtiyacın üzerinde sıvı içilmelidir. İdrarın azalması ve koyulaşması su ihtiyacı olduğunun belirtisidir. Bu gibi ortamlarda herkesin yanında içecek su mutlaka bulunmalıdır. Alkol ve kafein idrar artışı ve sıvı kaybı yaptığı için sıcak saatlerde içilmemelidir

Güneşe karşı nasıl korunmamız gerektiğini belirlemede cilt tipiniz büyük bir önem taşıyor. Güneşin zararları açısından en fazla riski, beyaz tenliler, kızıllar ve hiç bronzlaşamayan ya da güneşe çıktıkça deri yanıklarıyla sonuçlanan cilt tipleri taşıyor. Cildin rengi koyulaştıkça yanma riski de o oranda azalıyor. Ancak, esmer tenlilerde de ozon tabakasının incelmesiyle birlikte güneş yanığı oluşması hiç de az rastlanır bir durum değil.

Yapılan araştırmalar, güneşlenme için en ideal saatlerin sabahları saat 11.00’a kadar, öğleden sonraları ise saat 16.00’dan sonra olduğunu ortaya koyuyor. Bu saatlerin dışında ise, kesinlikle ve kesinlikle gölge yerlere çekilme ve dinlenme öneriliyor. Bu arada, beton zeminlerin ve deniz suyunun ultraviyole ışınlarını çok iyi yansıttığını da aklınızdan çıkarmayın. Bu yüzden de gölgede de yanabileceğinizi asla unutmayın!

Çalışan kişiler ise, eğer serin bir ortamda çalışıyorsa, koyu renkli giysileri tercih edebilirler. Zira, koyu renkler, ultraviyole ışınlarını yansıttığı için güneşin etkilerini azaltıyor. Ama buna karşılık sıcağı absorbe ediyor. Bu yüzden de serin yerlerde çalışan kişiler, koyu renkli giysileri tercih ederek güneşe karşı daha fazla koruma sağlayabilir

GÜNEŞİN ZARARLARI

Yazan: firtina 20 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: günes

GÜNEŞİN ZARARLARI
Normal şartlarda metabolizma denilen, vucuttaki kimyasal olaylar sonucu gelişen enerji ile vucut ısısı oluşur. Metabolizma ise vucudun beden hareketleri ile orantılı olarak artar. Vucut, solunum ve terleme gibi faaliyetlerle bu ısıyı 36 santigrad derece dolaylarında tutmaya çalışır. Sıcak havada artan terleme ile vucut ısısı normale düşürülmeye çalışılır. Havaların çok ısındığı dönemlerde artan terlemeye rağmen vucudun ısı kaybı yeterli olamamaktadır. Hava sıcaklığı yanında rutubetin artması, terin buharlaşmasını engellediğinden ısı kaybını daha da azaltır. Yani sıcaklığın artması ile birlikte havanın nem oranının artması vucutta ısı birikimine, bu da ısı artışına bağlı hastalıkların gelişmesine neden olur. Bu arada terle su ve tuz gibi bazı maddelerin kaybı ve bunların yerine koyulamaması hastalık tablosunu ağırlaştırır.

Cilt yanıkları, cilt kanserleri, katarakt, sıcak bunalımı (sıcak yorgunluğu, sıcak bitkinliği) ve sıcak çarpması güneşin ultraviyole ışınları, sıcak ve artmış nem oranı nedeniyle gelişen en önemli hastalıklardır.

Güneşe ve ultraviyole ışınlarına bağlı cilt yanıkları sık olarak görülmektedir. Beyaz tenli ve cildi ince kişilerde, esmer ve kalın ciltli kişilere göre güneşin zararları daha fazla olur. Ciddi yanıklar için mutlaka bir sağlık yardımı alınmalıdır. Bunun dışında ultraviyole ışınlarına bağlı olararak cilt kanseri, ve katarakt gibi ciddi hastalıklar da gelişebilir.

Sıcak bunalımı (yorgunluğu, bitkinliği) sıcak ve nem oranı yüksek ortamda uzun süre kalan veya egzersiz yapan kişilerde görülür. Belirtileri halsizlik, bitkinlik, baş dönmesi, bulantı, bazen kusma, cildin nemli, soğuk ve soluk olması, alın ve yüzde terleme, solunum sayısında artma şeklindedir. Sıcak yorgunluğu olan hasta serin bir yere alınmalı, kusması yoksa ve içebiliyorsa birkaç yudum soğuk su içirilmeli, üzerindeki elbisleri çıkarılıp başı ve vucudu ıslak bir süngerle veya bezle ıslatılmalıdır. Hasta düzelmiyor ve durumu kötüye gidiyorsa bir sağlık merkezine götürülmelidir.

Sıcak çarpması da sıcak ve rutubetli ortamda uzun süre kalındığında veya ağır iş veya spor yapıldığında oluşur fakat, sıcak bunalımı kadar çok sık görülmez. Belirtileri yüksek ateş, çarpıntı, sık ve yüzeyel solunum, ciltte sıcaklık, kuruluk ve kırmızılık, hastanın hareketlerinde azalma veya garip davranışlar, şiddetli başağrısı yakınması, bulantı , kusma ve tedavi edilmeyen hastalarda şuur kaybı şeklindedir. Nadir de olsa ölüm görülebilir. Sıcak çarpması düşünülen bir hasta serin bir yere yatırılmalı, bütün giysileri çıkarılmalı, başı ve vucuduna (özellikle vucudun koltuk altı, kasıklar gibi kıvrım yerlerine) buzlu su ile ıslatılmış kompresler koyulmalı ve bunlar sık sık değiştirilmeli, varsa, hasta bir ventilatör veya bir yelpaze ile havalandırılmalı, kusması yok ve içebiliyorsa soğuk su içirilmeli ve en kısa zamanda bir sağlık merkezine götürülmelidir

Sonraki sayfa »