Archive for the Category »müslümanlık «

Ahirete İman’ın Faydaları ..1

a) Âhiret gününe inanmak insana sorumluluk duygusu kazandırır. Sorumluluk duygusu taşıyan bir insan davranışlarına dikkat eder.
Âhirete inanmak demek; öldükten sonra tekrar dirileceğimize ve dünyada yaptığımız işlerden Allah’ın huzurunda hesap vereceğimize, iyi-lik yapanların mükâfat göreceklerine, kötülük işleyenlerin ce-zalandırılacaklarına inanmak demektir. Bu inanç insanı kötülük yap-maktan sakındırır, iyiliğe ve doğruluğa yönelterek ahlâk ve fazilet sahibi yapar. Bu inanca sahip insanlardan meydana gelen bir toplulukta hiç kimse başkasına zarar vermez, herkes birbirinin hakkına saygı gösterir, elinden geldiğince iyilik yapar. Bu davranışlar kişiler arasında karşılıklı olarak sevgi ve güven duygularım geliştirir. Fertlerin iyi ahlâklı ol-masında, toplumun huzur ve güveninin sağlanmasında ahiret inancının çok önemli rolü vardır.
b) Âhirete inanan kimse, geçici olan dünyada, daha yüksek ve son-suz birhayata hazırlanır. Uzun bir yolculuğa çıkacak olan bir insan yeteri kadar harçlık alır, hazırlık yapar. Harçlık almadan, hazırlık yapmadan yola çıkmaz.
Halbuki öldükten sonra devam edecek olan ahiret yolculuğu, dünya üzerinde yapılan yolculuklardan çok daha uzun ve önemlidir.
Bu sebeple ahiret için daha çok azık edinmemiz ve hazırlık yap¬mamız gerekmektedir.
Ahiret gününe inanan kişi, Allah’ın emirlerini yerine getirip ya-saklarından sakınmak suretiyle ahiret hazırlığını yapmış olur. Hazırlıklı olarak yola çıkanlar daha yüksek bir hayata geçeceklerdir. Yüce Allah bu konuda “Azık edinin” buyurarak hazırlık yapmamızı istemektedir.
Âhiret için hazırlık yapmayanlar ölüm anında gerçekleri görecek ve Allah’ın emirlerini yapmak için dünya hayatına geri dönmek is-teyeceklerdir. Ancak iş işten geçmiş olduğu için bu istek kabul edil-meyecektir. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber veriliyor:
“Onlardan birine ölüm gelince: Rabbim! Beni geri çevir. Belki yapmadan bıraktığımı tamamlar iyi iş işlerim, der.” Mu’minûn sûresi, 100.
c) Âhiret gününe inanmak inşam teselli eder, üzüntüsünü azaltır.
Şöyle ki:
Dünyada nice iyi insanlar, iyiliklerinin karşılığını görmeden; hak-sızlığa uğrayanlar hakkını almadan; nice zâlimler de cezasını çekmeden ölüp gitmektedirler. Haklı ile haksızın, iyi ile kötünün aynlacağı ve her-kesin yaptığının tam olarak karşılığını bulacağı gün, ahiret günüdür.
Âhiret gününde ilâhi adalet yerini bulacak; iyilik yapanlara iyi-liklerinin müfkâfatı bol bol verilecek; haksızlığa uğrayanlar eksiksiz ola-rak haklarım alacak; zalimlerin yaptığı yanında kalmayacak, hak ettikleri cezayı bulacaklardır. İşte bu inanç, insana huzur verir, üzüntülerini azaltır

ölüm Her insanın dünyada yaşayacağı belirli bir süre vardır

Her insanın dünyada yaşayacağı belirli bir süre vardır. Bu süre bi-tince insan ölür. İnsan, beden ve röhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır. Bedenimize canlılık ve hareket veren ruhtur. Allah’ın takdir et¬tiği zaman gelince ruh bedenden ayrılır. Ruhun bedenden ayrılması olayına “ölüm” denir. Ölüm, her insan için takdir edilmiştir. Bundan kurtuluş yoktur.
Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildiriliyor:
“Her canlı ölümü tadacaktır.” Âl-i İmrân sûresi, 185.

“Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir.” Nisa sûresi, 78.
Ölüm, yok olmak demek değildir. Geçici olan dünya hayatından son-suz olan ahiret hayatına geçiştir. Allah’a karşı görevini yapanlar için ölüm, daha yüksek hayata kavuşmak için açılan bir kapıdır

kabir . İnsanın ölümünden, kıyamet günü yeniden dirilmesine

İnsanın ölümünden, kıyamet günü yeniden dirilmesine kadar ge¬çecek olan zamana “kabir hayatı”; bu zaman içinde bulunacağı yere de “kabir” denir. İnsan ölünce bedeni çürür, toprağa karışır, fakat bedenden ayrılan rûhu ölmez. İnsan kabire konulunca Münker ve Nekir adındaki melekler tarafından sorguya çekilir. Sorulara doğru cevap verenler için kabir, bir istirahat yeri; cevap veremeyenler için ise azap yeri olacaktır.
Peygamberimiz (s.a.s.) Efendimiz kabrin durumunu şöyle açıklıyor:
“Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut cehennem çukurlarından bir çukurdur.” Keşfu’l-Hafa, C.2, S.90.
Kabir, Allah’a karşı görevlerini yapan, insanlara iyilikte bulunan kimselerin istirahat edeceği bir cennet bahçesi; görevini yapmayanların azâp göreceği bir cehennem çukuru olacaktır

kıyamet Daha önce de belirttiğimiz gibi

KIYAMET

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Allah’ın takdir ettiği zaman gelince, dört büyük melekten biri olan İsrafil’in “Sûr” denilen bir vasıtaya üfürmesi ile çok korkunç bir ses meydana gelecek, bu sesin etkisi ile bütün canlılar ölecek, kâinatta önemli değişiklikler olacaktır.

Şöyle ki:

Gökler yarılacak, dünyamızı aydınlatan güneş dürülüp ışığını kay­bedecek, doğuşu ile gökyüzünü süsleyen, gecelerimizi aydınlatan ay tu­tulacak ve güneş ile birleşecektir.

îşte bu büyük olaya “kıyamet” denilmektedir, Kıyametin ne zaman meydana geleceğini yalnız Allah bilir.

Gökyüzünde parıl-pâril parlayan yıldızlar sönecek ve dolu taneleri gibi dökülecek, yeryüzü dehşetli bir depremle sarsılacak, denizler kay­naşacak, dağlar yerinden koparılıp pamuk gibi atılacak, kısaca: Kâinatın bügünkü düzeni bozulacak yer ve gökler başka şekil alacaktır

Mükafat, Ceza, Cennet Ve Cehennem,,

Yapılan iyiliğe verilen karşılık “mükâfat”; işlenen kötülüğün kar­şılığı da “ceza “dır.

İnsanlar bu dünyaya imtihan edilmek üzere gönderilmiş, yapmakla yükümlü oldukları görevler kendilerine bildirilmiştir. Allah’ın emirlerini yerine getiren, yasak ettiği şeylerden sakınan ve insanlara iyilik yapanlar imtihanı kazanmış olacak ve karşılığında kendilerine büyük mükâfat ve­rilecektir. Herkes dünyada yaptığının karşılığını ahirette eksiksiz olarak görecektir.

Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Kıyamet günü doğru terapiler kurarız: hiç bir kimse, hiç bir haksızlığa uğratılmaz.” Enbiya sûresi, 47.

“Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.” Zilzal süresi 7-8

Cennet mü’minler için hazırlanmış mükâfat yeridir.

Cennetti, bu dünyada gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç bir insanın hayalinden geçmeyen nimetler vardır. Cennet, insanın kalbinden geçen Ve hoşuna giden her şeyi devamlı olarak bulacağı eşsiz güzeliklerlc dolu bir yerdir. Orada her şey insanın gönlüne göredir, neyi arzu ederse anında yanında hazır olacaktır.

Cennette, hastalık, korku ve üzüntü yoktur. Orada insan hep genç yaşta kalacak, ihtiyarlamayacaktır. Cennette hayat sonsuzdur. Ölüm yok- ter. Oraya giren bir daha çıkmayacak, canı ne isterse onu bulacak, zevk ve safa içinde sonsuza kadar devam edecektir.

Kur’an-ı Kerim’de bu konuda şöyle buyuruluyor:

“İman edip iyi, yararlı işler yapan kimseler cennetlik olanlardır; onlar orada ebedî kalacaklardır.” Bakara sûresi, 82.

“Orada onlar için diledikleri her şey var ve yanımızda fazlası da var.” Kaf Suresi 35.

Allah’a karşı görevlerini yapmayan, haramlardan sakınmayan ve in­sanlara kötülük edenler bu davranışlarının karşılığı olarak cehennemde cezalandırılacaktır.

Cehennem, iman etmeyenler ile inandığı halde günah işleyenlerin ahirettc ateşle cezalandırılacakları yerdir. İmansız ölenler burada sonsuz olarak kalacaklardır.

İnandığı halde, Allah’ın emirlerine uygun hareket etmeyen, dini gö­revlerini yerine getirmeyenler, belirli bir süre cehennemde kalıp ce­zalarını çektikten sonra çıkacak ve cennete gireceklerdir. Kâfirler ve mü­nafıklar ise ebedî olarak cehennemde kalacaklardır.

Kur’an-ı Kerim’de kâfir ve münafıkların durumu şöyle bildiriliyor:

“İnkâr eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayanlar ce­hennemlik olanlardır. Onlar orada temelli kalacaklardır.” Bakara sûresi, 39.

“Doğrusu münafıklar cehennemin en alt tabakasmdadırlar. On­lara yardımcı bulamayacaksın.” Nisa sûresi

Namaz Kılın Namaz İlahi Dinle. (süper)

Geçenlerde Baktım Ki Babam Kılıyor Namaz
Namazı Bitirince Yüzünde Sevinç Ve Haz
Yanına Gidip Sordum, Merak Ettiğim İçin
Baba Biz Abdest Alıp Namaz Kılarız Niçin

Yavrucuğum Biz Müslamanız, Allah’a İnanırız
Onu Yalnız Ve Bir Tek Yaratıcı Tanırız
O Bize Neler Vermiş
Can Göz Kulak Akıl
Ve Demiş Ki Ey Kulum
Benim İçin Namaz Kıl

Bunun Dışında Soru Sorulmaz Nasıl Niçin
Kıldığımız Bu Namaz Allah Rızası İçin
Kıldığımız Her Namaz Allah Rızası İçin
Kıldığımız Her Namaz Allah Rızası İçin

Abdestte El Yüz Ve Kol Ayaklarım Yıkarım
Allahın Huzuruna Ben Hep Temiz Çıkarım

Temizliğin Kaynağı Akan Su Şırıl Şırıl
Giysilerimiz Temiz Olmalı Pırıl Pırıl
Giysilerimiz Tertemiz Olmalı Pırıl Pırıl

Namaz Günlük Ve Basit Sorunları Aşmaktır
Namaz Günde Beş Vakit Allaha Ulaşmaktır

İyilik Yapan Bir İnsan Beklemez Mi Teşekkür
Rabbim Bizden İsteği Nimetlerine Şükür

Onun Verdiği Görev Günde Beş Vakit Namaz
Kılmaya Alışırsan Kılarken Duyarsın Haz
Onun Verdiği Görev Günde Beş Vakit Namaz
Kılmaya Alışırsan Kılarken Duyarsın Haz
Onun Verdiği Görev Günde Beş Vakit Namaz
Kılmaya Alışırsan Kılarken Duyarsın Haz

Nasıl Doyam Muhammede İlahi Dinle……….

Ben Rasülden çok memnunum
O da benden memnun mu ki
Tekrar nasib eyle ya Rab
Bir daha gösterir mi ki…

Doyulur mu o Ahmed’e
Doyulur mu o Mahmud’a
Ashab bile doymamış ki
Nasıl doyam Muhammed’e…

Doyulur mu Beytullah’a
Doyulur mu Rasülullah’a
Yalvarıyorum Allah’a
Bir daha gösterir mi ki…

Müslüman Mekke’ye koşar
Muhammed aşkıyla coşar
Bilmeyenler boşa yaşar
Ben Ahmed’e doymadım ki…

Doyulur mu o Ahmed’e
Doyulur mu o Mahmud’a
Cihan bile doymamış ki
Nasıl doyam Muhammed’e…

Doyulur mu Beytullah’a
Doyulur mu Rasülullah’a
Yalvarıyorum Allah’a
Bir daha gösterir mi ki…

Minaresin yeşil gördüm
Seherde yanına girdim
Selam ya Muhammed dedim
Dedim amma doymadım ki…

Doyulur mu o Ahmed’e
Doyulur mu o Mahmud’a
Huccac bile doymamış ki
Nasıl doyam Muhammed’e…

Doyulur mu Beytullah’a
Doyulur mu Rasülullah’a
Yalvarıyorum Allah’a
Bir daha gösterir mi ki…

Sevindim gördüğüm anda
Ağlayarak ettim veda
Ebu Bekir, Ömer yanında
Ben onlara da doymadım ki…

Doyulur mu o Ahmed’e
Doyulur mu o Mahmud’a
Alem bile doymamış ki
Nasıl doyam Muhammed’e…

Doyulur mu Beytullah’a
Doyulur mu Rasülullah’a
Yalvarıyorum Allah’a
Bir daha gösterir mi ki…

Ademin son sözü bize
Rasülullah acı bize
Şefaat et cümlemize
Ah ben sana doymadım ki…

Doyulur mu o Ahmed’e
Doyulur mu o Mahmud’a
Ashab bile doymamış ki
Nasıl doyam Muhammed’e…

Doyulur mu Beytullah’a
Doyulur mu Rasülullah’a
Yalvarıyorum Allah’a
Bir daha gösterir mi ki…

Oruç Çeşitleri: ramazan….

Oruç Çeşitleri:

1 – Farz olan oruçlar: Ramazan ayında tutulan orucu farzdır, keffaret oruçlarının tutulması da farzdır

2 – Müstehap oruçlar: Her haftanın Pazartesi günleri ve Perşembe günleri, Şevval ayında 6 gün oruç tutulması ve Kameri aylasrın 13,14 ve 15. günlerinde oruç tutulması

3 – Vacip oruç: Nafile oruçlarının adak oruçları ile bozulması ve kaza edilmesidir

4 – Sünnet oruç: Muharrem ayının 10 – 11 veya 9 – 10. günlerinde oruç tutmak sünnettir.

5 – Mekruh oruç:

a) Cuma veya Cumartesi günleri oruç tutmak, Muharrem ayının 10.gününde oruç tutmak, iki orucu iftar etmeden üst üste eklemek veya senenin tamamını oruçlu geçirmek tenzihen mekruhtur

b) Ramazan bayramının 1.günü ve Kurban Bayramının 4 günü oruç tutmak tenzihen mekruhtur

Yapılan iyiliğe verilen karşılık “mükâfat”; işlenen kötülüğün kar­şılığı da “ceza “dır. …

Mükafat, Ceza, Cennet Ve Cehennem19 Mart 2011 | 0 Yorum

Yapılan iyiliğe verilen karşılık “mükâfat”; işlenen kötülüğün kar­şılığı da “ceza “dır.

İnsanlar bu dünyaya imtihan edilmek üzere gönderilmiş, yapmakla yükümlü oldukları görevler kendilerine bildirilmiştir. Allah’ın emirlerini yerine getiren, yasak ettiği şeylerden sakınan ve insanlara iyilik yapanlar imtihanı kazanmış olacak ve karşılığında kendilerine büyük mükâfat ve­rilecektir. Herkes dünyada yaptığının karşılığını ahirette eksiksiz olarak görecektir.

Yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Kıyamet günü doğru terapiler kurarız: hiç bir kimse, hiç bir haksızlığa uğratılmaz.” Enbiya sûresi, 47.

“Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür.” Zilzal süresi 7-8

Cennet mü’minler için hazırlanmış mükâfat yeridir.

Cennetti, bu dünyada gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç bir insanın hayalinden geçmeyen nimetler vardır. Cennet, insanın kalbinden geçen Ve hoşuna giden her şeyi devamlı olarak bulacağı eşsiz güzeliklerlc dolu bir yerdir. Orada her şey insanın gönlüne göredir, neyi arzu ederse anında yanında hazır olacaktır.

Cennette, hastalık, korku ve üzüntü yoktur. Orada insan hep genç yaşta kalacak, ihtiyarlamayacaktır. Cennette hayat sonsuzdur. Ölüm yok- ter. Oraya giren bir daha çıkmayacak, canı ne isterse onu bulacak, zevk ve safa içinde sonsuza kadar devam edecektir.

Kur’an-ı Kerim’de bu konuda şöyle buyuruluyor:

“İman edip iyi, yararlı işler yapan kimseler cennetlik olanlardır; onlar orada ebedî kalacaklardır.” Bakara sûresi, 82.

“Orada onlar için diledikleri her şey var ve yanımızda fazlası da var.” Kaf Suresi 35.

Allah’a karşı görevlerini yapmayan, haramlardan sakınmayan ve in­sanlara kötülük edenler bu davranışlarının karşılığı olarak cehennemde cezalandırılacaktır.

Cehennem, iman etmeyenler ile inandığı halde günah işleyenlerin ahirettc ateşle cezalandırılacakları yerdir. İmansız ölenler burada sonsuz olarak kalacaklardır.

İnandığı halde, Allah’ın emirlerine uygun hareket etmeyen, dini gö­revlerini yerine getirmeyenler, belirli bir süre cehennemde kalıp ce­zalarını çektikten sonra çıkacak ve cennete gireceklerdir. Kâfirler ve mü­nafıklar ise ebedî olarak cehennemde kalacaklardır.

Kur’an-ı Kerim’de kâfir ve münafıkların durumu şöyle bildiriliyor:

“İnkâr eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayanlar ce­hennemlik olanlardır. Onlar orada temelli kalacaklardır.” Bakara sûresi, 39.

“Doğrusu münafıklar cehennemin en alt tabakasmdadırlar. On­lara yardımcı bulamayacaksın.” Nisa sûresi

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuyorlar ki orucunu

Kusmak orucu bozar mı?02 Ağustos 2011

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuyorlar ki:

“Kim kendiliğinden kusacak olursa, üzerine kaza gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa orucunu kaza etsin.”
(Ebu Dâvud, Savm: 32; Tirmizî, Savm: 25; İbni Mâce, Savm: 16)

Eğer ağız dolusu kusulmuş kendi isteği ile kusulmuş, istemeden kusulmuş olarak ikiye ayrılır. Hastalık sebebi ile ağız dolusu kusulmuş ve kendiliğinden geri giderse oruç bozulmaz.

Kendi zorlaması ile gelen kusma, kendi isteği ile bir kısmı dahi olsa içeri giderse, bu kişinin orucu bozulmuş olur. Bir şeyler yiyip içerse bundan sadece kaza gerekir

Hata sebebi ile oruç bozulursa, bir şey yiyip içmeden iftara kadar beklemelidir. İstemeyerek kusmak ağız dolusu bile olsa orucu bozmaz.