PKK Tunceli’de karakola saldırdı

Yazan: firtina 17 Kasım 2011 Perşembe  
Kategori: sohbet kuralları, türkiye

Güvenlik güçlerinin karşılık vermesiyle kaçan PKK’lıların kaçış noktalarına Kobra helikopterler yoğun ateş altına aldı.

Nazimiye’ye 15 kilometre mesafede bulunan Dereova Köyü Jandarma Karakolu’na bir grup PKK’lı terörist tarafından bugün saat 16.00 sıralarında uzun namlulu silahlarla saldırıda bulundu.

Ormanlık alan içine gizlenen PKK’lılar karakol binası ve etrafındaki nöbetçi noktalarına ateş açtı.

ORMANLIK ALANA KAÇTILAR
Karakoldaki askerlerin anında karşılık verip ağır silahlarla ateş açması sonucu yoğun ateş altında kalan PKK’lılar ormanlık alana doğru kaçtı.

OPERASYON BAŞLADI
Ölen ya da yaralananın olmadığı saldırıda kaçan PKK’lıların etkisiz hale getirilmesi için hava destekli operasyon başlatıldı. Bölgeye Sikorsky helikopterlerle özel eğitimli komandolar indirilirken, 2 Kobra helikopter PKK’lıların bulunduğu alanlar ve kaçış yollarını yoğun ateş altına aldı. Bölgede operasyonların Büyükyurt, Ramazan, Doğantaş köylerinin dağlık alanlarında sürdüğü belirtildi

Galatasaray Medical Park 61-69 Anadolu Efes

Yazan: firtina 14 Kasım 2011 Pazartesi  
Kategori: flas haber, türkiye

Beko Basketbol Ligi’nin 5. haftasında Anadolu Efes deplasmanda Galatasaray Medical Park’ı 69-61′lik skorla yendi. Bu sonuçla beraber lacivert beyazlı ekip galibiyet serisine devam ederken, Cimbom ilk yenilgisini aldı.Ligin 5. haftasında merakla beklenen derbi kıran kırana geçti. Mücadeleye çok iyi başlayan Anadolu Efes ilk periyodu 23-19, ikinci periyodu 37-32,üçüncü periyodu 56-50 önde geçti. Lacivert beyazlı ekip maçı ise 69-61′lik skorla kazandı.

Bu sonucun ardından Anadolu Efes, Galatasaray Medical Park’a ligdeki ilk mağlubiyetinin tattırırken Beşiktaş Milangaz ile birlikte namağlup takım olma unvanını sürdürdü.

Karşılaşmanın en skorer ismi 14 sayıyla Anadolu Efes oyuncusu Stanko Barac olurken G.Saray Medical Park’ta ise Mert Shumpert attığı 13 sayı ile takımın en çok skorer ismi oldu.

Notlar

Galatasaray Medical Park’ın 8′i hücumdan olmak üzere 30 ribaunduna Anadolu Efes, 4′ü hücumdan toplam 29 ribaundla karşılık verdi. Anadolu Efes’ten Ersan İlyasova 7 ribaundla bu alanda öne çıkan isim oldu. Galatasaray Medical Park 16 üç sayılık atıştan 5′ini, Anadolu Efes 22 üç sayılık atıştan 8′ini sayıya çevirdi.

Maça yoğun ilgi gösteren sarı-kırmızılı taraftarlar Abdi İpekçi Spor Salonu’nu tamamen doldurdu. Anadolu Efes’in az sayıdaki taraftarı da kendilerine ayrılan bölümde takımlarını destekledi.

Karşılaşmanın başında taraftarlar, Galatasaray Medical Park’tan sezon başında Anadolu Efes’e transfer olan Ermal Kurtoğlu’na tepki gösterdi.

Maçın bitimine 2 dakika kala hakem kararlarına tepki gösteren taraftarlar sahaya yabancı madde attı. Galatasaray Medical Park antrenörü Oktay Mahmuti, taraftarlardan sakin olmalarını isterken, salonda uyarı anonsu yapıldı

İZMİRİN MEŞHUR YEMEKLERİ VE TARİFLERİ

Yazan: firtina 13 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: türkiye

İZMİRİN MEŞHUR YEMEKLERİ VE TARİFLERİ

İZMİR KUMRUSU MEŞHUR İZMİR LOKMA TATLISI MEŞHUR İZMİR BOYOZU

İZMİR KÖFTESİ İZMİR TERE ÇORBASI TİRE KÖFTE

İZMİR PİLAVI PATLICAN SİLKME SÜTLÜ GÖZLEME

YEMEK TARİFLERİ-İZMİR YEMEKLERİ VE İZMİR

İzmir’in Yemekleri

Gastronomi uzmanlarına göre, dünyanın en zengin mutfakları; Türk, Fransız ve Çin mutfaklarıdır.Türk mutfağının çeşit açısından böyle zengin olmasının ve lezzet açısından da böyle beğeni toplamasının başlıca nedeni, yiyecek ve içecek yapımında kullanılan hammadde kaynaklarımızın çokluğundandır.Bu imkan, milli değerlerimizin ve tarihimizin eski ve köklü bir uygarlığa sahip olması son derece güzel bir şekilde değerlendirilmiş ve geliştirilmiştir.
İzmir ve yöresinin yemekleri de çeşit açısından son derece zengindir.Başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz.

TARHANA ÇORBASI
Yaz mevsiminin sonuna doğru un, yoğurt, bol domates, kırmızı biber, İzmir ‘ e özgü yabani otlar önce kazanlarda pişirilir, daha sonra ekşimeye bırakılır, kurutulur, el ile ovularak, un haline getirilen tarhanalar, iyice kurutulup, kışa saklanır.Soğuk kış günlerinde et suyu ile pişirilip, kızarmış ekmekle sıcak sıcak servis yapılır.Tarhana çok lezzetli, besin değeri yüksek yöresel bir çorbadır.

KEŞKEK
Özellikle düğün ve bayram yemeği olarak bilinir.Taş dibeklerde döğülerek kabuğu çıkarılmış yumuşak buğdayın, koyun etiyle büyük kazanlarda ve bol odun ateşinde iyice pişirilmesiyle oluşan keşkek, düğünlerde misafirlere ikram edilir.Kalaylı bakır sahanlarda ikram edilen keşkeğin üstüne salçalı ve kırmızı biberli tereyağı dökmekte adettir.

ZERDE
Keşkek gibi özel günlerin yemeğidir.Tatlı olarak sofraya en son getirilir.Nişasta, pirinç ve şekerden yapılıp, üzerine tarçın ilave edilir.

SURA
Özellikle Kurban Bayramından sonra yapılan bir yemektir.Kurban etinin kaburga kemiklerinin bulunduğu bölüm kesilerek, büyük et parçası çıkarılır.Kaburga kemikleriyle et kısmının arası tuz ve baharatla oğulduktan sonra, iç pilavla doldurulur. Doldurulan kısmın etrafı pişerken pirinçler dağılıp dökülmesin diye yorgan iğnesiyle dikilir.Kuzu tenceresi denilen büyük bakır tencerede pişirilir.Daha sonra bir tepsiye alınarak, üzeri salçala tereyağ ile yağlandıktan sonra, fırına sürülür.Pembeleşinceye kadar kızartılır.Sıcak olarak servis yapılır.

İZMİR KÖFTESİ
Et iyice döğüldükten sonra soğan suyu, tuz , karabiber ve diğer baharatlar, ekmek içi ve yumurta ile yoğrulur.Köfte şekil verilerek, yağda kızartılır.Üzerine domates konularak pişirilir.Sıcak servis yapılır.

PAPAZ YAHNİSİ
Dana eti doğranarak toprak bir tencereye konur.İçine soğan, sekiz-on tane bütün sarmısak, tuz, biber, kimyon ve sirke ilave edilir.Hiç su konulmadan tencerenin kapağı buhar çıkmayacak şekilde sıkıca kapatılarak, pişirilir.

MÜCMERİ
Kıyma ve soğan yoğrulur.Haşlanmış pirinç ile karıştırılıp, ovulur.Macun haline gelince yumurta, maydonoz ve tuz ilave edilir.Üstü örtülüp bir süre dinlendirildikten sonra, yağda kızartılır.

PİRİNÇLİ DOMATES ÇORBA
Domates rendelenir, tereyağında biraz pişirilir.Birkaç domatese bir çorba kaşığı tereyağ yeterlidir.Et suyunu koyup, kaynattıktan sonra, içine biraz tuz atıp, pirinç salınır.Fındık büyüklüğündeki köfteler, tepsiye serpilen una bulanır, daha sonra kaynayan pirinç suyunun içine salınır ve pişirilir.

KOL BÖREĞİ
Alt üst böreği hamuru ile olur.İstenildiği kadar beze tutulur.Açılır ikiye katlanır, peynirli veya kıymalı iç konur.İzmir ‘ de genellikle ıspanaklı yapılır.Ispanak kavrulursa ağır olur.Temiz yıkanıp, doğranan ıspanaklara ince doğranan bir soğan, tuz, karabiber karıştırılıp, böreğin içine katılır, rulo şeklinde sarılır.Sonra tepsiye sıralanıp, kesilir.Üzerine bol zeytinyağı sürülüp, fırına verilir.Pişince üzerine tepsi kapatılır.

GERDAN TATLISI
Kurban Bayramlarında özellikle kurban etinden yapılan baharatlı bir et tatlısıdır.Kurbanın boyun kısmı önce çok az bir tuzla haşlanır.Sonra pişmiş et lifleri didiklenerek, kemiklerden ayrılır.Üzerine et suyu, şeker, tarçın, karanfil gibi baharatlar atılarak, ağdalı bir hal alıncaya kadar pişirilir.Pişmeden biraz önce içine kayısı ve kara erik kurusu ile kavrulmuş badem veya çam fıstığı ilave edilir, yemek üzerine sıcak olarak yenir.

RADİKA SALATASI
Yabani bir ot olan radika, İzmir ve çevresinde şifalı bir yiyecek olarak kabul edilmektedir.Pek çok çeşitleri olan bu ot cinsinin, temizce yıkanmış, bol su ile haşlanmış, üzerine bol limon ve zeytinyağı ilave edilmiş salatası servis yapılır.

ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE
Ince doğranmış bir adet kuru soğan yarım su bardağı kadar zeytinyağında biraz öldürülür, üzerine ayıklanmış doğranmış taze fasulyeler ilave edilir, biraz kavrulur, üzerine bolca rendelenmiş domates, tuz, biraz şeker ilave edilir.Daha sonra yeteri kadar sıcak su ilave edilip, kısık ateşte pişirilir.Tencerede soğutulup, servis yapılır.

TELKADAYIF
Türkiye ‘ nin hemen her yöresinde çok lezzetli yapılan besin değeri çok yüksek olan telkadayıf İzmir ‘ de de çok sevilen tatlıların başında gelir.Eritilmiş margarin ve tereyağı karışımı telkadayıflara iyice yedirilir.Yağlanmış tepsiye serilir, üzerine bolca dövülmüş ceviz dökülür, tekrar yağlanmış kadayıf serpilip, bastırılır.Orta hararetli fırında pembe renkli pişirilir.Biraz ılıyınca üzerine soğuk şurup dökülür.Arzu edilirse, üzerine bir parça kaymak koyup, servis yapılır.

KAYMAKLI DONDURMA
Yazları çok sıcak olan İzmir ‘ de güneş körfezde batarken, dondurma yemek bir alışkanlıktır.İzmir ‘ in kaymaklı dondurması nefis lezzetiyle hem serinlik hem de sıcak nedeniyle gün boyunca vücudun harcadığı enerjiyi geri verir.Süt, şeker, ve salep bir tencerede pişirilip, kavrularak, soğutulur.Buzdolabının buzluğunda ve ara sıra karıştırarak, iyice donması sağlanır, fıstıklarla süslenerek, servis

İzmir mutfağı denince önce deniz ürünleri geliyor

Yazan: firtina 13 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: türkiye

İzmir mutfağı denince önce deniz ürünleri geliyor akla. Sonra çeşit çeşit otlar. Halis zeytinyağı. Anadolu bir ot cennetidir adeta. Hemen her ile özgü değişik otlarla karşılaşırsınız gezdiğinizde. Ancak, Ege Bölgesi kadar zenginlik göstermez hiçbiri de. Sarmaşık, ebegümeci, ısırgan, cibez, stifno, turpotu, ısırgan, kenger, hindibağ, şevket-i bostan, gelincik, labada, kuşotu, sinirotu, helvacık, radika, denizbörülcesi, kuşkonmaz, arapsaçı, su teresi İzmir ve kıyı Ege’de en çok tüketilen otlar arasında. Yemeklerin sırrına gelince; otlar mümkün olduğunca az haşlanıp yeşil kalmalı, limon suyu ve sızma asidi 0.5′ten az olan bir zeytinyağı ile tatlandırılmalı. İzmir mutfağında neredeyse iki bin beş yüz yıldır zeytinyağı kullanılıyor. Bunun en önemli kanıtı, Urla’daki Klazomenai İyon antik kentinde bulunan ve dünyadaki zeytinyağı fabrikalarının en eski örneği olan ‘Zeytinyağı İşliği’. İzmir’in akciğeri olarak bilinen bu güzel ilçe zeytinliklerle bezelidir.

Giritlilerden İzmir mutfağına giren epeyce yemek var: Kabak, börülce, semizotu, radika ve arapsaçı ile yapılan kipohorta (zeytinyağlı bir yemek); gelincik otu, ısırgan ve tere ile yapılan gelincik böreği, kuzu etli şevket-i bostan, trança çorbası, dalgan (ısırgan) salatası, Girit pilavı, mantarlı karides güveç, kabak pabucaki, kalamar dolma, zeytinyağlı turpotu ve midyeli pilav. Boşnaklar, Arnavutlar, Levanten ve Yahudilerin de önemli katkıları olmuş yöre mutfağına. Selanikliler İzmir’de özellikle paça-çorba kültürünü yaygınlaştırmış.

İşte Meşhur İzmir Yemekleri ve Tarifleri

BOYOZ
Boyoz, İzmir’e özgü ve İzmir damak tadı ile özdeşleşmiş, Türkiye’nin başka yerlerinde, çoğu kez, ya sadece ismi bilinen ya da ismi bile bilinmeyen,yağlı un da denen özgün bir hamurişidir. Başka yerde bulunmadığı veya hakikisi yapılmadığı için, boyozun gurbetteki İzmirliler için özel bir anlamı vardır.

Boyozu İzmir mutfağında 1492 sonrasında İspanya’dan kovularak İzmir’e yerleşen Sefarad Yahudi toplumunun kazandırdığı konusunda bütün kaynaklar hemfikirdir. Yine İspanyol kültürünün uzantıları olan Arjantin, Şili, Peru, Meksika gibi ülkelerde de, özellikle Sefarad kökenli nüfus grupları arasında ve özellikle peynirli ve ıspanaklı türleri sıklıkla hazırlanmakla ve beğeni ile tüketilmektedir.

Boyozun ilk çıkışını atık hamur malzemesinin değerlendirilmesine bağlayan kaynaklar bulunmaktadır. Boyoz ismi de, neredeyse kesin surette, İspanyolca “bollos” (bohça) kelimesinden türemiştir. İzmir dışında hiçbir şehirde ticari olarak piyasaya sunulmadığından İzmir’in böreği olmuştur. Rivayete göre, İzmir’de boyozun en iyisini Boyozcu Avram Usta yapmış, o öldükten sonra İzmir’de boyozlar “Avram Usta’nın boyozu” adı altında satılmıştır. Avram Usta’nın devrettiği geleneği günümüzde Alsancak Dostlar Fırını’nın sahibi Halim Usta ve başka ustalar yaşatmaktadır.

Halim Usta’nın tarifine göre, öncelikle hamur yoğrulup top şeklinde 2-3 saat tavada dinlendirilir. Daha sonra elle tabak genişliğinde açılıp bir süre daha dinlendirilen hamur, daha sonra yine elle sallanır ve tekrar açılır ve rulo yapılıp 1-2 saat daha dinlendirilir. Kulak memesi kıvamında kopma noktasına geldiğinde tavalara sıralanır ve küçük toplar halinde kesilerek yarım saat ile bir saat arasında nebati yağ içinde bekletilir. Çok yüksek ateşte tepsi ile fırınlanmadan önce kat kat, ipince açılmış olan milföy yufkanın arasına içlik malzemesi (peynir, ıspanak vs.) de konulabilirse de, hakiki boyoz sade olur. Hamurun özelliği un, çiçek yağı ve tahin karışımı ve tuzlu olmasıdır.

KUMRU
Karıştırma kabının içine unu alın. mayayı,tuzu ve tozşekeri ekleyip karıştırın. daha sonra sütü, sıvıyağı ve alabildiği kadar suyu ekleyip yumuşak kıvamda bir hamur hazırlayın. hamurlara kumru şekli verip üzerine su sürerek susama bolca bulayın. bu şekilde 40 derecelik fırında 10 dakika mayalandırın. daha sonra çıkartıp 180 derecelik fırına koyarak pişirin. ilk sıcaklığı çıktıktan sonra üzerini kesin. ızgarada pişirdiğiniz sucuk ve salamları biberleri içine yerleştirin. kaşar peyniri dilimleri ve domates dilimleri ile zenginleştirebilirsiniz. yemeye doyulmaz sandviçler.

REVANİ
İzmirlilerin çok sevdiği hafif bir tatlıdır. Temel olarak yoğurt ve irmikten yapılır işte tarifi: 3 yumurta 5 fincan şeker 7 fincan un 1 bardak yoğurt bir su bardağı irmik 1 kabartma tozu 1 çay kaşığı kabartma tozu şerbeti için 1kg şekerden kalanına üstünü örtecek kadar su yarım limon fırını ısıtıp yumurta şeker yoğurt irmiği sırayla karıştırın kabartma tozunu ve karbonatı ekleyin orta boy tepsiye dökün fırında üstü kızarıncaya kadar pişirin çıkarınca dilimleyin ılık şerbeti yavaş yavaş üstüne dökün.

ŞEVKETİ BOSTAN
1 kg şevketi bostan 0.5 kg yağlı kuzu eti soğan yağ tuz yumurta limon ege pazarlarında bulunan bu sebze çok faydalıdır yağda soğanı eti kavurup şevketibostanları içine atın kavrulunca 1 çay bardağı su ilave edip suyunu çakinceye kadar ateşte bırakın suyunu çekince terbiyesini yavaş yavaş dökün.

LOKMA
İzmir’in lokması ünlüdür. Mayalı hamurun kızgın yağa atılıp, çıkarıldığında üzerine şekerli şurup dökülen bu tatlıyı iyi yapan yerlerin önünde kuyruklar oluşur. Hazırlanışı: Karıştırma kabına 2 su bardağı unu alın. Üzerine toz şekeri alın. Başka bir yerde yaş mayayı,su ile eritin. Unun ortasını havuz şeklinde açın.Ortasına eritilmiş mayayı,sütü alıp karıştırın. Daha sonra eritilmiş tereyağını ve kar haline getirilmiş yumurta akını da ekleyerek yumuşak bir hamur elde edin.Tavaya sıvıyağı alın. hamurdan kaşık yardımıyla alıp kızartın. Şerbeti için ise 4 su bardağı toz şeker ile 2.5 su bardağı suyu kaynatın ve soğutun. Lokmaları soğumuş şerbetin içine atıp birkaç dakika karıştırdıktan sonra servis tabağına alarak sıcak olarak servis edin.

TARHANA ÇORBASI
Yaz mevsiminin sonuna doğru un, yoğurt, bol domates, kırmızı biber, İzmir ‘ e özgü yabani otlar önce kazanlarda pişirilir, daha sonra ekşimeye bırakılır, kurutulur, el ile ovularak, un haline getirilen tarhanalar, iyice kurutulup, kışa saklanır.Soğuk kış günlerinde et suyu ile pişirilip, kızarmış ekmekle sıcak sıcak servis yapılır.Tarhana çok lezzetli, besin değeri yüksek yöresel bir çorbadır.

KEŞKEK
Özellikle düğün ve bayram yemeği olarak bilinir.Taş dibeklerde döğülerek kabuğu çıkarılmış yumuşak buğdayın, koyun etiyle büyük kazanlarda ve bol odun ateşinde iyice pişirilmesiyle oluşan keşkek, düğünlerde misafirlere ikram edilir.Kalaylı bakır sahanlarda ikram edilen keşkeğin üstüne salçalı ve kırmızı biberli tereyağı dökmekte adettir.

ZEYTİNYAĞLI RADİKA (4 kişilik)
Malzemesi: 1 kg radika 1 kâse süzme yoğurt Tuz
Sos malzemesi: 1 çay bardağı zeytinyağı 1 limon suyu 3-4 diş sarmısak Tuz
Hazırlanışı: Radikayı temizleyip iyice yıkayın ve süzün. Kaynayan tuzlu suya kaynamayı gidermeyecek şekilde azar azar atın. 5-6 dakika haşlayıp kevgirle servis tabağına alın. Haşlama suyundan üzerine biraz gezdirin. Ilınınca zeytinyağı, limon suyu, tuz ve ezilmiş sarmısakla hazırladığınız sosu üzerine gezdirin. 5 dakika bekletip yoğurtla birlikte servis yapın.

SÜTLÜ BALIK (4 kişilik)
Malzemesi: 1 kg lagos fileto 10 adet mantar 15 adet ayıklanmış midye 50 g kaşarpeyniri 40 g tereyağı 1 defne yaprağı, 2 dal dereotu, tuz Beşamel
sos malzemesi: 2.5 su bardağı sıcak süt 2 çorba kaşığı un 2 yumurta sarısı 40 g tereyağı, tuz

Hazırlanışı: Balık etini yıkayıp bir kaba alın. Üzerini kapatacak kadar su, tuz ve defne yaprağı ekleyip haşlayın. Beşamel sos için tereyağını bir tavada hafif kızdırın. Unu ilave edip fazla kararmayacak şekilde karıştırarak kavurun. Yumurta sarılarını çırpın. Sıcak sütle birlikte una ilave edip hızlıca karıştırın. Tuz serpip yine karıştırın. Haşlanmış balık etini fırın tepsisine alın. Üzerini beşamel sosla kaplayın. Kaşarpeynirini rendeleyip üzerine yayın. Mantarları temizleyip dilimleyin. Midye ve mantarları ekleyip tereyağını küçük parçalar halinde serpiştirin. Sıcak fırında pişirin. Dereotu yapraklarıyla süsleyip servis yapın.

KABAK PABUCAKİ (4 kişilik)
Malzemesi: 1 kg kabak 150 g kaşarpeyniri 200 g beyazpeynir 1 yumurta sarısı Yarım demet maydanoz Yarım demet dereotu 4-5 dal taze nane 1 havuç 1 tatlı kaşığı un 1 tatlı kaşığı tereyağı, tuz Beşamel
sos malzemesi: 2.5 su bardağı sıcak süt 2 çorba kaşığı un 1 yumurta sarısı 40 g tereyağı, tuz

Hazırlanışı: Kabakları uzunlamasına ikiye kesin. Kaynar suda hafif haşlayıp soğuk suya alın. Süzüp çekirdekli kısımlarını kabak oyacağıyla temizleyin ve fırın tepsisine dizin. Beyazpeyniri çatalla ezin. Kaşarpeynirini rendeleyin. Kaşarpeynirin birazını ayırıp kalan kaşar, beyazpeynir, bir yumurta sarısı; kıyılmış maydanoz, dereotu ve naneyi bir kapta harmanlayın. Karışımı kabakların ortasına paylaştırın. Beşamel sos için tereyağını bir tavada hafif kızdırın. Unu ilave edip fazla kararmayacak şekilde karıştırarak kavurun. Yumurta sarısını çırpın. Sıcak sütle birlikte una ilave edip hızlıca karıştırın. Tuz serpip tekrar karıştırın. Sosu kabakların üstüne paylaştırıp rendelenmiş kaşarpeynirini serpin.
Kabakların yarısına gelecek şekilde su ekleyin. Kızgın fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin. Havucu temizleyip rendeleyin. Tereyağını hafif kızdırıp unla birlikte soteleyin. Kabakları servis tabağına alın. Sotelenmiş havuç ve kıyılmış dereotu ile servis yapın.

SAKIZLI UN KURABİYESİ 4-6 kişilik
Malzemesi: Aldığı kadar un (Yaklaşık 500 g) 2 su bardağı zeytinyağı 2 su bardağı pudraşekeri 1 tatlı kaşığı karbonat 1 paket damlasakızı, tane karanfil

Hazırlanışı: Damlasakızını havanda ezin. Zeytinyağı ve pudraşekerini tahta kaşıkla bir kapta iyice karıştırın. Una karbonatı ekleyip harmanlayın. Sakızla birlikte karışıma ekleyip yoğurun. Hamurdan parçalar koparıp elinizle yuvarlayın. Üzerlerine hafif bastırıp yağlanmış fırın tepsisine dizin. Her birinin üstüne karanfil tanesi yerleştirin. Önceden ısıtılmış, 170 dereceye ayarlı fırında hafif pembeleşinceye kadar pişirin. Kurabiyeleri servis tabağına alın. Pudraşekeri serpip ılık olarak servis yapın.

ZERDE
Keşkek gibi özel günlerin yemeğidir.Tatlı olarak sofraya en son getirilir.Nişasta, pirinç ve şekerden yapılıp, üzerine tarçın ilave edilir.

SURA
Özellikle Kurban Bayramından sonra yapılan bir yemektir.Kurban etinin kaburga kemiklerinin bulunduğu bölüm kesilerek, büyük et parçası çıkarılır.Kaburga kemikleriyle et kısmının arası tuz ve baharatla oğulduktan sonra, iç pilavla doldurulur. Doldurulan kısmın etrafı pişerken pirinçler dağılıp dökülmesin diye yorgan iğnesiyle dikilir.Kuzu tenceresi denilen büyük bakır tencerede pişirilir.Daha sonra bir tepsiye alınarak, üzeri salçala tereyağ ile yağlandıktan sonra, fırına sürülür.Pembeleşinceye kadar kızartılır.Sıcak olarak servis yapılır.

İZMİR KÖFTESİ
Et iyice döğüldükten sonra soğan suyu, tuz , karabiber ve diğer baharatlar, ekmek içi ve yumurta ile yoğrulur.Köfte şekil verilerek, yağda kızartılır.Üzerine domates konularak pişirilir.Sıcak servis yapılır.

PAPAZ YAHNİSİ
Dana eti doğranarak toprak bir tencereye konur.İçine soğan, sekiz-on tane bütün sarmısak, tuz, biber, kimyon ve sirke ilave edilir.Hiç su konulmadan tencerenin kapağı buhar çıkmayacak şekilde sıkıca kapatılarak, pişirilir.

PİRİNÇLİ DOMATES ÇORBA
Domates rendelenir, tereyağında biraz pişirilir.Birkaç domatese bir çorba kaşığı tereyağ yeterlidir.Et suyunu koyup, kaynattıktan sonra, içine biraz tuz atıp, pirinç salınır.Fındık büyüklüğündeki köfteler, tepsiye serpilen una bulanır, daha sonra kaynayan pirinç suyunun içine salınır ve pişirilir.

KOL BÖREĞİ
Alt üst böreği hamuru ile olur.İstenildiği kadar beze tutulur.Açılır ikiye katlanır, peynirli veya kıymalı iç konur.İzmir ‘ de genellikle ıspanaklı yapılır.Ispanak kavrulursa ağır olur.Temiz yıkanıp, doğranan ıspanaklara ince doğranan bir soğan, tuz, karabiber karıştırılıp, böreğin içine katılır, rulo şeklinde sarılır.Sonra tepsiye sıralanıp, kesilir.Üzerine bol zeytinyağı sürülüp, fırına verilir.Pişince üzerine tepsi kapatılır.

GERDAN TATLISI
Kurban Bayramlarında özellikle kurban etinden yapılan baharatlı bir et tatlısıdır.Kurbanın boyun kısmı önce çok az bir tuzla haşlanır.Sonra pişmiş et lifleri didiklenerek, kemiklerden ayrılır.Üzerine et suyu, şeker, tarçın, karanfil gibi baharatlar atılarak, ağdalı bir hal alıncaya kadar pişirilir.Pişmeden biraz önce içine kayısı ve kara erik kurusu ile kavrulmuş badem veya çam fıstığı ilave edilir, yemek üzerine sıcak olarak yenir.

ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE
Ince doğranmış bir adet kuru soğan yarım su bardağı kadar zeytinyağında biraz öldürülür, üzerine ayıklanmış doğranmış taze fasulyeler ilave edilir, biraz kavrulur, üzerine bolca rendelenmiş domates, tuz, biraz şeker ilave edilir.Daha sonra yeteri kadar sıcak su ilave edilip, kısık ateşte pişirilir.Tencerede soğutulup, servis yapılır.

TELKADAYIF
Türkiye’ nin hemen her yöresinde çok lezzetli yapılan besin değeri çok yüksek olan telkadayıf İzmir ‘ de de çok sevilen tatlıların başında gelir.Eritilmiş margarin ve tereyağı karışımı telkadayıflara iyice yedirilir.Yağlanmış tepsiye serilir, üzerine bolca dövülmüş ceviz dökülür, tekrar yağlanmış kadayıf serpilip, bastırılır.Orta hararetli fırında pembe renkli pişirilir.Biraz ılıyınca üzerine soğuk şurup dökülür.Arzu edilirse, üzerine bir parça kaymak koyup, servis yapılır.

KAYMAKLI DONDURMA
Yazları çok sıcak olan İzmir ‘ de güneş körfezde batarken, dondurma yemek bir alışkanlıktır.İzmir ‘ in kaymaklı dondurması nefis lezzetiyle hem serinlik hem de sıcak nedeniyle gün boyunca vücudun harcadığı enerjiyi geri verir.Süt, şeker, ve salep bir tencerede pişirilip, kavrularak, soğutulur.Buzdolabının buzluğunda ve ara sıra karıştırarak, iyice donması sağlanır, fıstıklarla süslenerek, servis yapılır

İzmir ili, Anadolu Yarımadası’nın batısında

Yazan: firtina 13 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: türkiye

KONUMU

İzmir ili, Anadolu Yarımadası’nın batısında, Ege kıyılarımızın tam ortasında yer alır. Kuzeyden Balıkesir, doğudan Manisa, güneyden Aydın illeri ile çevrilmiştir.

İl toprakları, 37o 45′ ve 39o 15′ kuzey enlemleri ile 26o 15′ ve 28o 20′ doğu boylamları arasında kalır.

İlin kuzey-güney doğrultusundaki uzunluğu yaklaşık olarak 200 km, doğu-batı doğrultusundaki genişliği ise 180 km’dir. Yüzölçümü 12.012 km2.dir.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

İzmir ilinin yeryüzü şekilleri, yakın jeolojik geçmişin bir sonucudur. Doğu batı doğrultusunda uzanan sıradağlar arasında yer alan çöküntü ovaları ve akarsu ağızlarındaki birikinti ovaları, yeryüzü şekillerinin ana hatlarını meydana getirirler.

İlin en kuzeyinde Madra Dağları bulunur. 1250 metreyi aşan yüksekliğe sahip olan bu dağlar, kuzeyindeki Burhaniye-Havran Ovaları ile güneyindeki Bergama Ovası arasında önemli bir yükselti meydana getirirler. Güneybatıya, Altınova ve Dikili’ye doğru uzanan kolları kıyı yakınlarına kadar ulaşır ve burada alçalarak kıyı düzlüklerine karışır. Madra Dağları’nın güneybatı ucu, Bergama batısında Geyiklidağ adı ile anılır. Burada yükseklik 1061 m.ye ulaşır. Madra Dağları üzerinde bazı yerler 500-700 m. yüksekliğinde hafif dalgalı düzlükler halindedir. Buralara yayla adı verilir. Fıstık çamı ormanları ile kaplı Kozak Yaylası bunların en bilinenidir. Madra Dağları’nın güneyinde Bakırçay Ovası yer alır. Ova, genel olarak, Soma yakınlarından Çandarlı Körfezi’ne kadar kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanır. Uzunluğu 60 km. kadardır. Bakırçay ve kollarının getirdiği alüvyonlarla örtülü olan ovanın en fazla genişlediği yer Kınık’ın kuzeyinde bulunur.

Bakırçay Ovası’nın güneyinde Yunt Dağları yer alır. Bunlar, doğudaki Sultan Dağları ile birleşirler. Akarsu vadileri ile çok parçalanmışlardır. Yunt Dağı, Dumanlı Dağı, bunlarla birleşmiş durumda olan Sultan Dağı ve Çamlıdağ, Bakırçay Ovası’nın güneyinde kesintisiz dağlık bir alan meydana getirir. Dumanlı Dağ’ın en yüksek noktası 1098 m. dir.

Dumanlı Dağ’ın güneyinde, içine Gediz Nehri’nin yerleşmiş olduğu çöküntü alanı bulunur ve Dumanlı Dağ ile Yamanlar Dağı arasında 10 km. uzunluğunda dar bir boğaz meydana getirir. “Menemen Boğazı” adı verilen bu dik yamaçlı derin vadinin doğusunda Alaşehir’e, hatta Sarıgöl’e kadar Gediz Ovası uzanır. Bu ova, esas itibariyle Manisa ili sınırları içinde kalır. Menemen Boğazı, batıya doğru Emiralem’den itibaren genişler, alçalır, Gediz Deltası’na bitişir. Gediz Nehri, döküldüğü yerde geniş bir delta meydana getirmiştir. Delta düzlüğünün kuzey-güney doğrultusundaki uzunluğu yaklaşık olarak 20 km. kadardır. Menemen Ovası ve Gediz Delta Ovası adı verilen bu düzlük, ülkemizin en verimli ovalarından birini teşkil eder.

Yamanlar Dağı genç bir volkan konisidir. Fazla aşınmamıştır. Yamanlar Dağı üzerinde, tektonik kökenli bir kayma sonucunda oluşan çukurluğa Karagöl yerleşmiştir. Yamanlar ve Manisa Dağları’nın meydana getirdiği yüksekliğin güneyinde bir çöküntü alanı vardır. Bu çöküntü çukurunun batı kısmı deniz tarafından kaplanmış ve İzmir Körfezi meydana gelmiştir. Körfezin doğusunda, etraftaki yamaçlardan inen akarsuların getirdiği alüvyonların denizi doldurması ile oluşmuş Bornova Ovası, onun doğusunda Kemalpaşa Ovası bulunur. Bornova Ovası ile Kemalpaşa Ovası arasında yüksekliği 250 m. ye kadar çıkan Belkahve Geçidi yer alır.

İzmir Körfezi ve Kemalpaşa Ovası’nın kapladığı çöküntü çukurunun güneyinde, doğu-batı doğrultusunda uzanan yüksek ve dağlık bir alan ortaya çıkar. Bu dağlara genel olarak Bozdağlar adı verilir. Bozdağlar, doğuda Sarıgöl’ün güneyinden başlar ve Kemalpaşa güneydoğusundaki Karabel Geçidi’ne kadar uzanır. Bozdağlar en yüksek noktaya Birgi’nin kuzeyinde ulaşır. Burada yükseklik 2159 m. ye kadar çıkmaktadır. Bozdağlar, kuzeyindeki Gediz Ovası’na ve güneyindeki Küçükmenderes Ovası’na dik yamaçlarla iner. İzmir Körfezi’nin doğusunda yüksekliği 1500 m.ye kadar çıkan Kemalpaşa Dağları heybetli bir görünüm meydana getirir. İzmir kentinin batısında Çatalkaya (Kızıldağ) yükseltilerinde yamaçlar çok dik, vadiler derin ve dardır. Çatalkaya’dan batıya doğru yükseklikler gittikçe alçalır. Urla’dan Çeşme’ye kadar olan yerlerde 500 m.yi geçen tepelere az rastlanır.

Karaburun Yarımadası’nda bu sıradağlara dikey durumda olan ve kuzeyden güneye doğru uzanan dağlar bulunur. Bu dağların en yüksek olanı, Karaburun ilçe merkezinin güneyinde 1218 m.ye kadar çıkan Akdağ’dır.

Bozdağlar’ın güneyinde Küçükmenderes Ovası yer alır. Üzeri çok verimli alüvyon toprakları ile örtülmüştür. Küçükmenderes Ovası, doğuda hemen hemen Beydağ yerleşim alanından başlar, ortalama 10-15 km. genişlikte, Torbalı ve Selçuk’a kadar uzanır. Küçükmenderes Ovası’nın bazı yerlerine, yerleşme merkezlerinin ismi verilmiştir. (Ödemiş, Tire, Bayındır, Selçuk ovaları gibi).

İzmir ilinin güney sınırı üzerinde Aydın Dağları uzanır. Bunlar Bozdağlar kadar yüksek değildir. En yüksek yeri Cevizli Dağı’nda 1646 m.ye ulaşır. Aydın Dağları’nın Küçükmenderes Ovası’na bakan kuzey yamaçları çok diktir.

AKARSULAR

İzmir ili içinde Ege Bölgesi’nin önemli akarsularından olan Gediz’in aşağı çığırı ile Küçükmenderes ve Bakırçay akış gösterir. Diğerleri sel karakterli küçük akarsulardır.

Gediz Nehri, İçbatı Anadolu’da Murat Dağı’ndan doğar. Toplam uzunluğu 400 km.dir. İzmir sınırı içindeki Yamanlar Dağı’ndan doğan Kemalpaşa Çayı Gediz’in en önemli kollarından biridir. Gediz, Manisa Ovası’nın batısında İzmir il sınırına ulaşır, Yamanlar Dağı ile Dumanlı Dağ arasındaki Menemen Boğazı’ndan geçerek, Foça’nın güneyinde denize dökülür.

Gediz eskiden, Karşıyaka’nın hemen batısında denize dökülüyordu. Getirdiği alüvyonlarla deltasını devamlı ilerletiyor, İzmir Körfezi’ni kapatmaya doğru gidiyordu. Pelikan Burnu, karşı kıyıya çok yaklaşmış, Körfez’in derinliği çok azalmıştı. Ülkemizin en işlek limanı olan İzmir Limanı’nın karşılaştığı tehlikeyi yok etmek için 1886′da biraz kuzeyden akan bir derenin yatağından da faydalanarak, Menemen yakınlarında başlayıp batıya doğru giden ve Foça yakınlarında son bulan bir yatak açıldı. Bu andan itibaren Gediz açık denize dökülmeye başladı.

Küçükmenderes, Bozdağlar’dan doğar. Uzunluğu 124 km.dir. Kendi ismi ile anılan çok bereketli bir ovayı sulayarak, Selçuk ilçesinin batısında denize dökülür. Küçükmenderes de bol alüvyon getirdiği için, kıyı çizgisini devamlı olarak ilerletmiş, bu yüzden ilk çağların en önemli liman kentlerinden olan Efes, bugün denizden 5-6 km içeride kalmıştır.

Bakırçay, doğuda Ömerdağ, kuzeyde Madra, güneyde Yunt Dağı’ndan gelen kollardan oluşur, 128 km uzunluğundadır. Ege Havzası’nın bir parçası olan ve büyük bölümü İzmir il sınırları içerisinde yer alan Bakırçay Havzası’nın en önemli akarsuyudur. Çandarlı Körfezi’nde denize dökülür.

GÖLLER

İzmir’de yer alan önemli göller olarak Gölcük, Belevi Gölü, Çakalboğaz Gölleri ve Karagöl sayılabilir.

Gölcük, Ödemiş’in kuzeyinde Bozdağlar’ın en yüksek noktasının batısında bulunur. Dağ sıralarının genel doğrultusunda güneyden kuzeye doğru uzanan küçük bir çöküntü çukuru içine yerleşmiştir. Gölcük’ün oluşumunda etraftan gelen sellerin bıraktıkları alüvyon birikintisinin de rolü olmuştur. Derinliği, küçüklüğüne göre fazladır. Gölcük etrafından gelen sular ve özellikle dip kaynakları ile beslenir. Suları küçük bir dere ile kuzeye doğru akarak Gediz’e ulaşır. Gölcük”ün suları tatlıdır. Olağanüstü güzel görünümlüdür.

Belevi Gölü, Torbalı ile Selçuk arasında Küçükmenderes’in sol tarafında bulunmaktadır. Sığ bir göldür. Çakalboğaz Gölleri, Küçükmenderes’in Selçuk’tan 5-6 km. ilerilere kadar doldurduğu körfezde meydana gelmiş olan ovanın kuzey kenarında bulunurlar. Eski körfezin kalıntısıdırlar.

Karagöl, Yamanlar Dağı üzerindedir. Tektonik kökenli bir kayma sonucu oluşan çukurlukta şekillenmiştir. Etrafı çam ormanları ile kaplıdır. Son derece güzel bir görünüm sunar.

BİTKİ ÖRTÜSÜ

İzmir bitki örtüsü yönünden Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Akdeniz bitkilerinin her türü bulunmaktadır. Yüzyıllar boyu aşırı otlatma, yangın ve tarla açma nedenleriyle ormanların ortadan kalktığı yerlerde, maki florası kendini göstermektedir. Maki florasına ardıç, pırnal, kermes meşesi, yabani zeytin, çitlembik, sakız, akçakesme, tesbih, katırtırnağı, gibi kuraklığa dayanıklı ağaççıklar girer. Makilik alanlar, denizden 600 m. yüksekliğe kadar çıkmaktadır.

Dağlık kesimlerin büyük kısmı ormanlıktır. Ormanlar il içerisinde 431786 hektar bir alanı kaplar. Ormanların kapladığı alan, il arazisinin % 41′idir. Denizden 600 m. yüksekliğe kadar kızılçam, daha yukarılarda karaçam ormanları vardır. Bergama’nın Kozak, Cumaovası’nın Güner, Torbalı’nın Helvacı Köyü çevresinde doğal olarak yetişmiş fıstıkçamı ormanları bulunur. Toprağı elverişli, kuytu ve nemli dere yataklarında çınar, kestane, dişbudak, söğüt, kavak, akçaağaç, karaağaç ve kızılcık gibi yapraklı ağaçlar yayılış gösterir. Palamut meşesi de ilimiz ormanlarının karakteristik ağaçlarından birisidir.

İKLİM

Akdeniz iklim kuşağında kalan İzmir’de yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. Dağların denize dik uzanması ve ovaların İçbatı Anadolu eşiğine kadar sokulması, denizel etkilerin iç kesimlere kadar yayılmasına olanak vermektedir.

İzmir’de bazında yıllık ortalama sıcaklık, 16ºC (Bergama) ile 17ºC (Bayındır) arasında değişmektedir. İzmir’de ölçülen uç değerler göz önüne alındığında, sıcaklığın maksimum 45.1ºC (Torbalı) ile minimum -13ºC (Ödemiş) arasında değiştiği anlaşılır.

İzmir’de bağıl nem oranı sıcaklığın yüksek, bulutluluğun az olduğu yaz aylarında düşüktür. Buna karşılık nemli hava akımlarının etkisine girildiği yılın soğuk döneminde artış görülmektedir. Yıl içinde Mart ayından itibaren azalmaya başlayan değerler en düşük oranına Temmuz ayında ulaşmaktadır. Bu ayda aylık ortalama bağıl nem Bergama’da %52, İzmir kent merkezinde %50′dir. Kış mevsiminde ise aylık ortalama %70 civarındadır.

İzmir’de iklim elemanları içinde en büyük değişkenliği yağış miktarı göstermektedir.Yıllık ortalama yağış miktarı 700 mm. olmasına karşın, genel atmosfer dolaşımında görülen değişmelere bağlı olarak bazı yıllarda yağış toplamı 1000 mm’ye yaklaşmakta, bazı yıllarda ise 300 mm civarına düşmektedir. Yıl içinde yağış miktarı ekim ayının ikinci yarısından itibaren artış göstermekte ve Mayıs ayına kadar devam etmektedir. Aylık ortalama yağış miktarının en yüksek olduğu aylar Aralık, Ocak, Şubat’tır. Ortalama yağış değerlerine göre, sadece Aralık ayında düşen yağışların yıllık toplama katkısı % 20 civarındadır. Yaz aylarında aylık yağış miktarının yıllık toplam içindeki payı ise, % 2 düzeyine düşmektedir.

İzmir ilinde en yüksek rüzgar hızları ve yönleri incelendiğinde, Güzelyalı istasyonunda, 41.2 m/sn ile güneydoğu yönüne, Seferihisar’da 32.1 m/sn ile güneydoğu, Ödemiş’te 26.7 m/sn ile kuzeydoğu, Bornova’da 25.0 m/sn ile kuzeydoğu ve Çiğli istasyonunda 31.8 m/sn ile kuzeydoğu yönüne ait olduğu görülür.

İzmir’in kültürel hazineleri

Yazan: firtina 13 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: türkiye

İzmir’in kültürel hazineleri
Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, ılıman iklimi, güzel doğası ve çevresin de bulunan tarihi merkezlerle her dönem önemini koruyan bir kent. İstanbul’dan sonra ikinci büyük limana sahip olan İzmir, Çeşme ve Foça gibi önemli turistik merkezlerin yanı sıra, antik çağların en ünlü kentleri arasında olan yer alan ve Roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biri haline gelen Efes’e de ev sahipliği yapıyor. İzmir’in M.Ö. 3000 yılında Erektid krallı Tantalos tarafından kurulduğu kurulduğu sanılıyor. Şehir, ilk adı olan Smyrna’yı bir Amazon Kraliçesi’nden almış. Hitit uygarlığının işlek ticaret yolları üzerinde yer alan kent, Türk hakimiyetine geçmeden önce sırasıyla Frig, İyon, Lidya, Pers, Roma ve Bizans uygarlıklarının egemenliğine girmiş.

Hisar Camii
Kemeraltı-Hisarönü meydanının ortasında 1592 yılında inşa edilen yapı, İzmir’in en büyük camisi. Tek katlı, anıtsal camilerden olan Hisar Camii, kesme taşlardan yapılmış. Yapının ortasındaki büyük kubbenin etrafında küçük kubbeler sıralanmış. Caminin içi Osmanlı sanatının güzel örneklerine ev sahipliği yapıyor.

İsa Bey Camii
Bir Selçuklu eseri olan cami, Ayasuluk tepesinde St. Jean Bazilikası’nın batı yamacına 1375 yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırılmış. Türk mimarisinde de ender görülen uygulamalardan biri olan İsabey Camii, Selçuklu camileri ile Osmanlı camileri arasında geçiş dönemi eseri kabul ediliyor.

İzmir Kilisesi
İzmir Kilisesi, İncil’de adı geçen yedi kilisenin ikincisi. 2. ve 3. yüzyılların kilisenin en etkin olduğu dönemler olduğu biliniyor. Bazı arkeolog ve Hıristiyan din yazarlarınca kilise kalıntılarının, Çeşmelik semtindeki

Birgi
Birgi, Ödemiş’e 9 km. uzaklıkta. Kent Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin seçkin örnekleri barındırıyor. Dünya Kültür Mirası listesine alınan Birgi’de, İmam-ı Birgivi Türbesi ve Medresesi, Darül Hadis Medresesi, Güdük Minare Mescidi, Ulu Camii ve Aydınoğulları Türbesi gibi önemli tarihi eserler bulunuyor.

Efes
Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Efes, M.Ö. 4 bine dek giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamış. Dor istilası üzerine Ege kıyılarına yerleşen İyonlar Efes’e yerleşmişler, daha sonra Lidya egemenliği döneminde şehirlerini geliştirmişler. İyon, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı uygarlıklarının izleri Efes ve Selçuk’ta bugüne kadar varlıklarını sürdürmüşler. Antik çağın en büyük ticaret merkezi olmasının yanı sıra Efes, Anadolu’nun eski ana tanrıça Kybele geleneğine dayalı Artemis kültürünün en büyük tapınağı olan Artemis tapınağına da sahip. Bu tapınak dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul ediliyor. Kalıntıların için de bir tiyatro, jimnastik salonu, hamam ve kütüphane mevcut. Antik çağın bu önemli kenti, yılda ortalama 1.5 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor. Efes Müzesi koleksiyonlarında halen 50.000 eser bulunuyor. Bu sayı her yıl sürdürülen arkeolojik kazılar sonucu her geçen gün artmakta.

Meryem Ana Kilisesi
Meryem Ana Kilisesi, Selçuk’u gören tepelerden biri olan Bülbül Dağı’nın doruğuna yakın. Meryem Ana, İsa’nın ölümünden sonra Aziz Yahya ile Efes’e gelmiş ve 101 yaşında ölene dek, ömrünün son yıllarını burada geçirmiş. Bu sebeple Hıristiyanların önemli bir hac merkezi. Şifalı olduğuna inanılan bir de kaynak suyuna sahip. Kutsal Bakire Meryem’in kaldığı bu ev, 1967 yılında Papa VI. Paul ve 1979 yılında Papa II. Jean Paul tarafından ziyaret edilmiş. Vatikan tarafından kutsal ilan edilen Meryem Ana Kilisesi, dünyanın dört bir yanından gelen Hıristiyanları ağırlıyor.

Çifte Kiliseler (Konsül Kilisesi)
Efes’te Bizans Hamamları’nın karşısında yer alan Çifte Kiliseler’in Hıristiyanlık dünyası için son derece özel bir önemi var. MÖ.431 ve 438 yıllarında konsüllerin toplandıkları kilise 26.5 x 29.5 metre boyutlarında. 2. yy.’da Roma döneminde bir bazilikaya dönüşen yapı, Meryem Ana’ya adanmış. Kilise dünyada Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birisi olması nedeniyle bugün bile büyük önem taşıyor. Bazilika’nın MS.4 yy.’da kiliseye dönüştürülmesi esnasında batı tarafına nefli bir yapı eklendiği ve batı girişinden sonra büyük bir Atriyum’un yer aldığı biliniyor. M.S. 7 yy.’da kilisenin apsisinden açılan bir kapı ile ikinci bir kilise inşa edilince kiliselerin adı ” Çifte Kiliseler ” olarak anılmaya başlanmış. Meryem Ana adına sunulan ilk kilise olması nedeniyle kilise ve çevresi dini bir merkez durumuna gelmiş.

Yedi Uyuyanlar
Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan Yedi Uyuyanlar, Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hıristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları mağara.

Gençler bir gece uykuya daldıklarında Dacius’un polisleri buraya gelerek mağaranın ağzını koca kayalarla kaplatmışlar. Aradan aylar, yıllar geçmesine rağmen bu 7 genç ve köpeği karanlığa aldırmadan uyumaya devam etmişler. Bir sabah keçilerini otlatan bir çoban kayayı yerinden oynatınca, mağaraya ışık sızmış ve gençler uyanmış. Kente giden gençler Hıristiyan inancın hakim olduğunu öğrenince, yıllarca uyudukları mağara ve çevresi kutsal yer ilan edilip, saygı görmüş. 5. yüzyıldan itibaren de Hıristiyan mezarlığı ve dini merkez halini almış.

St. Jean Bazilikası
Bizans İmparatoru Justinyen’in 6. yüzyılda St. Jean adına yaptırdığı bazilika, Ayasuluk tepesinde yer alıyor. St. Jean’ın mezarının doğu tarafında rahiplerin oturdukları kısımlar var. Bu yapılar kiliseden yarım daire biçiminde ayrılıyor. İmparator Justinyen ile karısı Theodora’nın monogramları, mezar alanının kuzeyinde aziz resimlerinden oluşan fresklerin bulunduğu kilisenin restore edilen sütun başlıkları üzerinde yer alıyor.

Bergama Kilisesi
İncil’de adı geçen yedi kiliseden kesin olarak yeri bilinen tek kilise olan Bergama Kilisesi, 313-500 yılları arasında Hıristiyan aleminde önemli bir yere sahipmiş. Bergamalılar tarafından “Kızıl Avlu” diye adlandırılan bazilikaya “Serapien” (Serapis adlı tanrı için yapıldığından) deniliyor.

Asansör
Nesim Levi tarafından Mithatpaşa’nın üst kısmına çıkmak isteyenlere kolaylık sağlaması için yaptırılan asansör, İzmir’in önemli yapılarından biri. 1930′lu yıllarda tiyatro sahnesi, sinema salonu, gazinosu ve fotoğrafçısı bulunan Asansör binası, 1992’de İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından günün şartlarına uygun bir şekilde restore edilerek kültür kompleksi halini aldı. Yolunuz düşerse hem asansöre binebilir, hem de üst kısımda hoş bir yemek yiyebilirsiniz.

Kemeraltı Çarşısı
Eskinin gizemli tonoz ve kubbeli dükkanlarıyla modern iş merkezleri, mağazalar, sinemalar ve cafelerin birarada yer aldığı Kemeraltı’da her türlü zevke ve keseye uygun çok sayıda seçenek bulunuyor. Çarşıda geleneksel Türk el sanatlarından seramikler, çini panolar, ahşap ürünleri, tombaklar, halı ve kilimler ve deri ürünlerinin her çeşidini bulmak mümkün.

Teleferik Tesisleri
Manzarasıyla gelenleri büyüleyen teleferik tesisleri spor ve doğa meraklıları için geniş olanaklar sunuyor. Tesislerde bulunan yamaç paraşütü ve özel tırmanma şeritleri sayesinde keyif ve heyecan dolu dakikalar yaşayabilirsiniz.

Kuş Cenneti
Kentin yanıbaşında koruma altına alınmış 8 bin hektarlık dev bir yaban hayat parkı. Adalar, sazlıklar, deltalar ve gözalabildiğine uzanan düzlüklerde 190′ı aşkın türde yüzlerce kuş barındırdığı için dünya çapında bir “kuş cenneti” sayılıyor.

Kadifekale
İzmir’in içinde, kente hakim bir tepedeki bu kale Helenistik, Roma ve Bizans izlerini taşıyor. Yüksekliği 20-25 metre olan duvarlarının uzunluğu eski dönemlerde 6 km.’yi buluyordu. Günümüzde çay bahçeleri ve olağanüstü kent manzaralarıyla ünlü bir gezinti yeri.

Çakırağa Konağı
Ege bölgesindeki ilk yapılışındaki mimari üslubu korunmuş ender konaklarından biri olan Çakırağa Konağı’nın 1761 tarihinde Şerif Aliağa tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor. 3 katlı, dış sofalı, çift köşk odalıdır. Alt kat duvarları taş örgü diğer duvarları ahşap çatı içine dolma teknikle inşaa edilmiş.

Taş döşemeli alt katta, hizmetli, nöbetçi, bekleme odaları ve ahır yer alıyor. Dik merdivenle çıkılan ara katta kışın kullanıldığı düşünülen alçak tavanlı odalar bulunuyor. Üst kat planı ara katta olduğu gibi açık sofalı, uzun dörtgendir. İki sekili iki çıkma ve iki köşk odalı.

Saat Kulesi
Çarpıcı görünümlü saat kulesi İzmir in sembolü olarak anılıyor. Konak Meydanı’nda yer alan bu ünlü Kule, 1901 yılında Sultan Abdulhamit’in tahta çıkışının 25.yıldönümü nedeniyle yaptırılmış

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/275645-izmirin-kulturel-ozellikleri-nedir.html#ixzz1UvQjsQ2Q

Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir

Yazan: firtina 13 Ağustos 2011 Cumartesi  
Kategori: türkiye

Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, çağdaş, gelişmiş, aynı zamanda işlek bir ticaret merkezidir. Cıvıl cıvıl olan alışveriş merkezinde dolaşmak oldukça keyiflidir. İzmir’in batısında nefis renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu.

Türkçe’de ”Güzel İzmir” olarak adlandırılan İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı İstanbul’dan sonra ikinci büyük limandır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir Uluslararası Sanat Festivali ve Uluslararası Fuarı ile de önemli bir yer tutar.

Bu madde Ankara ilinin kent merkezine ilişkindir. Başlığın diğer anlamları için Ankara

Yazan: firtina 12 Ağustos 2011 Cuma  
Kategori: türkiye

Bu madde Ankara ilinin kent merkezine ilişkindir. Başlığın diğer anlamları için Ankara (anlam ayrımı) sayfalarına bakınız.
Koordinatlar: 39°52′N, 32°52′E
Ankara
— Büyükşehir —

Arma

Slogan: Türkiye’nin Kalbi[1][2]

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları

Ankara ilinin Türkiye’deki konumu

AnkaraAnkara’nın Türkiye’deki konumu
Koordinatlar: 39°52′N 32°52′E / 39.867°N 32.867°E / 39.867; 32.867
Ülke Türkiye
Bölge İç Anadolu
Bölüm Yukarı Sakarya
İl Ankara
İdari birimler 16 ilçe[göster]Akyurt
Altındağ
Ayaş
Balâ
Çankaya
Çubuk
Elmadağ
Etimesgut
Gölbaşı
Kalecik
Kazan
Keçiören
Mamak
Pursaklar
Sincan
Yenimahalle
Yönetim
– Belediye Başkanı Melih Gökçek (AK Parti)
– Vali Alaaddin Yüksel
Yüz ölçümü
– Kent 30.715 km² (11.859,1 sq mi)
Rakım 938 m (3.077 ft)
Nüfus (2010)
– Kent 5,001,972
– Yoğunluk 155.100/km² (401.707,2/sq mi)
– Merkez 4,349,999
[3][4]
Zaman dilimi DAZD (+2)
– Yaz (YSU) DAYZD (+3)
Alan kodu 0312
Plaka kodu 06
Website:
Ankara Büyükşehir Belediyesi
T.C. Ankara Valiliği
T.C. Ankara Kalkınma Ajansı

Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti,[5] Ankara ilinin merkezi, Türkiye’nin en kalabalık ikinci ve dünyanın en kalabalık otuz sekizinci kenti.[6] Topraklarının büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Sakarya bölümünde yer alır. Türkiye’nin coğrafi merkezine yakın olduğu için, hem konum hem de işlev itibariyle Türkiye’nin kalbi benzetmesi yapılır.[1][2] Ankara; kedisi, keçisi ve bu keçinin yünü, tavşanı, armudu, balı, çiğdemi ve Kalecik Karası denilen misket üzümü ile ünlüdür.[7] Ortalama 938 m rakıma sahip olan [8] kentin nüfusu, 2010 yılı ADNKS tabanına dayalı nüfus sayımına göre 4,431,719 kişidir.[9][3] Bilinen tarihi en az 10 bin yıl öncesine, Eski Taş Çağı’na ulaşan[10] Ankara, Hattileri, Hititleri, Frigleri, Lidyalıları, Ahamenişleri (Persler), Makedonyalıları, Galatları (Keltler), Romalıları, Selçukluları ve Osmanlıları ağırlamış, Batı ve Doğu medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. Geçmişte, Galatlar’ın bir boyu olan Tektosaglara[11] ve sonrasında Friglere[12] başkentlik yapmış olan kent, 1923′ten beridir de Türkiye Cumhuriyeti’ne[5] başkentlik etmektedir

ankara türkiyem

Yazan: firtina 12 Ağustos 2011 Cuma  
Kategori: türkiye

Bu madde Ankara ilinin kent merkezine ilişkindir. Başlığın diğer anlamları için Ankara (anlam ayrımı) sayfalarına bakınız.
Koordinatlar: 39°52′N, 32°52′E
Ankara
— Büyükşehir —

Arma

Slogan: Türkiye’nin Kalbi[1][2]

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları

Ankara ilinin Türkiye’deki konumu

AnkaraAnkara’nın Türkiye’deki konumu
Koordinatlar: 39°52′N 32°52′E / 39.867°N 32.867°E / 39.867; 32.867
Ülke Türkiye
Bölge İç Anadolu
Bölüm Yukarı Sakarya
İl Ankara
İdari birimler 16 ilçe[göster]Akyurt
Altındağ
Ayaş
Balâ
Çankaya
Çubuk
Elmadağ
Etimesgut
Gölbaşı
Kalecik
Kazan
Keçiören
Mamak
Pursaklar
Sincan
Yenimahalle
Yönetim
– Belediye Başkanı Melih Gökçek (AK Parti)
– Vali Alaaddin Yüksel
Yüz ölçümü
– Kent 30.715 km² (11.859,1 sq mi)
Rakım 938 m (3.077 ft)
Nüfus (2010)
– Kent 5,001,972
– Yoğunluk 155.100/km² (401.707,2/sq mi)
– Merkez 4,349,999
[3][4]
Zaman dilimi DAZD (+2)
– Yaz (YSU) DAYZD (+3)
Alan kodu 0312
Plaka kodu 06
Website:
Ankara Büyükşehir Belediyesi
T.C. Ankara Valiliği
T.C. Ankara Kalkınma Ajansı

Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti,[5] Ankara ilinin merkezi, Türkiye’nin en kalabalık ikinci ve dünyanın en kalabalık otuz sekizinci kenti.[6] Topraklarının büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Sakarya bölümünde yer alır. Türkiye’nin coğrafi merkezine yakın olduğu için, hem konum hem de işlev itibariyle Türkiye’nin kalbi benzetmesi yapılır.[1][2] Ankara; kedisi, keçisi ve bu keçinin yünü, tavşanı, armudu, balı, çiğdemi ve Kalecik Karası denilen misket üzümü ile ünlüdür.[7] Ortalama 938 m rakıma sahip olan [8] kentin nüfusu, 2010 yılı ADNKS tabanına dayalı nüfus sayımına göre 4,431,719 kişidir.[9][3] Bilinen tarihi en az 10 bin yıl öncesine, Eski Taş Çağı’na ulaşan[10] Ankara, Hattileri, Hititleri, Frigleri, Lidyalıları, Ahamenişleri (Persler), Makedonyalıları, Galatları (Keltler), Romalıları, Selçukluları ve Osmanlıları ağırlamış, Batı ve Doğu medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. Geçmişte, Galatlar’ın bir boyu olan Tektosaglara[11] ve sonrasında Friglere[12] başkentlik yapmış olan kent, 1923′ten beridir de Türkiye Cumhuriyeti’ne[5] başkentlik etmektedir
ankarasohbet ederek ögrene blrsiniz

ANKARA’NIN GENEL ÖZELLİKLERİ, ANKARA’NIN YÜZÖLÇÜMÜ, ANKARA’NIN PLAKA NUMARASI

Yazan: firtina 12 Ağustos 2011 Cuma  
Kategori: türkiye

ANKARA’NIN GENEL ÖZELLİKLERİ, ANKARA’NIN YÜZÖLÇÜMÜ, ANKARA’NIN PLAKA NUMARASI

Yüzölçümü: 30.715 km²

Nüfus: 3.236.626 (1990)

İl Trafik No: 06

Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti Ankara, Orta Anadolu’nun merkezi bir noktasında kurulmuştur. Bu merkezi konumu itibariyle tarih boyunca özellikle Selçuklular ve Osmanlılar devrinde, Ankara keçilerinin tüylerinden yapılan sof kumaşlarının yurt dışına satılması Ankara’yı kervansarayların güzergahı ve bir ticaret merkezi haline getirmiştir.

Ankara, Birinci Dünya Savaşı sonrası Atatürk liderliğindeki ulusal direnişte belirgin bir konum üstlenmiş ve Ulusal Kurtuluş Savaşı ile Türk yurdunun yabancı işgalinden kurtarılmasıyla 13 Ekim 1923′de yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti ilan edilmiştir.

Ankara’nın en belirgin noktasında yer alan yapı, Ulu Önder Atatürk için yaptırılan ihtişamlı Anıtkabir’dir. 1953 yılında tamamlanan bu antik ve modern mimari sentezi yapı Türk mimarisinin gücünü ve zarafetini kanıtlamaktadır.

Şehrin en eski bölümleri tarihi Kaleyi çevrelemektedir. Duvarlar içinde 12. yüzyıla ait Alaaddin Cami her ne kadar Osmanlılar tarafından elden geçirilmişse de hala Selçuklu ahşap işçiliği ve sanatının güzel örneklerini sergiler. Pek çok sayıda ilginç eski Türk evi restore edilmiş ve sanat galerileri ya da geleneksel Türk mutfağından örneklerin sergilendiği lokantalar olarak yeniden hayat bulmuştur.

Hisar Kapısı’nın yakınlarında güzel bir şekilde restore edilmiş olan Bedestendeki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Paleolitik, Neolitik dönemlere ve Hatti, Hitit, Frigya, Urartu ve Roma Uygarlıklarına ait paha biçilmez eserler yer almaktadır.

Kalenin dışında 13. yüzyıldan kalma Arslanhane Cami ve 14. yüzyıla ait Ahi Elvan Cami görünmeye değer eserlerdendir. Roma döneminin şatafatını M.S. üçüncü yüzyıldan kalma hamamlar, dördüncü yüzyıla ait Julian Sütunu ve ikinci yüzyıldan kalma korint stiline inşa edilmiş olan Agustus Tapınağı Ulus Meydanı’na yakın bir biçimde kalenin çevresindedir. İmparator Augustus’un ”Politik Emirleri” nden biri olan ve kendisinin başarılarını ayrıntılı olarak veren yazıt, Ankara’daki Augustus Tapınağı’nın duvarlarıdır.

Kale yakınlarında, bir Roma Tiyatrosu ve aynı bölgede 15. yüzyıldan kalma Hacı Bayram Cami ve türbesi yer almaktadır.

Selçuklu tahta kapı oymacılığının şaheserlerinin ve diğer günlük kullanım araçlarının sergilendiği Etnografya Müzesinin hemen yanında yer alan Resim ve Heykel Müzesi Türk güzel sanatlarından kesitler içerir. Ankara’daki en büyük camii olan Kocatepe cami 1976 ile 1987 arasında Osmanlı mimarisine uygun olarak inşa edilmiştir.

Ankara, seçkin bale, tiyatro, opera ve halk dansları düzenlemeleri ile hareketli bir sanatsal ve kültürel yaşama sahne olmaktadır. Şehir, özellikle dinleyici sayısı hiç düşmeyen Flarmoni Orkestrası ile
ankarasohbet ederek ögrene bilrsinz herşey bu adresde bula bilrsinz